Başkent Doktorlar Kreş ve Gündüz Bakımevi

Okulumuz Doktor ve Psikolog gözetiminde bir kreştir... 10 Kişilik VİP sınıflarda hizmet verilen tek kreştir. Batıkent'in en iyi kreşi ile iletişim için: 0312 979 85 73 - 0505 831 00 00 - 0553 137 89 89

Etiket: kreş arıyorum

Çocukluk Dönemde Kaygı Bozuklukları
Çocukluk Dönemde Kaygı Bozuklukları

Ayrılma Kaygısı Bozukluğu: Okul öncesi döneme kadar normal gelişimin bir parçası olan ayrılma kaygısı, çocuğun yaşından beklenen düzeyin üzerine çıktığında yani okulçağına ulaşıldığında ve devam ettiğinde bu tanıyı almaktadır. Ayrılmakaygısıbozukluğu en yaygın kaygı bozuklukları arasındadır. Kız ve erkekçocuklarda aynı sıklıkla görülmekle birlikte, bazı araştırmalarda kızların daha fazla bir oranda gösterdiği görülmektedir. Evden ya da bağlandığı başlıca kişilerden ayrıldığında ya da böyle bir ayrılık beklendiğinde yineleyici bir biçimde aşırı sıkıntı duyabilir. Kötü bir olayın, bağlandığı başlıca kişiden ayrılmasına yol açacağına ilişkin sürekli ve aşırı kaygı duyma (örn. kaybolacağı ya da kaçırılacağı) olarak da kendini gösterebilir. Ayrılma kaygısından ötürü sürekli olarak okula ya da başka bir yere gitmek istemez ya da gitmeyi reddedebilir. Tek başına kalma, evde bağlandığı başlıca kişiler olmaksızın kalma ya da kendisi için önemli erişkin insanlar olmadan diğer ortamlarda bulunma konusunda isteksizlik gösterir ya da bu konuda sürekli ve aşırı bir korku duyar. Bağlandığı başlıca kişinin yakınında olmadan ya da evinin dışında uyumayıp, başka yerde kalamayabilir. Ayrılma konusunda sürekli kabus görebilir. Bağlandığı başlıca kişilerden ayrıldığında ya da böyle bir ayrılık beklendiğinde yineleyici bir biçimde baş ağrısı, karın ağrıları, bulantı ya da kusma gibi fiziksel semptom yakınmalarını dile getirir.

Yaygın Kaygı Bozukluğu: Temel özellik belirli çevresel koşullarla sınırlı olmayan yoğun, kontrol edilemeyen, yaygın ve sürekli bir kaygı halidir. Açıkça kaygı uyandırmayacak durumlar bile kaygı yaratabilir. Çocuklar birçok durumla ilgili gerçekçi olmayan kaygılar oluştururken günlük aktivitelerinde çok önemli olmayan detaylara takılıp kaygı yaşarlar. Fiziksel semptomlar olarak konsantrasyonda dağılmairitasyonuykubozukluklarıyorgunluktezcanlılıkkabuğunasığmazlıkalışık olunmayan kas gerginlikleri görülür. Böyle çocuklar kaygılanmaktan kaygılanırlar. Kendisini kaygısıyla baş edemeyen kaygılı biri olarak gördüğü için yeterince rahat olamama olasılığı olan en küçük bir durumda bile kaygılanır. Çocuklarda ve ergenlerde yaşantılarının bir yerinde panik atakla da karşılaşmaları mümkündür. Bu çocukları belirlemek çok zor değildir. Çükü yaşantılarının birçok yerinde kaygı yaşadıkları için çabuk göze çarpar. Ancak aileler için zorluk noktası belirgin olarak gerçekten neyin yanlış gittiğini anlayamamalarıdır. Problemi nerede olduğunu bilemedikleri için de çözüm üretemezler. Böyle kaygılara bir süre çok yoğun yaşanıp daha sonra hafiflediği dönemler de söz konusu olabilir.

Özgül Fobi: Özgül bir nesne ya da durumun varlığı ya da böyle karşılaşılacak olma beklentisi ile başlayan aşırı ya da anlamsız, belirgin ve sürekli korku halidir. Belirli hayvanlarla karşılaşma, yükseklikkaranlıkgök gürültüsüuçakla seyahat etmekapalı yerler, genel tuvaletleri kullanma, belirli yiyecekleri yeme, dişçiye gitme, kan veya yara görme ve belirli hastalıklarla karşılaşma korkuları görülebilir. Yetişkinlerde böylesi durumlarda panik atak biçimini alabilecekken, çocuklarda endişe, ağlama, huysuzluk gösterme, donakalma, sıkıca sarılma gibi dışa vurulabilir. Yetişkinlikte anlamsız olduğunu bilmesine karşın çocuklarda bu özellik bulunmayabilir.

Sosyal Fobi: Adından da anlaşılacağı üzere bu problemi yaşayanlar sosyal ortamlarda kaygı yaşarlar. Kendilerinin yeterince başarılı olamadıklarına inanırlar, devamlı olarak böyle bir ortamdaki sıkıntıya odaklanırlar. Kişi küçük duruma düşeceği ya da utançduyacağı bir biçimde davranacağından korkar. Çocuklarda tanıdık kişilerle yaşına uygun toplumsal ilişkilere girebilme becerisi olması ve kaygının sadece yetişkinlerle değil yaşıtlarıyla da ortaya çıkması gerekir. Çocuklarda kaygıağlamahuysuzlukgöstermedonakalma ya da tanıdık olmayan insanların olduğu durumlardan uzak durma olarak dışa vurabilir. Bazı ortamlar diğerlerinden daha fazla kaygı yaratabilir. Tanıdığı arkadaş grubunda rahatça konuşurken, sınıf ortamında konuşmaktan çekinir. Ya da öğretmeniyle birebirde konuşurken sınıfta sorulduğunda cevap vermez. Toplulukla oynanan oyunlara katılmaz, sadece uzaktan izlemekle yetinirler. Tüm bunların sonucunda topluluğun olduğu yerlere; yuvaya ya da okula gitmek istemezler. Bu çocuklar özellikle başkaları tarafından gözlenebilen sosyal ortamlarda daha çok kaygı duyarlar. Örneğin, öğretmenine soru sorarken çekinmeyebilir fakat bütün bir sınıfın önünde konuşma yapacağı zaman endişeye kapılabilir. Sosyal fobisi olan çocuklar çoğunlukla korkularının abartılı olduğunun farkına varırlar fakat bunu kontrol edemezler. Kendi duygularını kontrol edememek onları daha çok kaygılandırır. Bazı çocuklar da bu kaygılarıyla kendilerini dış dünyaya sözel olarak kapatarak başa çıkmaya çalışır. Bu gibi çocuklar kalabalık ve sosyal ortamlarda konuşmaktan çekinirken bire bir konuşma gibi diğer durumlarda aynı kaygıyı hissetmezler.

