Başkent Doktorlar Kreş ve Gündüz Bakımevi

Okulumuz Doktor ve Psikolog gözetiminde bir kreştir... 10 Kişilik VİP sınıflarda hizmet verilen tek kreştir. Batıkent'in en iyi kreşi ile iletişim için: 0312 979 85 73 - 0505 831 00 00 - 0553 137 89 89

Etiket: Batıkentin en iyi kreşi

Çocuklarımızın Karne heyecanı
Çocuklarımızın Karne heyecanı

2017-2018 eğitim öğretim yılı sonunda çocuklarımız;

  • Yıl sonu karnelerini
  • Gelişim gözlem raporlarını
  • Psikolog testleri sonuç raporlarını
  • ingilizce sertifikalarımızı
  • Fransızca sertifikalarımızı
  • El emeği karne dosyalarımızla birlikte aldılar.
Bilim amca ile “Sihir ve Deney” isimli gösterimiz…
Bilim amca ile “Sihir ve Deney” isimli gösterimiz…

 

Bilim amca ile “Sihir ve Deney” isimli gösterimizde ;

  • Havanın gücünü gördük
  • Sihirbazlık gösterisi yaptık
  • Sihir nedir ne değildir anladık
  • Asitli içeçeklerin zararı konusunu deney ile bir kez daha öğrendik.

 

3

#8KişilikVİPsınıflarsadeceBDKda
#KaliteliEğitim
#BatıkentKreş
#BDK
#bilimamca
#kimya
#sihir
#NeşeliÇocuklar
#EnVerimliKreş
#AradığınızKreş

 

Mikroskop ile tanıştık!

e587961b-d103-4ab1-8388-3d2b8b449525

Mikroskop ile tanıştık!
 
Araştırmacı ve Meraklı Çocuklarımızla ilk keşiflerini birlikte yaptık.
 
Gözle görülemeyen canlıları inceleyerek başladığımız serüvene daha çok heyecan katarak devam edeceğiz. Bizi izlemeye devam edin.
 
Büyüklerimiz için de küçük bir hatırlatma:
“Mikroskop, çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük cisimlerin birkaç mercek yardımıyla büyütülerek görüntüsünün incelenmesini sağlayan bir alettir.
17. asırda Hollandalı Antoni Van Leeuwenhoek ve İngiliz Robert Hooke bulmuşlardır.”
 
#DoktorlarKreş #BaşkentDoktorlarKreş #BatıkentKreş #Mikroskop #OkulÖncesiFenDersleri #EnKaliteliEğitim #BenzersizKreş #EnİyiKreş #MutluÇocuklar #BilimAdamıÇocuklar #AraştırmacıÇocuklar
Çocuklarımıza yapabileceğimiz en büyük kötülük; Korkutmak!

korkutmak doktorlar kres
Çocuklarımıza yapabileceğimiz en büyük kötülük; Korkutmak!

“Yaramazlık yaparsan öcü gelecek”, “Oraya git de dilenciler seni kaçırsın”, “Yemeğini yemezsen karanlıkta kalacaksın”, “Uslu durmazsan doktor amca sana iğne yapacak” “Böyle yapmaya devam edersen seni bir daha sevmeyeceğim.”

Toplumumuz da ne yazık ki yanlış bir algıyla yetiştirilen milyonlarca çocuk var. Çocuk üzerinde otorite kurmak amacıyla giriştiğimiz bu eylem maalesef ki bizi daha iyi bir anne – baba yapmıyor. Tam tersine kendine güvenmeyen, girişken olmayan, korkak bir nesil yetişiyor.

Peki ama ne yapacağız? Bu çocukları nasıl yetiştireceğiz dediğinizi duyar gibiyim. 

İlk kuralla başlayalım.  Otorite kurmak amacıyla korkutmak yok. Bu ister ‘öcü’ olsun, isterse ‘seni artık sevmeyeceğim’. Bir çocuğa yapabileceğiniz en büyük kötülüğü yapmayın. Çünkü çocukların hayal güçlerinin ne kadar geniş ve çarpıcı olduğunu bilmeyen bilinçsiz insanlarca yapılan bu hata, onların hayal dünyasının içinde büyüyüp kişiliğini ve ruh sağlığını etkileyebilir. Çocukların görünen ve görünmeyen tehlikeler karşısında verdikleri doğal bir tepki olan korkunun bir disiplin aracı olarak kullanılması çocukluk korkularının ergenlik ve hatta yetişkinlik dönemlerine kadar uzamasına da neden olabilir.

