Başkent Doktorlar Kreş ve Gündüz Bakımevi

Okulumuz Doktor ve Psikolog gözetiminde bir kreştir... 10 Kişilik VİP sınıflarda hizmet verilen tek kreştir. Batıkent'in en iyi kreşi ile iletişim için: 0312 255 68 78 - 0505 831 00 00 - 0553 137 89 89

Etiket: doktorlarkres

Duyu organlarını öğrendiğimiz İngilizce dersimizden kareler
Duyu organlarını öğrendiğimiz İngilizce dersimizden kareler

Duyu organlarını öğrendiğimiz İngilizce dersimizden kareler 😊 #batikent #ankara #doktorlarkres #okuloncesi #eniyikres #kres #ingilizce

BDK 23 Nisan programına DAVET
BDK 23 Nisan programına DAVET

bdk 23 nisan davetiyesi

BDK 23 Nisan programına DAVET

Yeni batı mahallesi Erciyes caddesi Batıkent Atatürkçü Düşünce Derneği Ahmet Taner Kışlalı Kültür Merkezi (Başkent Doktorlar Kreş 300 metre üzeri) 22 Nisan Cumartesi günü Saat: 10:00-12:00 arası gerçekleşecektir

T.C. Sağlık Bakanlığı & BDK işbirliği ile “Yaşama yol ver” kampanyası
T.C. Sağlık Bakanlığı & BDK işbirliği ile “Yaşama yol ver” kampanyası

T.C. Sağlık Bakanlığı & BDK işbirliği ile 112 Acil Çağrı hattının gereksiz aranmasının önlenmek ve trafikte ambulansın geçiş önceliğine özen gösterilmesini sağlamak amacıyla başlattığı “Yaşama Yol Ver” kampanyası bilgilendirme çalışmaları kapsamında BDK öğrencileri ile bir araya geldi.

bdkBDK öğrencilerine “Yaşama Yol Ver” Projesi kapsamında eğitim verildi. 112 Acil Çağrı Merkezi’nin ne olduğu, nasıl ve hangi durumlarda aranması gerektiği, acil müdahalede yapılması gerekenler ve ambulans hizmetleri hakkında öğrencilere bilgi verilirdi.

Sağlık Bakanlığı’na bağlı bir ambulans Doktorlar kreşe geldi. Öğretmen ve öğrencilere ambulansın içi gezdirilerek detaylı olarak tanıtıldı. Öğrenciler ambulansı ilgiyle ve merakla inceledi.

BDK Kurucusu Yusuf TEMREL, Başkent Doktorlar Kreş olarak “Öğrencilerimizin sağlık hizmetlerini daha yakından tanıması bizi daha mutlu ediyor. ‘Ağaç yaşken eğilir’ atasözümüzle bu hizmetlerin birbiriyle ne kadar örtüştüğü ortadadır” dedi. Sağlık bakanlığına, “Yaşama Yol Ver” projesine destek veren tüm sağlık ekibine ve en önemlisi meraklı minik 112’lere teşekkürlerini iletti.

Doktorlar Kres : 05058310000
www.doktorlarkres.com

İNATÇI ÇOCUKLARLA BAŞ ETMENİN YOLLARI?
İNATÇI ÇOCUKLARLA BAŞ ETMENİN YOLLARI?

İNATÇI ÇOCUKLARLA BAŞ ETMENİN YOLLARI?

Genelde inatlaşma her yaş döneminde beklenilebilen bir davranıştır ancak çocuklarda inatlaşma davranışı genellikle 2-4 yaş arasında daha sık görülür. Çünkü 2-4 yaş aralığında çocuk bir birey olduğunun farkına varmaya başlar. Bunu da her konuda fikir ayrılığı yaparak ve söylenenlere uymamakla gösterir. Bağımsızlıklarını ortaya koymak için inatlaşma sürecine girerler. Çocuklar kendini yeniden keşfettiği için bu durum normaldir. Sürekli ailesiyle ve çevresindeki kişilerle fikir çatışması yaşayabilir.