Panik Bozukluk: Panik bozukluk yaşayan çocuklar panik atak adı verilen tekrarlayıcı ve beklenmedik krizleri yaşarlar. Küçük yaş çocuklarında çok görülmemekle birlikte daha büyük çocuk ve ergenlerde görülebilir. Panik ataklar genelde yirmi dakika ile yarım saat arasında süren çok yoğun kaygı durumlarıdır. En üst noktaya genelde ilk on dakikada ulaşır. İlk on dakikada kalpçarpıntısıkalp çarpışında artışterlemetitremesarsılmagöğüsağrısı ya da göğüstesıkıntıhissimidebulantısıkarınağrısınefesdarlığı ya da boğuluyorgibiolma duyumlar yaşanır. Soluğun kesilmesi, baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma, gerçek dışılık duyguları ya da benliğinden ayrışma hali, kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağıkorkusuölüm korkusu, uyuşma ve karıncalanma duyumları, üşüme, ürperme ve ateş basmasıgibi sıkıntılar dile getirilebilir. Panik atağı belirli bir durumda yaşamış olmasına karşın, çocuğun herhangi bir uyarı gelmeden tekrar yaşayacağına dair bir inancının oluşması çocuğu yeterince kaygılı yapar. Böylece yaşam biçimini değiştirmesine birçok şeyden kaçınmasına neden olabilir.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu: Çocuk, ergen ya da yetişkinin gerçek bir ölüm ya da ölüm tehdidi, ağır bir yaralanma, kendisinin ya da başkalarının fizik bütünlüğüne bir tehdit olayı yaşamış, böyle bir olaya tanık olmuş ya da böyle bir olayla karşı karşıya gelmiş olması sonucunda görülebilir. Yetişkinler daha çok aşırıkorkuçaresizlik ya da dehşetedüşme tepkileri gösterirken çocuklar bunların yerine dağınık ya da ajite davranışla tepkilerini dışa vurabilirler. Belirtiler özellikle travmadan sonraki üç ayda ortaya çıkar ama bazı çocuklar bunun üstünü kapatabilirler. Bundan dolayı aylar veya yıllar sonra da travmanın etkileri görülebilir. Bu çocuklar yaşamış oldukları travmadaki duyguları tekrar tekrar yaşayabilirler ve bunu oynadıkları oyunlarda belli ederler. Kişilik özellikleri ya da kişide önceden bir duygusal hassasiyetin bulunması, bu problemin gelişimi için eşiği düşürür ya da gidişi alevlendirir. Tipik belirti, geri dönüşler ve rüyalarla travmanın yineleyici bir biçimde yaşanmasıdır. Olaya ilişkin detayları hatırlamakta zorluk çekerler, uykubozukluğu ve dikkateksikliği görülür. Ayrıca kolay irrite olurlar. Bir duygusuzluk hali, diğer insanlardan uzaklaşma, haz almama ve travmayı hatırlatacak etkinliklerden kaçınma vardır. Aşırı uyarılmışlık ve tetikte olma durumu, artmış irkilme tepkisi ve uykusuzluk vardır.

Kaygının Kaynağı

Klinik alandaki pek çok teori ve araştırma kaygı bozukluklarının dayanaklarını, bulgularını ortaya çıkış biçimini anlamaya yönelmiştir. Kaygıların ortaya çıkışıyla ilgili üç farklı yaklaşımdan söz etmek mümkündür. Psikanalik yaklaşıma göre kaygılar ve fobiler çocuğun büyürken yaşadığı bilinçaltındaki çatışmalarla baş etmek üzere geliştirilmiş savunma mekanizmalarıdır. Bu dile gelmekte zorlanılan dürtüler, anılar ve duygular bastırılarak dışarıdaki bir nesne ya da duruma yansıtılır. Böylece gerçekte yaşanan kaygının kaynağı sembolleştirilmiş olur. Davranış ve öğrenme teorilerine göre ise, kaygı bir deneyim içerinde öğrenilmiş bir şeydir. Bazı durumlarda çocuk etrafındaki kendine model aldığı yetişkinlerin verdiği mesajları içselleştirerek kaygılı bir durum ya da nesneyle ilgili kaygılı düşünceler geliştirir ve bu inançlara sıkı sıkıya bağlanır. Bazılarında ise başlangıçta kendinde kaygı yaratan durumlardan kendini uzak tutup kaçındıkça bir pekiştirme süreci yaşar. Kaygı uyandıran durumlardan uzak durmak kaygıyı azalttığı için devamlı olarak uzak durmaya ve zihninde de bu durumla ilgili iyice yerleşik inançlar geliştirmeye başlar. Bağlanma teorisine göre ise, korku kişinin hayatta kalabilmesi için biolojik olarak var olan bir duygusudur. Ancak bebeklikten itibaren olan bu varoluşsal kaygılar zamanla bakım veren kişinin onun kaygılarını sakinleştirmesi, kavraya bilmesi, rahatlaması için tutalı olarak cevap vermesi ile baş edilir olmaya başlar. Güven ilişkisi içinde baş edilir olan kaygılar, yeterince güvenin sağlanamadığı ilişkilerde sürekli ve baş edilemez olmaya başlar.