İkinci önemli kural; çocuğunuza yaklaşırken birinci kuralımızın aksine çok hassas davrandığınızı düşünüyor olabilirsiniz. Hatta çocuğunuzu korkuttuğunuzun bile farkında olmayabilirsiniz. Örneğin; “Bak şimdi düşeceksin!” , “ Sen artık tek başına uyuyabilirsin, kocaman oldun” gibi etrafında pervane olan anne – babalık ya da özgüvenini (zorlayarak) kazandırma çabası çocukta gelişen korkuların sebebi olabilir. Çocuklar tıpkı oyun hamurlarına parmağınızla basmak gibi her bir söz ve davranışımızdan etkilenirler. Sizin iyi niyetle fiziksel bir zarar gelmesin ya da artık özerk olmalı diye yaptığınız bir çok davranış onun iç dünyasında korku ve sonrasında fobiye yol açabilir.

Çocuklar için yaşamın temeli 0–7 yaşları arasında atılıyor. Bu dönemde çocuklarda zaman içerisinde gelişimsel özelliklerden kaynaklanan korkuların oluşması normal sayılabilir fakat bu yaşlar arasında çocuğa “Sen bilmezsin, büyükler bilir”, “Korkulacak ne var? Sen bebek misin?” mesajları verildiğinde var olan korkuların daha pekiştiği ve yeni korkuların temellerinin atıldığı gibi çocukların özgüvenleri de olumsuz yönde etkilenebilmektedir.
Çocuklarda Korku Nedenleri

  • Korkutulmak
  • Ceza almak ya da şiddete uğramak
  • Bilgi ve deneyim azlığı
  • Başka çocukların başından geçen kötü olayları öğrenme/bilme.
  • Dinlediği olaylardan etkilenme
  • Dünyanın tamamiyle tehlikeli bir yer olduğuna dair inanç geliştirme
  • Olaylar karşısında fikir yürütme.
  • Olayların bilinçaltına yansıması sonucu kötü rüyalar görme ve etkisinin daha da artması
  • Etraftaki her şeyin kendinden büyük olması hissi.
  • Çocuklara güven duygusunun kazandırılmamış olması
  • Çocuğun sevgi ve şefkatten yoksun olarak büyütülmesi
  • Çocuk yetiştirmede baskıcı ve otoriter tutumun izlenmesi
  • Çocuğun tehdit edilmesi. Örneğin; “Yemeğini yemezsen iğne yaptırmaya gideceğiz.” gibi…
  • Çocukları soyut ve ya somut şeylerle korkutmak
  • Aile içinde şiddet olaylarının yaşanması.
  • Şiddet ve korku öğeleri içeren filmlerin izlenilmesi.

Hangi yaşlarda hangi korkular görülebilir?

Bir korkunun mantık dışı olup olmadığı çocuğun yaşı ve gelişim düzeyine göre değerlendirilir. Örneğin 2 yaşında bir çocuğun tuvalete oturmaktan korkması normaldir ancak 8 yaşında bir çocuğun tuvalete oturmaktan korkması normal değildir.

0-6 Ay: Yüksek sesler ( Elektrik süpürgesinden çıkan ani ve yüksek sesler )

6-12 Ay: Yabancılardan, anneden ayrılma

2-4 Yaş: Hayali Yaratıklar, Karanlık

5-7 Yaş: Doğal Felaketler, Deprem, Yangın, Fiziksel Acı, yaralanma, hayvanlar

8-11 Yaş: Başarısızlık

12- 18 Yaş: Yaşıtları tarafından dışlanma, kabul görmeme temel korku kaynaklarıdır.
Anne ve Babalara Öneriler