Neler yapılmalı?

Tutarlı olunmalı: Öncelikle anne ve babalar çocuklarının gelişim dönemlerini iyi bilmeli ve bu dönemin özelliklerini öğrenip ona göre bir tutum sergilemelidir. En önemlisi tutarlı davranmalıdırlar. Biz çocuklarımıza karşı ve öğrencilerimize karşı tutarlı olursak eğer bir adım daha önde gidebiliriz. Bu nedenle tutarlı olmak çok önemlidir. Ama maalesef ki anne ve babaların tutarsız davranış şekilleri bu durumu daha da zor bir durum haline getirebilmektedir.

Örneğin; çocuk kırmızı sandalyeye oturmak için çılgınlar gibi ağlıyor bu durumda ne yapılabilir?

Çoğu anne baba çocuğum ağlamasın diye hemen pes ediyor. Ama aslında bu durumda çocuğa farklı alternatifler sunulabilir;

Mesela 1 ‘den 10 ‘a kadar sayıyorum sonrasında ben oturacağım diyebilirsiniz bu durumda siz tutarlı davranmış olursunuz hem de çocuğun isteği sizin istediniz şekilde belirlenmiş olur. Bu yöntemle aslında dikkatini başka yöne çekmiş olursunuz. Sunduğunuz alternatifi çocuk kabul etmezse eğer, bir süre ağlamasına izin vermek gerekebilir. Ebeveyn çocuğun ağlamasının bir anlam ifade etmediğini ona hissettirmek için “ağlaman geçince istersen yanıma gelebilirsin” diyerek göstermelidir (ne kadar ağlamalarına dayanamasak ta bunu yapmamız gerekir). Böylelikle çocuk kendi ağlamalarının hiç bir işe yaramadığını ebeveynlerin bu soğukkanlı kararlı tutumuyla görmüş olur ve birkaç kez denedikten sonra bu yola bir daha başvurmaz.

İnatçı çocuklarla uğraşmak çok sabırlı olmayı gerektirir. Sabır bu işin öncelikli anahtar kelimesidir.

Birinci yolu yani sabrı seçerseniz, elbette daha zahmetli olacak, ama olumlu sonuç alacaksınız. Öğretmen arkadaşlarımızın da çok zorlandığı bir durumdur bu konu, onlarda dikkatli şekilde uygulamayı deneyebilirler.

İnat ve inatçı çocuklar ile baş etmede elbette sihirli ve kolay bir yolu yok. Ancak şunu unutmamak gerekir ki inatçı çocukla başa çıkmak için önce sakinlik ve sabır gerekir. Ağlayarak her şeyi yaptırmaya çalışan çocuklarda da inatçılık görürsünüz genellikle.

Tabi ki her çocuk aynı değildir, aynı işlemler her çocuğa geçerli olmayabilir. Farklı stratejiler deneyin. Ne yapması gerektiğini değil, nasıl yapması gerektiğini söyleyin!.

Bir çocuğa “bağırma” dediğinizde ilk şey bağırması olacaktır. Olumsuz ekler “YAPma, BAĞIRma” gibi ekleri olumluya çevirebiliriz. Çocuğa “bağırma” demek yerine ne yapması gerektiğini söylememiz gerekir “alçak sesle söylersen seni daha iyi anlayabilirim” gibi…

-Çocuğa ne söylediğiniz kadar nasıl söylediğiniz de önemlidir.

AİLELERE BELLİ BAŞLI ÖNERİLER;

