Başkent Doktorlar Kreş ve Gündüz Bakımevi

Okulumuz Doktor ve Psikolog gözetiminde bir kreştir... 10 Kişilik VİP sınıflarda hizmet verilen tek kreştir. Batıkent'in en iyi kreşi ile iletişim için: 0312 979 85 73 - 0505 831 00 00 - 0553 137 89 89

Etiket: çakırlar kreş

Drama derslerimiz keyifle devam ediyor
Drama derslerimiz keyifle devam ediyor
3D Animasyon ve Sinema gösterimi
3D Animasyon ve Sinema gösterimi

Çocuklarımız için hem eğlenceli hem öğretici 3 boyutlu gösterimler gerçekleştirdik.

Tuvalet eğitimi verirken bunlara dikkat!
Tuvalet eğitimi verirken bunlara dikkat!

Dünyayı keşfetmenin, ona sahip olmanın hazzını yaşayan çocuklara ebeveynin engelleyici, korumacı, müdahaleci yaklaşımının zarar verici oluyor.

2-3 yaş döneminin, çocuğun kendisinin ve dış dünyanın farkına vardığı, öğrenme ve dış dünyayı keşfetme yılları olduğunu vurgulayan Üsküdar Üniversitesi NP İSTANBUL Feneryolu Polikliniği’nden  Aynur Sayım, dünyayı keşfetmenin, ona sahip olmanın hazzını yaşayan çocuklara ebeveynin engelleyici, korumacı, müdahaleci yaklaşımının zarar verici olduğu uyarısında bulunuyor.

Sayım bu dönemde Anne-babanın çocuk için gerekli güvenlik önlemlerini alarak, çocuğa kendisini gerçekleştirmesi için fırsat vermesi, ona bir alan sunması gerektiğini belirtiyor.

 

Tuvalet eğitimindeki ihmal çocuğu depresyona götürüyor

“Çocuk gelişiminde kritik dönemler vardır. 2-3 yaş da ise bu dönemlerden biridir. Çocuğun annesi ya da bakımını veren kişi ile arasında kuracağı güven ilişkisi, çocuğun yaşamı boyunca tüm insanlarla kurduğu ilişki tarzını ve güvenini temsil ediyor.

Bu anlamda ilk 3 yıl gelişimde çok önemli. Annesinin tüm ihtiyaçlarını karşılamasını isteyen bebek, acıkınca doyurulmayı, altı pislenince temizlenmeyi, dokunsal teması, sevgi dolu bakışlara ihtiyaç duyar. Bu ihtiyaçlar gecikmeden, zamanında yerine getirilirse çocuğun anneye ya da bakıcısına güveni artar, kendini de güvende hisseder.”

Bu dönemin çocuğun sosyalleşmesi ve bireyselleşmesi açısından kritik bir dönem olduğunun altını çizen Sayım, bu dönemin aynı zamanda da çocuğun tuvalet eğitimini kazandığı dönem olduğunu kaydediyor. Sayım tüm gelişim dönemlerinde olduğu gibi bu dönemde de çocuğun tuvalet eğitimine hazır oluşunu beklemek ve sabırlı olmak gerektiği konusunda ebeveynleri uyarıyor. Sayım çocuktan gelecek sinyallerini iyi takip edilmesi gerektiği hatırlatmasında bulunuyor.

 

ÇOCUK TUVALETİ GELDİĞİNDE SİNYALLER VERİR

“Çocuk, tuvalet eğitimine hazırsa sinyaller verir. Gizli gizli köşelerde çişini, kakasını yapar tuvaletinin geldiğini de söylemeye başlar. Eğer çocuk hazır olduğunu hissettiriyorsa, o zaman tuvalete götürmek ve olumlu pekiştirici kullanmak gerekir. Aferin demek,  ödüllendirmek gibi.”

Ödüllendirmenin tuvalet eğitiminde önemli olduğunu vurgulayan Sayım, baskı yapılmaması konusunda da uyarıyor.