Kaygılı Çocuğun Klinik Alanda Ele Alınması

Kaygı bozukluğu olan çocukla klinik alanda çalışma, kaygının dayanağını anlamakla başlar. Aile içi dinamikler, kaygının ortaya çıkışını ve sürekliliğine temel olan nedenler anlaşılmaya çalışılır. Çocukla yapılan birebir görüşmelerde çocuğun kendisinde kaygı yaşatan durumlarla ilgili bağlantı kurması üzerine çalışırken, anne-babalarla yapılan görüşmelerde de kendi bireysellikleri üzerinden çocuklarının yaşadığı kaygı arasındaki bağlantı ele alınır.

Şebnem Orhan
Uzman Klinik Psikolog

 

Babalar günü özel – BDK
Babalar günü özel – BDK

En sevdiğimiz en değerlimiz babalarımızla çocuklarımızın özel buluşması bdk aile etkinlikleri çerçevesinde gerçekleşmiştir.

Bugün BDK’nın çocukları kendi evlerini yaptılar
Bugün BDK’nın çocukları kendi evlerini yaptılar

Bugün BDK’nın çocukları kendi yaptıkları evlerle hem yaratıcılıklarını konuşturdular, hem de temiz hava ile beraber çok güzel vakit geçirdiler ?

Drama derslerimiz keyifle devam ediyor
Drama derslerimiz keyifle devam ediyor
Tuvalet eğitimi verirken bunlara dikkat!
Tuvalet eğitimi verirken bunlara dikkat!

Dünyayı keşfetmenin, ona sahip olmanın hazzını yaşayan çocuklara ebeveynin engelleyici, korumacı, müdahaleci yaklaşımının zarar verici oluyor.

2-3 yaş döneminin, çocuğun kendisinin ve dış dünyanın farkına vardığı, öğrenme ve dış dünyayı keşfetme yılları olduğunu vurgulayan Üsküdar Üniversitesi NP İSTANBUL Feneryolu Polikliniği’nden  Aynur Sayım, dünyayı keşfetmenin, ona sahip olmanın hazzını yaşayan çocuklara ebeveynin engelleyici, korumacı, müdahaleci yaklaşımının zarar verici olduğu uyarısında bulunuyor.

Sayım bu dönemde Anne-babanın çocuk için gerekli güvenlik önlemlerini alarak, çocuğa kendisini gerçekleştirmesi için fırsat vermesi, ona bir alan sunması gerektiğini belirtiyor.

 

Tuvalet eğitimindeki ihmal çocuğu depresyona götürüyor

“Çocuk gelişiminde kritik dönemler vardır. 2-3 yaş da ise bu dönemlerden biridir. Çocuğun annesi ya da bakımını veren kişi ile arasında kuracağı güven ilişkisi, çocuğun yaşamı boyunca tüm insanlarla kurduğu ilişki tarzını ve güvenini temsil ediyor.

Bu anlamda ilk 3 yıl gelişimde çok önemli. Annesinin tüm ihtiyaçlarını karşılamasını isteyen bebek, acıkınca doyurulmayı, altı pislenince temizlenmeyi, dokunsal teması, sevgi dolu bakışlara ihtiyaç duyar. Bu ihtiyaçlar gecikmeden, zamanında yerine getirilirse çocuğun anneye ya da bakıcısına güveni artar, kendini de güvende hisseder.”

Bu dönemin çocuğun sosyalleşmesi ve bireyselleşmesi açısından kritik bir dönem olduğunun altını çizen Sayım, bu dönemin aynı zamanda da çocuğun tuvalet eğitimini kazandığı dönem olduğunu kaydediyor. Sayım tüm gelişim dönemlerinde olduğu gibi bu dönemde de çocuğun tuvalet eğitimine hazır oluşunu beklemek ve sabırlı olmak gerektiği konusunda ebeveynleri uyarıyor. Sayım çocuktan gelecek sinyallerini iyi takip edilmesi gerektiği hatırlatmasında bulunuyor.

 

ÇOCUK TUVALETİ GELDİĞİNDE SİNYALLER VERİR

“Çocuk, tuvalet eğitimine hazırsa sinyaller verir. Gizli gizli köşelerde çişini, kakasını yapar tuvaletinin geldiğini de söylemeye başlar. Eğer çocuk hazır olduğunu hissettiriyorsa, o zaman tuvalete götürmek ve olumlu pekiştirici kullanmak gerekir. Aferin demek,  ödüllendirmek gibi.”

Ödüllendirmenin tuvalet eğitiminde önemli olduğunu vurgulayan Sayım, baskı yapılmaması konusunda da uyarıyor.

 

TUVALET EĞİTİMİNDE BASKI ÇOCUĞU DEPRESYONA SÜRÜKLEYEBİLİR

“Eğer çocuk hazır olmadan veya erken dönemde anne-baba acele eder, çocuğa baskı yaparsa, çocuk bu dönemde saplanır, ileride birtakım sorunlar ortaya çıkabilir. Bu süre 3 yaştır. 3 yaşa kadar beklemek gerekebilir. Çocuk altını ıslattı ya da kirletti diye ceza kullanmak, dövmek, yakmakla tehdit etmek, korkutmak, çocuğu örseler. Bu yanlış tutumlar, çocuğun, çekingen, girişimci olmayan, kendine güvensiz olmasına neden olur. Ve çocuk bu gibi cezaları beden bütünlüğüne zarar geliyor olarak algılar, insanlara güvenmez, her an zarar görmekten korkar.

Anksiyetesi yüksek, kaygılı bir kişi olur. Buna bağlı olarak başka davranış sorunları da oluşabilir. Alt ıslatma, kaka kaçırma kalıcı olabilir. Kekemelik, agresivite, uyum güçlükleri, sosyal fobi gibi sorunlar tabloya eşlik edebilir, çocukta depresyon gelişebilir.”