  • Çocuğun inadına karşılık ilk olarak anne ve babanın da inatçı bir tutum göstermemesi gerekir. Çocuğa inadı yüzünden ceza verilmemeli ve baskı yapılmamalıdır bu çok önemlidir.
  • Soğukkanlılığınızı ve sakinliğinizi korumaya çalışın. Öfkeli bir tavır takınmayın, yumuşak bir ses tonuyla konuşmaya çalışın. Çok daha etkili olduğunu göreceksiniz.
  • Onun çocuk olduğunu ve bu durumun geçici olduğunu asla unutmayın
  • Çocuğa kararlı ve tutarlı samimi bir tavırla yaklaşın. İlk önce istediği bir şeye hayır deyip sonra evet demeyin. Kararlarınızda net olun.
  • Çocuğunuz bir konuda inatlaşmaya başladığında üstüne gitmeyin, baskı yapmayın. Sakinleşmesini bekleyin. Daha sonra çocuğun ilgisini başka yöne çekmeye çalışın, başka işlerle uğraşmasını sağlayın.
  • Çocuğa istediği şeyi neden yapamayacağınızı açıklayın. Çocukla konuşmak hem onu hem de sizi rahatlatacaktır.
  • Sevgili aileler lütfen ağladığı zaman susması için çocuklarımızın her istediği yapmayın! Bu size anlık çözüm sağlar ama uzun vadede çok üzüleceğiniz sonuçlar doğurur.

Yeni yazılarda buluşmak dileğiyle…

Seda YALÇIN
Çocuk gelişim uzmanı

Yararlanılan Kaynaklar:
  • Pedogog Güneş A. Nesil kitapevi 2016
  • Doç. Dr. Aydın O. YAPA YAYINLARI
  • Yapa Yayınları Doç. Dr. Şahin F.

Diş hekimi korkusu olan çocuklara nasıl yaklaşılmalı?
Diş hekimi korkusu olan çocuklara nasıl yaklaşılmalı?

Çocukların diş hekimi ile erken tanışması ve diş fırçalama alışkanlığı, ilerleyen yaşlarında da diş sağlığı konusunda bilinçli hareket etmesini sağlıyor.

Bakırköy Hospitadent Diş Hastanesi Başhekimi Dt. Selma Kurtoğlu, “Genel anlamda çocukluk çağında uygulanan koruyucu hekimlik uygulamaları, sürecin daha az zahmetli, daha az masraflı ve daha az ağrılı olmasını sağlar. Bu nedenle 0-18 yaş diş sağlığı ağırlıklı koruyucu hekimlik olmak üzere, tedavilerdebaşta masraflı görünse deuzun vadede masrafların azalmasını sağlayacaktır.

 

Ağız ve diş bakımının sağlanması ve diş fırçalama alışkanlıklarının kazandırılması konularında anne-babalara çok iş düştüğünü ifade eden Bakırköy Hospitadent Diş Hastanesi Başhekimi Dt. Selma Kurtoğlu, çocuklarda ağız ve diş bakımına yönelik en çok sorulan soruları yanıtladı.

Çocuklar için diş sağlığıyla ilgili en çok merak edilen sorular

1- Çocuklarda ilk diş kontrolü ne zaman yapılmalıdır?

6-8 ayda ilk süt dişleri sürmeye başlar. Süt dişlerinin sürmesi ile birlikte temizlik işlemi de başlar. Anormal bir durum yok ise ilk diş hekiminin muayenesi 2 yaşına kadar bir kere yapılmalıdır. Daha sonra kontroller düzenli olarak 6 ayda bir yapılır.

2- Diş hekimi korkusu olan çocuklara nasıl yaklaşılmalıdır?

Çocukların diş hekiminden korkmalarında en büyük etken anne, baba ve yakın çevredeki insanların diş hekimi hakkında konuşmaları, korkuları ve kötü hatıralarıdır. Özellikle diş hekimi korkusunu arttıracak korkutmalar, tehditler çocukların korkularının yerleşmesine sebep olur. Böyle bir durumda çocukdaha önce hiçdiş hekimine gitmemiş olsa bile diş hekimi korkusunu anne ve babasından öğrenebilir. Ağrısının giderildiğini, tedaviden sonra mutlu olduğunu söyleyen anne-baba,çocuğa çok daha olumlu bir mesaj vermiş olur.Aynı zamanda tedavi aşamasında diş hekimi ile kurulan iyi diyalog çocuğun diş hekimine alışmasına yardımcı olur. Böylece çocuk, diş hekimi ziyaretlerinin normal ve düzenli olması gerektiğini öğrenir. Böyle yetişen bir çocuğun hayatı boyunca zaten dişleriyle sorunu olmayacaktır.