 

TUVALET EĞİTİMİNDE BASKI ÇOCUĞU DEPRESYONA SÜRÜKLEYEBİLİR

“Eğer çocuk hazır olmadan veya erken dönemde anne-baba acele eder, çocuğa baskı yaparsa, çocuk bu dönemde saplanır, ileride birtakım sorunlar ortaya çıkabilir. Bu süre 3 yaştır. 3 yaşa kadar beklemek gerekebilir. Çocuk altını ıslattı ya da kirletti diye ceza kullanmak, dövmek, yakmakla tehdit etmek, korkutmak, çocuğu örseler. Bu yanlış tutumlar, çocuğun, çekingen, girişimci olmayan, kendine güvensiz olmasına neden olur. Ve çocuk bu gibi cezaları beden bütünlüğüne zarar geliyor olarak algılar, insanlara güvenmez, her an zarar görmekten korkar.

Anksiyetesi yüksek, kaygılı bir kişi olur. Buna bağlı olarak başka davranış sorunları da oluşabilir. Alt ıslatma, kaka kaçırma kalıcı olabilir. Kekemelik, agresivite, uyum güçlükleri, sosyal fobi gibi sorunlar tabloya eşlik edebilir, çocukta depresyon gelişebilir.”

Sayım, çocuğun gelişimi, beklenen düzeyin gerisindeyse, tuvalet eğitiminin kazanılması daha geç dönemlere kalabileceğini ifade ediyor. Tuvalet eğitimi döneminin kritik bir dönem olduğunu belirten Uzm. Psk. Aynur Sayım, anne ve babanın bu dönemde bilinçli davranması gerektiğini söylüyor.

 

SİNYAL VEREN ÇOCUĞA KORUMACI DAVRANMAK DUYGUSAL GELİŞİMİ ENGELLİYOR

“Çocuk sinyal verdiği halde korumacı davranıp, örneğin şimdi kış, hava soğuk, yaza bıraktık diyen annelerimiz de olduğunu görebiliyoruz. Bu tutum da aşırı korumacı-kollamacı tutum olması nedeniyle, çocuğun duygusal gelişimini olumsuz etkiler. Bu tutuma maruz kalan çocuk, her konuda muhtemelen bunu yaşar. Yani çocuğa sorumluluk verilmez, çocuk öz bakımı için desteklenmez ve korunursa, çocuk duygusal olarak büyüyemez, küçük kalır.”

 

Uzm. Psk. Aynur SAYIM
Çocuğumu Kreşe “Tam gün mü, Yarım gün mü” göndermeliyim?
Çocuğumu Kreşe “Tam gün mü, Yarım gün mü” göndermeliyim?

Kreşe “Tam gün mü, Yarım gün mü” göndermeliyim?

En doğru okul seçiminin önemi kadar eğitimin “Tam gün mü, Yarım gün mü” olduğu da çok önemlidir. Yeni Eğitim öğretim yılına başlarken cevaplanması gereken bir soru var.

Okul öncesi eğitimde doğru olan Tam gün mü, Yarım gün mü?

Çocuklarımız kreşe başladığı ilk dönemde alışma dönemi yaşamaktadır. Bu her çocukta farklı karakterde görünen çok normal bir durumdur.

Bir öğrencinin sadece yarım gün okulda bulunması tıpkı “oyununun yarıda kalması” gibi travmatik bir etki yaratmaktadır. Bunu destekler bir şekilde bilim insanları tam gün eğitim alan çocukların, yarım gün eğitim alanlara göre daha aktif, daha sosyal ve beceri faaliyetlerinin daha iyi geliştiğini yani sosyal ve akademik eğitimleri daha iyi olduğunu ifade etmişlerdir.