Sayım, çocuğun gelişimi, beklenen düzeyin gerisindeyse, tuvalet eğitiminin kazanılması daha geç dönemlere kalabileceğini ifade ediyor. Tuvalet eğitimi döneminin kritik bir dönem olduğunu belirten Uzm. Psk. Aynur Sayım, anne ve babanın bu dönemde bilinçli davranması gerektiğini söylüyor.

 

SİNYAL VEREN ÇOCUĞA KORUMACI DAVRANMAK DUYGUSAL GELİŞİMİ ENGELLİYOR

“Çocuk sinyal verdiği halde korumacı davranıp, örneğin şimdi kış, hava soğuk, yaza bıraktık diyen annelerimiz de olduğunu görebiliyoruz. Bu tutum da aşırı korumacı-kollamacı tutum olması nedeniyle, çocuğun duygusal gelişimini olumsuz etkiler. Bu tutuma maruz kalan çocuk, her konuda muhtemelen bunu yaşar. Yani çocuğa sorumluluk verilmez, çocuk öz bakımı için desteklenmez ve korunursa, çocuk duygusal olarak büyüyemez, küçük kalır.”

 

Uzm. Psk. Aynur SAYIM
Küçük öneriler
Küçük öneriler

Bazen küçük öneriler büyük işlere vesile olur. İşte sizlere küçük ama değerli bir kaç öneri..

BDK e-Katalog için tıklayınız
BDK e-Katalog için tıklayınız

Batıkent Kreşlerini tararken BDK’yı ziyaret etmeden geçerseniz sonradan üzülürsünüz.

Sağlı, Mutlu ve Verimli bir dönem dileği ile…

Çocuklar ne sıklıkla yıkanmalı?
Çocuklar ne sıklıkla yıkanmalı?

ÇOCUKLARDA YIKANMA ALIŞKANLIĞI

         Gün boyu oyunlarla ve diğer etkinliklerle enerji tüketen çocuklarımıza, yıkanma alışkanlığının doğru bir şekilde kazandırılması son derece önemlidir. Doğru bir yıkanma alışkanlığının kazanılması; çocuğun hem fiziksel görünümünü olumlu yönde etkileyecek, hem de suyun rahatlatıcı etkisi çocuğun ruhsal gerginliği varsa azaltmasına yardımcı olacaktır. Bununla beraber yıkanma, cilt sağlığının korunması ve enfeksiyonlardan uzak kalma konusunda da büyük katkı sağlayacaktır. Peki, bu alışkanlığın çocuklara doğru kazandırılması konusunda biz yetişkinlere neler düşmekte?

Öncelikle; doğru bir yıkanma alışkanlığının geliştirilmesi için, “yıkanma sıklığının ne kadar olması” gerektiği konusunda doğru bilgi sahibi olmak gerekmektedir. Uzmanlara göre, sabun ve suyla yıkanma sıklığı yaz aylarında 2 günde 1, kış aylarında ise haftada 3 kez olmalıdır. Çocuğun her gün sabunla yıkanması durumunda, kimi zaman cildinde kuruma ve egzama (dermatit) benzeri rahatsızlıklar meydana gelebilmektedir. Ancak, eğer çocuğunuzun sıcaktan bunaldığını fark ettiyseniz, sabun kullanmamak kaydıyla her gün çocuğunuza sadece ılık suyla duş aldırabilirsiniz. Çok sıcak ya da çok soğuk suyun kullanılması, çocuğunuzun cildini tahriş edecek ve kimi durumlarda ise yıkanmaktan korkmasına/kaçınmasına yol açacaktır.

Doğru yıkanma sıklığının uygulanmasının ardından, çocuğun duş alacağı ortamın özelliklerinin doğru sağlanması gerekir. Bunlardan bazıları; çocuğun yıkanacağı suyun ısısının doğru ayarlanması, çocuk küvette yıkanıyorsa küçük oyuncakların bulunması, pH değeri dermatologlarca onaylanmış çocuk şampuan ve sabunlarının kullanılmasıdır. Bu koşulların sağlanması, hem çocuğun fiziksel sağlığını koruyacaktır, hem de çocukluk döneminden sonrası için de uygun bir ortam oluşturacaktır.

Çocukların yıkanma sıklığının yeterli olması ve yıkanılan ortamın uygunluğu gibi etmenler, çocuğun yaşamı boyunca banyo alışkanlığının doğru oluşmasını sağlayan en önemli faktörlerdendir. Peki, eğer çocuğunuz banyo yapmaktan korkuyorsa ve bu durumun önüne geçemiyorsanız neler yapmalısınız?

 

  • Çocuğunuzu yıkarken, onun sağlığını tehlikeye atmayacak şekilde hareketlerinde özgür bırakın. Böylece, çocuğunuz kısıtlanıyor olma düşüncesinden vazgeçip, yıkanmaya karşı daha da olumlu bir şekilde yaklaşacaktır.
  • Yıkanma zamanını çocuğunuza söylerken, “Haydi küvete gel.” gibi bir cümle yerine, “Hadi şimdi köpüklerle küçük bir resim çizelim.” diyerek çocuğunuzun bu konudaki isteğini artırabilirsiniz.
  • Çocuğunuzun yıkanma saatini oyun saati ya da diğer etkinlikleri esnasına koymayın. Oyun saatini bölerek yıkamaya çalışmanız, onun tepki göstermesine ve yıkanmaya karşı olumsuz bir tutum göstermesine yol açacaktır.
  • Çocuğunuzun yıkanacağı yerin güvenliğini tamamıyla sağlamış olun. Aksi takdirde, eğer çocuğunuz banyo esnasında düşerse bundan sonrası için yıkanmaya karşı çoğunlukla isteksiz olacaktır ve size direnecektir.
  • Yıkanma esnasında yanlışlıkla altına kaçıran çocuğunuza sert tepkiler vermekten kaçının. Sert tepkiler verdiğiniz durumda, çocuğunuz yıkanmanın aslında o kadar da güzel bir şey olmadığını düşünecek ve “annemin/babamın bana kızdığı zaman yıkandığım zamandı.” diyerek yıkanmaya karşı olumsuz bir tutum takınacaktır.