3- Çocuklar dişlerini ne zaman fırçalamaya başlamalıdır?

Çocuklar dişlerini 2 ila 2,5 yaşından itibaren fırçalamaya başlamalıdır.

4- Çocuğa diş fırçalama alışkanlığı nasıl kazandırılır?

Diş fırçalamayı öğretmenin en kolay yolu anne-baba olarak ona örnek olmaktadır. Ev içinde büyüklerin diş fırçalamasını izleyen çocuk, bu alışkanlığı daha kolay kazanır. Bunun ile birlikte özellikle akşam yatarken dişlerini fırçalayan anne-baba aynı zamanda çocuğun fırçalamasını da kontrol etmiş olur, hem de örnek davranış ile ona verilecek en iyi eğitimi verir. Çocukların kullanabileceği ürünler yeterince eğlenceli, renkli ve çocuklara hitap edebilecek ürünlerdir

3-6 Yaş Çocukta Beslenme Programı

Çocuğun beslenme alışkanlıkları okul öncesi çağlarda şekillenmekte ve bu yaşlarda kazandığı yemek yeme alışkanlığı hayatının daha sonraki dönemlerini etkileyecek ve ileride ortaya çıkacak beslenme sorunlarının temelini oluşturacaktır (Kaya 1999). 

Büyüme-gelişme süreci içinde yetersiz  ve dengesiz beslenen çocuklarda boy kısalığı, zayıflık ve şişmanlık gibi somatik büyüme ve gelişme bozuklukları. gibi mental gelişim bozuklukları yanında, seksüel organ ve fonksiyon bozukluları da ortaya çıkmaktadır (Baykan 1999).

Çocuğun iyi bir yemek yeme alışkanlığı kazanmasında büyüklerin tutumunun önemli bir yeri vardır. Herhangi bir hastalık olmadan çocuğun yemek yemede güçlük yaratmasının başta gelen nedenleri; o yaşın fizyolojik durumunun gerektirdiği kalori ve besin gereksinimlerinin ne kadar olduğunun bilinmemesi ve çocuğun seçme arzusuna yer verilmemiş olmasıdır. Anneleri daha iyi beslenme 

alışkanlıkları geliştirmeleri konusunda ikna edebilmek için önce, neden bu şekilde 3beslendiklerini anlamak gerekir. Kişilerin beslenme alışkanlıklarını değiştirmek zordur (Anonim 1992).

Ailenin düzenli bir beslenme alışkanlığı varsa, çocuğunda yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazanması doğaldır (Karakuş 1997). Günümüzde erkeğin yanı sıra kadında çalışma hayatına girmiştir. Kadının çalışma hayatına girmiş olması ve daha birçok etmen hazır ve çabuk hazırlanan besinlere yönelmelerine neden olmaktadır. 

Değişen bu yemek kültürü ile bireylerin beslenme alışkanlıkları da değişmektedir (Hüsrevoğlu 2003). Beslenme alışkanlıklarını çocuklar büyüklerden daha kolay değiştirirler. Alışkanlıkların yavaş yavaş geliştirmeye başladığı okulöncesi dönemde, verilecek beslenme eğitimi ile çocuğun doğru alışkanlığı öğrenmesi sağlanacaktır .(Ballar 1989). 

Anneler genelde beslenme konusunda bilgilendirilmek ve yönlendirilmek için yardıma ihtiyaç duyarlar. Annelere yapılacak her türlü yardımlar çocukların beslenme alışkanlıklarını doğrudan etki edebilecek türde yardımlardır. Annelerin eğitim düzeyi de beslenme hakkındaki bilgilerini etkileyen faktörlerden biridir. Annelerin ya da çocuğun beslenmesiyle ilgilenen diğer kişilerin, beslenme konusunda eğitilmeleri ve bu 

bilgilerini çocuklarının iyi beslenme alışkanlıkları kazanması yönünde kullanmaları. çocuğun gelecekteki yaşantısında da yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazanmasında önemli bir unsurdur (Kaya 1999). 