Çocuğun evde geçirdiği süre daha fazla olması ailelerin hoşuna gittiği için okula yarım gün göndermeyi düşünseler bile aslında bu doğru bir tercih değildir. Çünkü çocukların eğitim programlarında bulunan Yabancı Dil eğitimleri, tiyatro, dans, drama, kaynaşma eğitimleri, bülten çalışmaları vs… gibi faaliyetler tüm güne düzenli olarak yayılmıştır. Özetle yarım gün okula gitmek, Eğitimlerin yarısını almak demektir.

Çocukların yeni bir ortama girmesi elbette onları ürkütebilir. Yeni uyaranların olması, yeni insanlarla bir araya gelmesi, ailesinin onu bırakıp gittiğini düşünmesi çocukta ister istemez endişe yaratacaktır. Çocukların bu alışma sürecindeki durumunu normaldir.

Okulunuzun psikolog desteği ve uyum programı ile bu süreç kolaylıkla atlatılabilir. Bu nedenle profesyonel destek almanız veya psikolog desteği verebilen okulları tercih etmeniz okula alışma döneminin hem sizin hem de çocuğunuz için daha rahat daha huzuru ve daha sağlıklı geçirmesini sağlayacaktır.

Unutmayalım ki rahat bir uyum süreci, başarılı bir eğitim hayatının kapısını açacaktır.

Mutlu çocuklar, Başarılı yarınlar için BDK ile kalın…

 

www.doktorlarkres.com

Çocuklar kreşte öğlen uykusu uyumalı mı?
Çocuklar kreşte öğlen uykusu uyumalı mı?

Çocuklar için öğle uykusunun önemi bilimsel olarak kanıtlandı!

Sevgili Anne Babalar,

Çocuğunuzun sağlıklı büyümesi için temel ihtiyaçlarından biri olan uyku ihtiyacını karşılamanız çok önemli. Bebeklik döneminde uykuya önem verirken iki yaşından sonra çocukların öğle uykusu ihmal edilebiliyor. Özellikle Anaokullarında çocukların uyku saatinin olmaması olumlu bir durum gibi algılanıyor. Anaokulların çoğu ailelerin çocuğum uyumasın taleplerinden ve ayrı bir uyku odası ayırmamak için uyu saatini programa dahil etmiyorlar.  Oysa çocukların öğle uykusu ihtiyacı, öğle uykusunun beyin gelişimi ve öğrenme süreçlerine olan etkisi yapılan araştırmalarla kanıtlanmıştır.

Rebecca Spencer tarafından yapılan araştırma öğle uykusunun okul öncesi çocuklar üzerindeki etkileri bilimsel olarak ortaya çıkarmıştır. Massachusetts Amherst Üniversitesi’nde yapılan araştırmada öğle uykusunun faydasının aynı gün ve ertesi gün hissedildiğini ve uykunun hafızanın güçlenmesi ve erken yaştaki öğrenim açısından büyük önem taşıdığı vurgulandı. Araştırma sonucunda Çocuklara öğle yemeği sonrası bir saat uyuma fırsatı verildiğinde;
– Uyumadıkları günlere kıyasla görsel-uzamsal beceri bakımından daha iyi performans sergiledikleri,
– Uyku sonrasında çocukların %10 daha fazla bilgi hatırladığı,
– Uyku sırasında çocukların, beynin öğrenme ve yeni bilgi edinmeye ilişkin bölgelerinde faaliyet artışı gözlendiğini ortaya çıkardılar.