Yeni konularla, yeni yazılarla Doktorlar Kreş web sitesinden sizlerle olacağım.

Sağlıklı günler diliyorum.

Psk. Özge Irmak PALA

Çocuğumu Kreşe “Tam gün mü, Yarım gün mü” göndermeliyim?
Çocuğumu Kreşe “Tam gün mü, Yarım gün mü” göndermeliyim?

Kreşe “Tam gün mü, Yarım gün mü” göndermeliyim?

En doğru okul seçiminin önemi kadar eğitimin “Tam gün mü, Yarım gün mü” olduğu da çok önemlidir. Yeni Eğitim öğretim yılına başlarken cevaplanması gereken bir soru var.

Okul öncesi eğitimde doğru olan Tam gün mü, Yarım gün mü?

Çocuklarımız kreşe başladığı ilk dönemde alışma dönemi yaşamaktadır. Bu her çocukta farklı karakterde görünen çok normal bir durumdur.

Bir öğrencinin sadece yarım gün okulda bulunması tıpkı “oyununun yarıda kalması” gibi travmatik bir etki yaratmaktadır. Bunu destekler bir şekilde bilim insanları tam gün eğitim alan çocukların, yarım gün eğitim alanlara göre daha aktif, daha sosyal ve beceri faaliyetlerinin daha iyi geliştiğini yani sosyal ve akademik eğitimleri daha iyi olduğunu ifade etmişlerdir.

Çocuğun evde geçirdiği süre daha fazla olması ailelerin hoşuna gittiği için okula yarım gün göndermeyi düşünseler bile aslında bu doğru bir tercih değildir. Çünkü çocukların eğitim programlarında bulunan Yabancı Dil eğitimleri, tiyatro, dans, drama, kaynaşma eğitimleri, bülten çalışmaları vs… gibi faaliyetler tüm güne düzenli olarak yayılmıştır. Özetle yarım gün okula gitmek, Eğitimlerin yarısını almak demektir.

Çocukların yeni bir ortama girmesi elbette onları ürkütebilir. Yeni uyaranların olması, yeni insanlarla bir araya gelmesi, ailesinin onu bırakıp gittiğini düşünmesi çocukta ister istemez endişe yaratacaktır. Çocukların bu alışma sürecindeki durumunu normaldir.

Okulunuzun psikolog desteği ve uyum programı ile bu süreç kolaylıkla atlatılabilir. Bu nedenle profesyonel destek almanız veya psikolog desteği verebilen okulları tercih etmeniz okula alışma döneminin hem sizin hem de çocuğunuz için daha rahat daha huzuru ve daha sağlıklı geçirmesini sağlayacaktır.

Unutmayalım ki rahat bir uyum süreci, başarılı bir eğitim hayatının kapısını açacaktır.

Mutlu çocuklar, Başarılı yarınlar için BDK ile kalın…

 

www.doktorlarkres.com

BDK Bahçesinde Dev Oyun Parkuru

Çocuklarımızın çok sevdiği dev oyun parkuru ile eğlenceye kaldığımız yerden devam ediyoruz…
#yazokulu #eglence #yaz #okul #kres #bdk

BDK ÖĞRENCİLERİ EVRENSEL DEĞERLER MÜZESİ ZİYARETİNDE
BDK ÖĞRENCİLERİ EVRENSEL DEĞERLER MÜZESİ ZİYARETİNDE

Afrika ormanlarinda gizemli yolculuk yaparken, acaba neler gorduk? Nesilleri tukenmekte olan hayvanlar bizden neler bekliyorlar?
Her gun soframizda yedigimiz domates, biber gibi sebzeler acaba nasil yetisiyor? Bu gidalar soframiza gelinceye kadar nasil bir yolculuktan geciyor? Biz insanlara ve cevreye ne kadar saygiliyiz? ?
Tüm bunlarin cevabini kimi zaman bir iklim bilimci kimi zaman bir ciftci olarak usta egitimcilerin eşliginde birlikte cevap bulduk.

 

Doktorlar Kreş Dans Dersleri
Doğum günün kutlu olsun Masal Sare Seni çok seviyoruz…

Doğum günün kutlu olsun Masal Sare
Seni çok seviyoruz…

T.C. Sağlık Bakanlığı & BDK işbirliği ile “Yaşama yol ver” kampanyası
T.C. Sağlık Bakanlığı & BDK işbirliği ile “Yaşama yol ver” kampanyası

T.C. Sağlık Bakanlığı & BDK işbirliği ile 112 Acil Çağrı hattının gereksiz aranmasının önlenmek ve trafikte ambulansın geçiş önceliğine özen gösterilmesini sağlamak amacıyla başlattığı “Yaşama Yol Ver” kampanyası bilgilendirme çalışmaları kapsamında BDK öğrencileri ile bir araya geldi.

bdkBDK öğrencilerine “Yaşama Yol Ver” Projesi kapsamında eğitim verildi. 112 Acil Çağrı Merkezi’nin ne olduğu, nasıl ve hangi durumlarda aranması gerektiği, acil müdahalede yapılması gerekenler ve ambulans hizmetleri hakkında öğrencilere bilgi verilirdi.

Sağlık Bakanlığı’na bağlı bir ambulans Doktorlar kreşe geldi. Öğretmen ve öğrencilere ambulansın içi gezdirilerek detaylı olarak tanıtıldı. Öğrenciler ambulansı ilgiyle ve merakla inceledi.

BDK Kurucusu Yusuf TEMREL, Başkent Doktorlar Kreş olarak “Öğrencilerimizin sağlık hizmetlerini daha yakından tanıması bizi daha mutlu ediyor. ‘Ağaç yaşken eğilir’ atasözümüzle bu hizmetlerin birbiriyle ne kadar örtüştüğü ortadadır” dedi. Sağlık bakanlığına, “Yaşama Yol Ver” projesine destek veren tüm sağlık ekibine ve en önemlisi meraklı minik 112’lere teşekkürlerini iletti.