Bu hedefe ulaşabilmek için yapılması gereken işlemlerden birisi de, çocuğu beslemek ve büyütmekle görevli olan annelerin beslenme konusunda eğitilmeleridir. Ülkemizde beslenme konusunda yapılan araştırmalarda da annelerin beslenme konusunda yeterince bilgilerinin olmamasının çocuklarda görülen beslenme yetersizliklerinde daha büyük payı olduğu belirlenmiştir. O halde çocuklarda beslenme yetersizliklerini azaltmak için beslenme konusunda annelere yapılacak etkin ve sürekli eğitimle, onların bu konuda yeterice bilgilenmeleri, varolan kaynaklarını daha  iyi kullanmaları ve daha sağlıklı çocuk yetiştirmeleri sağlanabilir (Erden 1993). 

Okul öncesi çocukluğu döneminde dikkat edilecek en  önemli nokta. çocuğun iyi bir yemek yeme alışkanlığını kazanmış olmasıdır. Bu alışkanlığın kazanmasında. büyüklerinin tutumunun önemli yeri vardır. Herhangi bir hastalık olmadan çocuğun yemek yemede güçlük yaratmasının başta gelen nedenleri o yaşın fizyolojik durumunun gerektirdiği kalori ve besin gereksinmelerinin ne kadar olduğunun bilinmemesi ve çocuğun seçme arzusuna yer verilmemiş olmamasıdır.  Bu yaş grubuna şiddetle istemediği yiyeceği vermekte ısrar etmek doğru değildir. Çocuklar seçmekte serbest bırakılırlarsa daha iyi bir yemek yeme alışkanlığı kazanabilmektedirler  (Hasipek 1988a, Karakuş 1997).  

Yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanabilmesi için  toplumdaki bireylerin beslenme konusunda eğitilmesi gereklidir. Yapılan araştırmalar; beslenme eğitim programlarının beslenme bilgisi üzerinde etkisi olduğunu eğitim seviyesi yükseldikçe beslenme bilgisinin de buna paralel arttığını göstermiştir.  Okul öncesi çocuklarının sağlığını koruma ve sürdürmede en büyük temel rol oynayan annelerin beslenme alışkanlıkları ve beslenme bilgi düzeylerini saptamak amacıyla bu araştırma planlanıp, yürütülmüştür. 

Kaynak:turkiye_obezite_sismanlik_ile_mucadele_ve_kontrolprogrami_2010_2014

ANKARA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ EV EKONOMİSİ (BESLENME) ANABİLİM DALI Yayın Yeri: ANKARA

Yaşlara Göre Oynanan Oyunların Türleri

S0203679

Yaşlara Göre Oynanan Oyunların Türleri

0-2 Yaş :  Çocuklar bireysel oyun oynarlar ve çevreleri ile farklı etkileşimler kuramazlar. Renkli dikkat çekici oyunlarla oynar.

3 Yaş :  Yüksek yerlerde yürümeyi denerler. Takla atma ve tırmanma eylemleri yapabilirler. Yeni oyunlar yaratırlar ve oynarlar. Daha çok evcilik, doktorculuk, bakkalcılık… gibi oyunlar oynarlar.

4 Yaş : Resim yaparlar, yapılar kurarlar ve kendi yaptıkları şeylere hayranlık duyarlar. Yaptığı şeyi zevkle seyreder. Müzikten, şarkı söylemekten, dans etmekten çok hoşlanırlar. Özellikle ritimli müzikten çok hoşlanırlar ve büyük zevk alırlar. Resimli kitapları çok severler. Hayal gücünü uyaran kitapları tercih ederler.

5 Yaş :  Tek başına ya da bir yetişkinin yanında oynamaktan hoşlanır. Bedensel etkinlikleri arttığı için ip atlama, paten kayma, salıncakta sallanma; el becerisi arttığı için, kesme, yapıştırma, çizim yapma, resim yapma ya da bir resme harfi, sayıyı ekleme, kopya etme, parçalı bilmeceleri birleştirme gibi oyunlar oynarlar.