Ayrıca araştırmacı Rebecca Spencer, okul öncesi çocuklarda öğle uykusunun önemini ilk kez kendilerinin ortaya koyduğunu ve çocukların uykuya teşvik edilmesi gerektiğini vurguluyor. İngiltere’deki Royal College Pediatri ve Çocuk Sağlığı bölümünden Dr Robert Scott-Jupp, daha önce yetişkinler üzerinde yapılan araştırmalarda kanıtlanan bu olgunun çocuklar üzerinde de kanıtlanması sayesinde, öğle uykusu konusunda farklı düşüncelere sahip okul öncesi kreşlerin bu konuya artık daha bilimsel yaklaşabileceğini belirtti. Dr Scott-Jupp, küçük çocukların beyinlerine dinlenme ve bir sonraki güne hazırlanmasına olanak tanıma açısından günde 11-13 saat uykuya ihtiyaçları olduğunu ve gün içindeki uykunun da gece uykusu kadar önemli olduğunu söyledi.
Kaynak:http://www.umass.edu/newsoffice/article/sleep-research-study-finds-daytime-naps,  http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2013/09/130924_cocuklara_ogle_uykusu.shtml

Araştırma sonuçlarının da gösterdiği gibi çocuklarınızın anaokulunda en az bir saat uyumasını talep etmelisiniz. Özellikle tam gün anaokulunda olan çocukların öğle uykusuna daha fazla ihtiyacı var. Öğle uykusu olan anaokullarını tercih edin ve eğer çocuğunuz anaokuluna yarım gün gidiyorsa uyku saatinden sonra alabilir veya eve gelir gelmez öğle uykusuna yatırabilirsiniz.

Çocuğunuzu uyku saati olan bir anaokuluna göndermeniz dileğiyle,

Pedagog Sevil Yavuz
Çocuklarda tırnak yeme ve parmak emme problemi
Çocuklarda tırnak yeme ve parmak emme problemi

Bir çocuğun tırnağını ya da parmağını emmesi eğer 2 yaş öncesindeki döneme denk geliyorsa, bu, emme dönemindeki eksikliğin gideriliyor olduğu anlamına gelir.

Eğer çocuk 2 yaşından önce anne sütünü bırakmışsa, emme refleksini tamamlayamadığından dolayı elini ağzına götürür.

Veyahut taklit döneminin gereği olarak, çocuğun yanında tırnak yiyen bir yetişkin varsa, çocuk da tırnaklarını yemeğe başlayabilir. Hatta elini keyifli bir şekilde ağzına alıyorsa, bu da bir alışkanlığın belirtisidir.

Ancak emme dönemini tamamlamış olan bir çocukta tırnak yeme, güven yoksunluğunun dışa vurumu olarak ortaya çıkar. Bu dönemde, yetişkinlerin baskıcı tutumu da, çocuğun elini ağzına götürmesinin sebebi olur.

Tırnak yeme davranışı, (genelde 4 yaş sonrasında) çocuğun duygu dünyasında yaşanan bir kök problemin dışa yansımasıdır. Şayet sadece çocuğun dışa yansıyan bu davranışı çözülmeye çalışılırsa, problem şekil değiştirerek yeniden ortaya çıkabilir. Tırnaklarını yemesin diye eli bantlanan, eline acı biber, oje sürülen çocuk, hâlâ baskı altındaysa, ruhunda kaygı varsa, tırnaklarını yemeye ara verse de, bu sefer altını ıslatmaya başlayabilir. Bu sebeple çocuğun duygu dünyasında var olan problemin tespiti, problemin çözülmesi için en önemli adımdır:

(1) Çocukla anne arasında bir bağlanma sorunu olduğu zamanlarda, çocuk parmak emmeye yönelir. Annenin böylesi bir şeyde öncelikle çocuğuna bağlanması gerekmektedir. Anne kendisini çocuğuna bıraktıkça, çocuk da anneye doğru yönelir. Kucağına geldikçe, annesiyle sevgi iletişimi kurdukça elini ağzından çekecektir.

Çocuk kendisini baskı altında hissediyor ve kendisini duygularını ifade edemiyor olarak görüyorsa, o takdirde ilk başvuracağı yer tırnağıdır. Çocuk tırnağını yerken, aynı zamanda da çekingen bir tavır sergiliyorsa, bulunduğu ortamda kendisini güvensiz hissediyor demektir. Bu durumda, anne-babanın veyahut çocuğun yanında bulunan yetişkinin ses tonundan hitap şekline kadar dikkat edeceği husus, çocuğun benliğini ezecek bir durum olup olmadığıdır.