Doktorlar Kres : 05058310000
www.doktorlarkres.com

Başkent Doktorlar Kreş’i tanıyalım?
Başkent Doktorlar Kreş’i tanıyalım?
Doktorlar Kreş’ten çocuklarınızı daha iyi anlamanızı sağlayacak 8 Film Önerisi
Doktorlar Kreş’ten çocuklarınızı daha iyi anlamanızı sağlayacak 8 Film Önerisi

İşte o filmler;

Inside Out (Ters Yüz)

11 yaşında genç bir kız olan Riley de hepimiz gibi duygularına (Neşe, Korku, Öfke, Tiksinti ve Üzüntü) göre davranır. Duygular, Riley’in zihnindeki kontrol merkezinde yaşar ve ona günlük hayat hakkında önerilerde bulunur. Riley ve duyguları San Francisco’daki yeni yaşamlarına uyum sağlamak için mücadele ederken “kontrol merkezi”nde kargaşa çıkar. Riley’in en kuvvetli ve önemli duygusu olan “Neşe” durumu düzeltmeye çalışsa da duygular yeni bir şehir, ev ve okul ile nasıl başa çıkacakları konusunda çatışma yaşarlar.


moonrise_kingdom

Moonrise Kingdom (Yükselen Ay Krallığı)

Filmin konusu 1965 yılında, New England’daki New Penzance isimli adada geçmektedir. Anne ve babası bir süre önce vefat eden ve bir çifte evlatlık olarak verilen 12 yaşındaki Sam Shakusky (Jared Gilman), yaz aylarını Oymakbaşı Ward’un (Edward Norton) liderliğindeki “Khaki İzcileri” isimli izci grubunun Ivanhoe Kampı’nda geçirmektedir. Adanın diğer tarafında ise Suzy Bishop (Kara Hayward), babası Walt (Bill Murray), annesi Laura (Frances McDormand) ve kendisinden küçük üç erkek kardeşiyle birlikte yaşamaktadır. Önceki yaz, kilisede sergilenen bir tiyatro oyununda tanışan ve o günden itibaren mektuplaşan Suzy ile Sam, birlikte kaçmaya karar verir. Kampın en az popüler üyelerinden biri olan Sam, Khaki İzcilerinden ayrıldığını yazdığı mektubu ardında bırakıp, yanına bazı malzemeler de alarak bir gece kamptan gizlice kaçar. Ward, geri kalan izcileri ve grubun köpeği Snoopy’yi, Shakusky’yi aramakla görevlendirir.

Birlikte, adada yer alan ıssız bir koya gitmeyi amaçlayan ikili, adayı baştan sona kadar dolaşarak amaçlarını gerçekleştirir ve bu koyda kendilerinde bir kamp yeri kurarlar. Ertesi sabah ada polisi, Ward, izciler ve Suzy’nin ailesi, botla birlikte kamp yerine gelir ve ailesi Suzy’i eve götürerek Sam ile görüşmesini yasaklar. Evlatlık alan ailenin kendisini geri istememesi üzerine Sam, yetimhanede görevli Sosyal Servisler (Tilda Swinton) gelene kadar Polis Yüzbaşı Sharp’ın (Bruce Willis) yanında kalır. Önceleri kendisine iyi davranmayan izci grubu, yaşananlardan etkilenerek Sam ve Suzy’yi kaldıkları yerlerden kaçırmaya ve birbirine aşık çifti bir araya getirmeyi planlar. Başlarına gelen birtakım olayların ardından ikilinin bir araya gelmesine Suzy’nin ailesi ikna olurken, Yüzbaşı Sharp da yetimhaneye gitmesinin önüne geçmek için Sam ile birlikte yaşamaya başlar.


kevin_hakkinda_konusmaliyiz

We Need To Talk About Kevin (Kevin Hakkında Konuşmalıyız)

Eva, Kevin’a hamile kaldığı gençlik yıllarında bütün kariyer planlarını ve hedeflerini bir kenara koyarak çocuğunu dünyaya getirmeye karar verir. Fakat annenin oğlu için hayatından yaptığı bu fedakarlık maalesef Kevin’in çocukluk yıllarından itibaren başlayarak hayatlarını ters yönde etkilemeye başlar. Kevin 15 yaşına geldiğindeyse lisedeki çete gruplarıyla takılmaya başlar ve hiç kimsenin hoş görmeyeceği olaylara karışır.
Eva oğlunun hatalarından dolayı derin sorumluluk ve suçluluk duyarak, nerede yanlış yaptığını sorgulamaya başlar. Bu arada Kevin’in ayrıldığı babası ile yeniden iletişime geçmek durumundadır.


lord_of_the_flies

Sineklerin Tanrısı

Okyanus üzerinde iken uçakları kaza yapan otuz kadar İngiliz askeri okul öğrencisi yakınlardaki ıssız bir tropikal adaya çıkarlar. Kazadan hiçbir erişkin sağ kurtulamamıştır. Yetişkinlerin dolayısı ile baskının ve kuralların olmadığı bir dünya üstelik de bir mercan adasının cenneti andıran ortamı ile birleşince çocuklara başlarda çok güzel gelir. Kendilerine göre bir düzen kurup oyunlar oynayıp avlanırlar. Ancak aradan zaman geçtikçe oluşan rekabet, korku ve güvensizlik bu bir bakıma demokratik düzeni terkedip kabile düzenine geçmelerine ve bunun sonucunda da gitgide vahşileşip korkunç bir kişiliğe bürünmelerine yol açar. Kaçınılmaz olarak da kamplaşma başlar. Bir grup çocuk uygarlığı temsil eden akılcı ve karizmatik Ralph’ın liderliğini kabul ederken,diğer bir grup da ilkelliğin temsilcisi olan Jack’in peşinden giderek kampı terkederler. Jack çevresindekileri ‘bilinmeyen’ le korkutarak kendine bağlamış ve kontrol altında tutmaktadır (dinlerin metaforu). Jack ve etrafındakiler avlanırlar, çiğ et yerler ve bunun sonucunda gittikçe daha da vahşileşirler. Ralph’ın kampına baskınlar düzenleyip işi cinayet işlemeye kadar vardırırlar.