6 Yaş :  Bu yaş çocuğu oyunu bir iş gibi görmektedir. Boyama, yapıştırma, kesme ve çizim yapmayı sever. 6 yaşındaki çocuk dengeyi sağladığı için bedenini kontrol eder. Top, ip atlama, yüzme gibi oyunları tercih etmektedir. Çocuğun bunları yapması için bazı bedensel oyunlara da izin vermeliyiz.

Neden Anaokulu? Anaokulu Şart mı? Gerekli mi?

dev yesil alan bdk.fw

Neden Anaokulu? Anaokulu Şart mı? Gerekli mi?

 Okul öncesi dönem bir başka değişle çocukluğun ilk 6 yılı ya da insan gelişiminin temel yapı taşlarının oluştuğu evredir. Önemli ve özel bir gelişim dönemidir. Kişiliğin oluşumu, öğrenme isteği ve gücü, kısacası yetişkinlik dönemi yaşantımızın ön belirleyicileri hep bu dönemde yaşanılanlarla bağlantılıdır.

Bebeğimiz doğduğu andan itibaren onu neyle beslediğimiz kadar nasıl beslediğimiz, onu ne kadar uyutabildiğimiz kadar nasıl uyuttuğumuz ve onun için ne olanaklar yarattığımız kadar, ona nasıl bir çevre sunduğumuz da önem taşır. Tüm bunları yaparken de çocuğumuzla yaşadığımız eş zamanlı ve uyumlu iletişim önem kazanır. Çocuğumuzun bize verdiği uyarıları izleyerek, doğru algılayarak zamanında ve yeterli yanıt verebiliyor oluşumuz önemlidir.

İsteklerine ve gereksinimlerine zamanında, onun hızında ve gerektiği kadar yanıt verilen, sevgi ve şefkatle konuşularak, dokunularak, kucaklanarak ilişki kurulan çocuk bakmaya, dokunmaya, oynamaya, araştırmaya, sormaya ve çevresinde olup biteni izlemeye istekli olacak ve öğrenmeye başlayacaktır. Okul öncesi dönemde çocuğun öğrenme gücü ve hızı yetişkinleri şaşırtacak kadar hızlıdır. Bugünden yarına, akşamdan sabaha değişir ve gelişirler. Bu nedenle de güvenli bir bakım kadar değerli bir uyarıcı ortama da gereksinim duyarlar.

Uyarıcı bir çevre, sevgi ile ilgi gösteren, olumlu ve övgüye yaklaşan, izin verici ve doyurucu bir çevredir. Çocuğun yapabileceklerini sınamasına izin verme, neler yapabildiğini görme ve takdir etme onun gelişmesine ve büyümesine yol açar. Bunu yapabilmek için de gelişim evrelerini bilmek, beklentilerimizi, isteklerimizden çok gördüklerimize ve gözlemlediklerimize göre ayarlayabilmek iyi birer gözlemci ve izin verici olmaktan geçer. Çocuğumuzu kendimize ve ona ona güvenerek büyütmemiz günü geldiğinde kendi ayakları üzerinde durmasının temel şartıdır.

Günümüzde çok küçük yaşlardan itibaren çocuklarımız evde bakılmaktan çok güvenilir ve yeterli bir okul öncesi kreş-yuva anaokulu kurumda akran gurubu arasında olmaya gereksinim duymaktadırlar. Anne baba olarak bizler o günün geldiğini çocuğumuz ilk sinyalleri verdiğinde görmeli ve buna hazır olmalıyız. Bu ilk erken ve bize göre belki de soru işaretleri taşıyan ayrılığa hazırlıklı olmamız zor olabilir ancak çocuğu kendine özgü dünyası olan bağımsız ve benzersiz bir varlık olarak görmek tanımak sağlıklı gelişim olanağı sunmanın ön koşuludur.

Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Psikoloji Bölümü; Doç Dr. Gülsen Erden