Çocuk birinin karşısında ezilmediğini, güvensizlik yaşamadığını, hatta karşısındakine söz geçirebildiğini yavaş yavaş fark ederse, işte o zaman elini ağzına almaktan vazgeçer. Kendisini güvende ve emniyette hisseder.

Çocuk sosyal yaşamda kendi gibi olmayı becerdiğini ve bu haliyle kimseler tarafından eleştirilmediğini fark ettiğinde tırnak yemeyi kendiliğinden bırakır.

(2)Erken dönemden itibaren gelen bir alışkanlıksa: Şayet çocuk erken dönemde, tırnak yemeye başlamış ve bunu devam ettirmişse, örneğin 3 yaşından itibaren tırnaklarını yiyorsa ve yemenin keyfine vardıysa, kendisini bu şekilde meşgul etmeyi öğrendiyse ve evde de çocuğu endişeye sevk edecek bir baskı ortamı bulunmuyorsa, bu bir alışkanlık bozukluğu olarak karşımıza çıkar. Bu durumda, mümkün olduğunca konuşarak “Kızım/oğlum elini ağzına koyma” diye ona farkındalık kazandırılarak, alışkanlıktan vazgeçirmeye çalışılabilinir.


-Pedagog Dr. Adem Güneş’in Çocuk Neyi Neden Yapar-1 kitabından alıntıdır-
Bilim amca ile “Sihir ve Deney” isimli gösterimiz…
Bilim amca ile “Sihir ve Deney” isimli gösterimiz…

 

Bilim amca ile “Sihir ve Deney” isimli gösterimizde ;

  • Havanın gücünü gördük
  • Sihirbazlık gösterisi yaptık
  • Sihir nedir ne değildir anladık
  • Asitli içeçeklerin zararı konusunu deney ile bir kez daha öğrendik.

 

3

#8KişilikVİPsınıflarsadeceBDKda
#KaliteliEğitim
#BatıkentKreş
#BDK
#bilimamca
#kimya
#sihir
#NeşeliÇocuklar
#EnVerimliKreş
#AradığınızKreş

 

Çocuklarımızı Güçsüzleştiriyor Muyuz?

Üniversiteye yeni başlayan bir kız öğrenci, ilk sınavından düşük bir not alınca sınıfta ciddi bir sinir krizi geçirdi. Hıçkırıklar içinde annesine telefon açıp derhal profesörle konuşmasını istedi. Elbette profesör görüşmeyi reddetti. Başka bir anne çocuğunun iş görüşmesine onunla birlikte katıldı, sonra da işe niye alınmadığını merak etti.

Büyük bir işveren, bir iş görüşmesine gelen adayın kendilerine işe 18 ay içinde başlayabileceğini söylediğini belirtti. Karşısındaki işverenin bulunduğu yere gelmesi için 20 senedir çalıştığı aklının ucuna bile gelmemişti belki de.

Tüm bunlar kulağa çılgınca geliyor değil mi?

“Çok üzücü ama bu hikayelerin hepsi doğru” diyor Growing Leaders ( Liderler Yetişiyor) organizasyonunun kurucu başkanı Tim Elmore. “1990′lardan sonra doğan çocuklar , “anlık haz” çağında büyüdüler. iPhone’lar, iPad’ler, anlık mesajlaşmalar ve bilgiye hemen ulaşım, sürekli parmaklarının ucunda bulunuyor” diyor Elmore. “Okuldaki notlarını kendi çabalarıyla değil, anne babalarının “pazarlıkları” sonucunda elde ediyorlar. Küçücük şeyler başardıklarında övgüye boğuluyorlar. Yüzlerce Facebook ve Twitter arkadaşları var, ama gerçek hayatta pek fazla arkadaşları bulunmuyor.”