dead_poets_society

Ölü Ozanlar Derneği (Dead Poets Society)

1959 yılında geçen film, John Keating (Robin Williams) adlı çok başarılı ve bir o kadar da farklı olan edebiyat öğretmeninin çok disiplinli bir erkek okulu olan Welton Academy’de (takma adı Hell-ton) öğretmenlik yapmaya geldiğinde başlar. Bay Keating, çoğu baskı altında olan öğrencileri edebiyat ve şiirin bambaşka dünyasıyla tanıştırır. Onlara özgürlüğü, hayatı yeniden anlamayı, dünyaya farklı açılardan bakmayı öğretir. Ancak Welton Akademisinin felsefesine tam örtüşmeyen bu ders anlatımı akademi yönetimi tarafından da gözden kaçmayacaktır. Okul müdürü Bay Nolan, yeni edebiyat öğretmenini, öğrencilerinden birinin intiharı üzerine, sorumlu görmüştür. Bunu bahane ederek edebiyat öğretmeni Bay Keating’i okuldan ayrılmaya zorlamıştır, fakat bu ayrılığa onu anlayan öğrencilerinin verdiği tepki Bay Nolan’ı hayatı boyunca yaşadığı belki de en utanç duyacağı anına sürükler.


tom_sawyer

Tom Sawyer

Tom Sawyer, her türlü yaramazlıkları yapan, ele avuca sığmayan bir çocuktur. Missisipi ırmağı kıyısında bulunan St. Ptersburg kasabasında, kendisini çok sevdiğine inandığı Polly Teyze’sinin yanında yaşamaktadır. Bu yüzden teyzesinin kendisini azarlamalarına ve zaman zaman kamçıyla dövmelerine aldırış etmez. Üvey kardeşi Sid, zaman zaman teyzesini kışkırtıp dayak yemesine sebep olduğu için, Tom onu hiç sevmemektedir. Ama teyzesinin kızı Mary’yi ise kendisine yakın bulmakta ve sevmektedir. Çünkü Mary ona karşı çok şefkatli davranmakta, onun her işinde yardımcı olmaktadır… Yeni taşınan komşunun Becky Thatcher isimli güzel bir kızları vardır. Tom, daha önce sevdiği Amy Lawrens’i unutarak, bu kızla ilgilenmeye başlar…


oliver_twist

Oliver Twist

Oliver Twist bir yetimdir ve çok geçemden yetimhaneden kaçarak korkunç bir eve düşer. Kendisine yapılan kötü ve acımasız davranışlar Londra’ya kaçmasına neden olur. Burada Artful Dodger yakalar onu ve Fagin’e götürür. Fagin, bu genç adama çok iyi davranır ama bu gerçekten de Oliver’ın istediği hayat mıdır orası tartışılır. Charles Dickens’ın o ölümsüz romanından Roman Polanski tarafından perdeye aktarılan bu klasik hiçbir zaman değerini ve anlamını yitirmeyen özlümsüz eserlerden biridir.


cennetin_cocuklari

Cennetin Çocukları (Children of Heaven)

Mecid Mecidi’nin hem İran sinemasında hem Dünya sinemasında konu “kanırta kanırta ağlatan filmler” olduğunda bir şampiyon olmasının sebeplerinden biri olan film, Ali’nin kız kardeşinin ayakkabılarını kaybetmesiyle başlıyor yolculuğuna. Küçük insanların büyük hikayelerini ve çocuk psikolojisini mükemmel şekilde işleyen bir film. Aynı zamanda Oscar’a aday gösterilen ilk İran filmi olma özelliğini de taşıyor.

ÇOCUĞUMA TUVALET EĞİTİMİNİ NASIL ÖĞRETEBİLİRİM ?
ÇOCUĞUMA TUVALET EĞİTİMİNİ NASIL ÖĞRETEBİLİRİM ?

ÇOCUĞUMA TUVALET EĞİTİMİNİ NASIL ÖĞRETEBİLİRİM ?

Tuvalet alışkanlığı, çocuk zihinsel ve fiziksel açıdan hazır olduğunda başlamalıdır. Peki, bu hazır oluş evresi nedir, çocuk tuvalet eğitimine nasıl başlamalıdır, çocuğa tuvalet eğitimi nasıl öğretilmelidir ve ne zaman öğretilmelidir?

Küçük bir çocuk için alt ıslatma bir haz ve keyif halidir, öncelikle bunu unutmamalıyız. Çocuk sıkışmışsa, idrar yolu tamamen doluysa rahatlamak için bırakır kendini; bu sırada da hem rahatlar hem de haz alır. Mademki alt ıslatmak haz ve keyif verici bir durumdur, o halde aileler şunu bilmelidir; tuvalet alışkanlığı kazandırılmaya çalışılan bir çocuktan aslında istenen şey, bu hazzın elinden alınmasıdır. Bu nedenle çocuk, anne babasının neden endişelendiğini ve tepki gösterdiğini anlamakta zorluk çeker.

  • Tuvalet eğitiminin temel şartlarından biri, çocuğun bahsettiğimiz bu haz duygusunu terk edebilecek yaşta olmasıdır. Bu yaş, çocuktan çocuğa değişmekle birlikte, genelde yaklaşık olarak 18-24 ay arasındadır.

Tuvalet eğitiminin ilk adımı, çocuğun ıslaklığı hissetmesini sağlamaktır. Bu çocuğun ıslatma durumunun aslında rahatsız edici olduğunu anlamasını sağlar.

Ne yapılabilir : Çocuğun ıslaklığı hissetmesini sağlayacak bir giysiyle gündüzlerini geçirmesi sağlanabilir.