Bu gidişatı durdurmak amacıyla Growing Leaders organizasyonu, ulusal ve uluslararası 5000 devlet okulu, üniversite, belediye organizasyonu, spor takımı ve kurumla çalışarak gençlerin liderlere dönüşmelerine yardım ediyor. “Üç kez evlenip sayısız iş girişiminde başarısızlığa uğramadan önce kendilerinde eksik olan şeyleri onlara vermek istiyoruz.”

Peki ama anne babalar neden çocuklarına özgüveni öğreten ebeveynlikten, ne pahasına olursa olsun çocuklarını korumak isteyen helikopter ebeveynliğe geçiş yaptılar?

Belki de her şey anne babaların çocuklarının yaşamlarının her alanındaki güvenlik konusunda obsesif bir hale gelmeleriyle başladı. Dışarıda oyun oynamalarına izin vermek yerine çocuklarının tüm boş vakitlerini organize ettikleri aktivitelerle doldurmaya başladılar. Çocuklarının ödevlerini yaptılar, okulda hem öğretmenleriyle hem de arkadaşlarıyla yaşadıkları sorunları çözdüler ve ufacık şeyler için çocuklarına ödüller dağıttılar.

“Bu iyi niyetli ‘sen özelsin’ mesajları, bize pek de olumlu olarak geri dönmedi” diyor Elmore. “Onları geleceğe hazırlamak yerine onları korumaya adadık kendimizi. Düşmelerine, başarısızlığa uğramalarına ve korkmalarına izin vermedik. Problem şu ki, eğer çocuklar küçük yaşlarda, mesela parklardaki parmaklıklara tırmanmak ve düşmek gibi risklere bile girmezlerse, 29 yaşında atacakları her yeni adımda korku duyarlar.”

Psikologlar ve psikiyatristler giderek daha fazla genç insanın orta yaş bunalımı yaşadığını ve çok daha fazla klinik depresyon vakaları gördüklerini söylüyor. Bunun sebebi nedir? Genç insanlar, psikologlara ve psikiyatristlere henüz milyonlar kazanamadıklarını ya da mükemmel eşlerini bulamadıklarını anlatıyor.

Öğretmenler, koçlar ve yöneticiler, yeni neslin her şeye çok kısa süreler odaklanabildiğinden, içselden çok dışsal motivasyona ihtiyaç duyduklarından şikayet ediyor. Growing Leaders organizasyonunun amacı bu trendi tersine çevirmek ve gençlerin daha yaratıcı ve kendi kendini motive edebilen insanlar olmalarına yardım ederek kendilerine güvenmelerini ve dışsal motivasyona ihtiyaç duymamalarını sağlamak.

Aile psikoloğu John Rosemond da aynı fikirde. Rosemond, ödülün genellikle geri teperek beklenenden tam tersi bir etki yarattığını gösteren araştırmalar olduğunu vurguluyor. Öfkeli bir çocuk kısa süreliğine öfkeli olmadığı için ödüllendirildiğinde, ödüllerin gelmeye devam etmesi için kötü davranışını tekrar etmeye meyilli oluyor.

Nerede hata yaptık?

• Çocuklarımıza büyük hayaller kurmalarını söyledik ve şimdi her küçük eylem onlara önemsiz görünüyor. Oysa çocuklar sürekli dünyayı yerinden oynatamaz. Her ne kadar ilerleme gibi görünmese de küçük, ilk adımlar atmayı da öğrenmeliler. “Anlık şöhret” getirmeyen hiçbir şey onlar için yeterince iyi değil. “Onlara, harika şeyler yapmanın küçük hedefleri başarmakla başladığını anlatmamızın zamanı geldi” diyor Elmore.

• Çocuklarımıza özel olduklarını söyledik, üstelik ortada hiçbir sebep yokken. Mükemmel karakter özellikleri ya da beceriler göstermeseler de söyledik ve şimdi herkesten özel ilgi bekliyorlar. Problem şu ki, çocuklar özel olmak için özel bir şey yapmalarına gerek olmadığını sanıyorlar.