  • Tuvalet alışkanlığında gündüz saatinde önce büyük tuvalet alıştırılmalıdır. Çocuk için büyük tuvalet bir zorlanmadır. Çocuk eğer büyük tuvaletini rahat yapacağı bir yerde bulunursa(lazımlık gibi)kolay bir geçiş sağlanabilir.
  • Çocuğa gündüz saatlerinde tuvalet alışkanlığı kazandırıldıktan sonra aynı şekilde geceye de alınmalıdır.

Tuvalet Eğitiminde Dikkat Edilmesi Gerekenler:

Çocuk öncelikle zihnen tuvalet eğitimine hazırlanmalı.

Çocuğa tuvalet eğitimi vermeden hemen önceki aylarda, çocuğa tuvalet tanıtılmalı.

Çocuğa, sifon öğretilmeli çünkü çoğu çocuk sifon sesinden korktuğu için tuvaletini yapmak istemiyor, bunu unutmamalıyız.

Çocuk, tuvalet boşluğundan korkabilir. Bu korkuyu önlemek için rahat oturabileceği bir tuvalet aparatı almayı ihmal etmemelisiniz.

Çocuğun kabız olduğu döneme ya da genital bölgesinde herhangi bir sorun olduğu bir döneme tuvalet eğitimi denk getirilmemeli, bu çocukta zorlanmalara yol açabilir ve eğitimin gidişatı olumsuz etkilenebilir.

 

Çocuğunuzun Tuvalet Eğitimine Hazır Olduğunu Gösteren Sinyaller:

 1- Gittikçe daha fazla ‘’evet’’ diyorsa,

2- Yürümeyi sevdiği kadar bir köşede sakin sakin oturmayı da sevmeye başladıysa,

3- Kaka ve çiş için kullandığı farklı sözcükler varsa,

4- Sizi taklit etmeye başladıysa ve bunu yapmayı seviyorsa,

5- Derli, toplu ve temiz olmak istiyorsa,

Çocuğunuz tuvalet eğitimine zihnen ve bedenen hazır demektir.
12243362_1632121840371432_3049785241261173081_n (1)

Ailelere Öneriler

  • Tuvaleti eğlenceli bir hale getirebilirsiniz. Çocuğunuzu zorlamak, baskı altında bırakmak, onun daha da direnmesine neden olabilir. Tuvaleti, çocuğunuzun gitmekten hoşlanacağı bir hale getirebilirsiniz. Bunu, çocuğunuzun sevdiği, yapmaktan hoşlandığı şeylere göre şekillendirebilirsiniz.
  • Sırf tuvalette oturduğu için onu ödüllendirebilirsiniz. Tuvalete yaklaşması, gitmesi, oturması bunlar teker teker ödüllendirilebilir. Bu ödüllendirmeler sözel olabileceği gibi daha etkili olması adına sözel ödüllendirmenin yanında eline bir sticker yapıştırmak, kraker vermek gibi yöntemlerle çocuğunuzu ödüllendirebilirsiniz.
  • Çocuğunuz kakasını tuvalete yaptığında abartılı kutlamalar, alkışlamalar yerine sakin olmalısınız. Çünkü bunlar çocukta geri tepebilir. Çocuk, tuvaletini yapmasının normal bir süreç olduğunu anlamalı. Sade ve sakin olmak, bu konuda çocuk için her zaman daha faydalı ve cesaretlendiricidir.

Yeni yazılarda buluşmak dileği ile…

Psk. Fulya Gizem ATAŞ

Yararlanılan Kaynaklar:
Yavuzer H. (1995), Çocuk Eğitimi El Kitabı, 33.Basım (Ankara), Remzi Kitabevi
Güneş A.(2016) 0-6 Yaş Dönemi Çocuk Eğitiminde 100 Temel Kural,4.Basım (İstanbul),Timaş Kitabevi
Dr.Karp H. (2014),Mahallenin En Mutlu Yumurcağı,4.Basım (İstanbul),Yakamoz Kitap
Ankara İtfaiyesi & BDK işbirliği ile Yangın tatbikatı
Ankara İtfaiyesi & BDK işbirliği ile Yangın tatbikatı

Ankara İtfaiyesi & BDK işbirliği ile Yangın tatbikatı

Başkent Doktorlar Kreş ile Ankara Büyükşehir belediyesi Ankara İtfaiyesi işbirliği ile okulumuzda, öğrenciler başta olmak üzere öğretmenlerimize de sivil savunma, afet durumu ve yangın eğitimi veriyoruz.

Bu projeyle çocuklarda sivil savunma bilincini arttırmayı hedeflediğini belirten kurucu Yusuf TEMREL uygulamalı yangın eğitimi ve tatbikatının çocukların kendi yaşam alanı olan okulumuzda olması çok faydalı olmaktadır dedi.
Benzer sosyal sorumluluk projelerinin devam edeceğini ileten Temrel, çocuklarımıza eğitim anlamında okul öncesi eğitimde bir adım öndeyiz dedi.

 

 

BDK 23 Nisan ÖZEL programımızın video görüntüleri
BDK 23 Nisan ÖZEL programımızın video görüntüleri

 

“Ey yükselen yeni nesil, gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk; onu yükseltecek ve sürdürecek sizsiniz.” M. Kemal ATATÜRK

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK ve ÇOCUK BAYRAMI KUTLU OLSUN…

Programa göstermiş olduğunuz yoğun ilgiden dolayı teşekkür ederiz…

www.doktorlarkres.com

“BDK 23 Nisan Özel” programımızdan görüntüler…
“BDK 23 Nisan Özel” programımızdan görüntüler…

“Ey yükselen yeni nesil, gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk; onu yükseltecek ve sürdürecek sizsiniz.” M. Kemal ATATÜRK

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK ve ÇOCUK BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN…

Programa göstermiş olduğunuz yoğun ilgiden dolayı teşekkür ederiz…

www.doktorlarkres.com