• Çocuklarımıza her türlü konforu sunduk, ancak onları hazzı erteleyemez bir duruma getirdik. Üstelik bizler de hiçbir şey için iki dakika bile sabredemez hale geldik. Ya da mesela iş yerinde işler istediğimiz gibi gitmediğinde çok çabuk sinirlenir olduk. “Artık istediğimiz şeyleri beklemenin, başkalarının isteklerine saygı göstermenin ve ‘ben’den daha büyük şeyler için bireysel arzulardan vazgeçmenin önemini öğrenme zamanı” diyor Elmore.

• Çocuklarımızın mutluluğunu en merkezi hedefimiz haline getirdik ve şimdi onlar için mutlu olmak oldukça zor. Çünkü mutluluk, anlamlı bir hayat yaşamanın bir sonucu. “Çocuklarımıza, gerçek hedefimizin, yeteneklerini, tutkularını ve yaşam amaçlarını keşfetmelerine yardımcı olmak olduğunu ve böylece onların da başkalarına yardım edebileceğini söylemeliyiz. Mutluluğun bunun bir sonucu olarak geleceğini anlatmalıyız”

Rahatsız edici çözümler:

“Çocuklarımızın 12 yaşında başarısızlığa uğramalarına izin vermeliyiz. Bu, başarısızlıklarını 42 yaşında yaşamalarından daha iyidir” diyor Elmore. Onlara, ‘istediğin her şeyi yapabilirsin’ anlayışının her zaman doğru olmadığı gerçeğini incelikli bir şekilde anlatmalıyız.”

Çocuklar hayallerini yeteneklerinin üzerine kurmayı ister. Sesi güzel olan her kız çocuğu bir gün ünlü bir şarkıcı olmayacak, küçükler takımında oynayan her sporcu büyüyünce büyükler liginde oynamayacak.

• Başlarına dert açmalarına ve sonuçlarına katlanmalarına izin vermeliyiz. Düşük not alabilirler, sorun değil. Bir dahaki sefere yüksek not almak için daha çok çalışmalılar.

• Özerklik ile sorumluluğu dengelemeliyiz. Örneğin oğlunuz arabanızı ödünç alırsa, benzin deponuzu doldurmak zorunda olsun.

• Öğretmeniyle işbirliği yapın, ama çocuğunuzun ödevlerini yapmayın. Eğer bir sınavda kötü not alırsa, sonuçlarına katlanmasına izin verin.

“Aslında işin sırrı, sertliği ve yumuşaklığı iyi dengelemekte” diyor Elmore. “Dışarıdan yumuşak görünüp içeriden sert olmalıyız. Çocuklarımızın büyüdüklerinde başarılı olmaları için henüz gençken başarısız olmalarına izin vermeliyiz.”

 

Kaynak: http://www.huffingtonpost.com/Mickey-goodman/are-we-raising-a-generati_b_1249706.html

Yüzen ve yüzmeyen nesneler deneyimiz…

12342384_948237288584044_8584215596890374461_n

Hangi nesneler batar? Hangi nesneler batmaz? ve acaba neden ?

Minikler hangi nesnelerin batacağı/batmayacağı üzerine tahminde bulundurlar ve çok şaşırdılar. Kalem batmıyormuş meğer… Lego ise suda yüzer sanmıştık ama suyun dibine çöktü… Nedir bunun hilesi? smile ifade simgesi

Unutmayın çocuklarda ağırlık, kütle, hacim gibi kavramların kazanımını erken yaşlarda kazandırmak boyutlandırma, şekilleri kavrama, matematik kavramlarını kazanmada çok önemli bir yer tutmaktadır.

‪#‎BDK‬‪#‎BaşkentDoktorlarKreş‬‪#‎psikologdestegi‬‪#‎doktorkontrolü ‬‪#‎kaliteliegitim‬