  • Çocukta korkunun uzamasını ve olumsuz etkilerini önlemek için korkunun nedenleri araştırılmalı ve bu nedenler ortadan kaldırılmalıdır
  • Anne-babalar çocukların korkularını yok saymamalı, asla küçümsememeli ve alay etmemelidirler.
  • Korkuları olan çocuğa sabırlı davranmalı, korkularını yenmesi için zaman tanınmalıdır.
  • Aşırı koruyucu bir tutum ile çocuğu her şeyden korkar hale getirmemelidir
  • Çocuğa “Aman düşersin!”, “Sen tek başına karşıya geçemezsin” vb. sözlerle çevrenin tehlikelerle dolu bir yer olduğu duygusu aşılanmamalıdır.
  • Fiziksel temasın çocuğun korkusunu kontrol altına almasında yardımcı olacağı unutulmamalıdır.
  • Çocuğun arkadaş grubuna girmesine ve öz güven duygusunu geliştirmesine yardımcı olunmalıdır.
  • Çocuk korkuları konusunda, konuşmaya hazır olduğu zaman onunla açıkça konuşulmalıdır.
  • Çocuk korktuğu şeye yavaş yavaş alıştırılmalıdır. Örneğin denizden korkan bir çocuğun önce uzaktan denizi ve deniz kenarında oynayan çocukları izlemesine imkân verilmelidir. Daha sonra çocuğun önce deniz kenarında oynaması, sonra ayaklarını ıslatması ve yavaş yavaş denize girmesi sağlanmalıdır. Çocuğunuz köpekten korkuyorsa, önce çocuğunuza köpeklerle ilgili hikayeler okuyun, köpeklerle ilgili bir televizyon programı izlettirin, daha sonraki aşamada köpekle oynayan yaşıtlarını ona gösterin, sonraki aşamada da onu küçük,sevimli bir köpekle bir araya getirin.
  • Çocuklara korkulu masallar anlatılmamalı, korkulu filmler izletilmemelidir.
  • Korkuyu hafifletmek amacıyla “Erkek adam hiç korkar mı?”, “Sen artık kocaman oldun” gibi sözlerden kaçınılmalıdır.
    Çocuklara bazı korkularımızın kendimizi tehlikelerden korumak ve güvenliğimiz için normal olduğu da anlatılmalıdır. Mesela sıcak bir sobaya dokunulmaz, karşıdan gelen bir otobüsün önüne koşulmaz gibi.
  • Anne -babaların bazı durumlar karşısında gösterdiği tepkiler de önemlidir. Çünkü çocuklar anne-babalarını örnek alarak etkilenebilirler. Bu şekilde bazı korkular çocuklar tarafından öğrenilir. Örneğin annenin; yanlarına kedi köpek yaklaşınca ürküp sıçraması, evde böcek görünce çığlığı basması, kocası evde yokken çocuklarını yanına almadan yatamaması gibi davranışlar içinde olması, çocukta korku duygusunun oluşmasına neden olabilir.
  • Unutmayın belirli bir dozda korku olması çocuğu uyarır ve tehlikelerden uzaklaşmasını sağlar. Böylece çocuk birçok tehlikeden kendisini korur. Ancak korkunun çok olması ve yoğun yaşanması çocuğun ergenlik ve yetişkinlik zamanındaki kişiliğini ciddi anlamda olumsuz etkileyebilir. Çocuklara yaklaşırken hangi yaş grubunda olduğunu ve açıklamanızın/tehlike durumunun onun açısından ne kadar anlaşılabilir olduğunu göz önünde bulundurun. Bunun en önemli yolu bu konuda edindiğiniz bilgilerdir.

Bu noktada yazının bu noktasına kadar okuyan her bir anne – babaya/öğretmene (ve adayına) teşekkürler. Maça 1 – 0 önde başlıyorsunuz…

Psikolog Ece Ergür

 

 

 

Küçük bir çocuğa Koşma!, Zıplama!, Tırmanma! demek..

Küçük bir çocuğa Koşma!, Zıplama!, Tırmanma! demek “Nefes alma!” demek gibidir!

 

demek

BDK Ailelere tavsiyeler

Bir çocuk kendi kendine hırçın olmaz. O hırçınlık, anne baba tutumlarına dair verilen sinyaldir.

bdk tavsiyeler

Batıkent Kreş – Doktorlar Kreş tanıtım filmi

İsviçre’de kreş fiyatları cep yakıyor

Çalışan ailelerin tercih ettiği okul öncesi kreş ve yuvaların fiyatları İsviçre’de cep yakıyor. Kreşlere ödenen saat başı fiyatlar Avrupa ortalamasının iki katı. Ülke içinde kantonlar arasında da ciddi fiyat farkları yaşanıyor.

Avrupa genelinde çocuk bakıcılığı, kreş ve yuva gibi hizmetler veren Yoopies.com online platformunda yayınlanan rapora göre İsviçre’deki kreş fiyatlarının ortalama saat ücreti 16 Frank. Avrupa kıtasında ortalama fiyatın 8,7 Frank olduğunu vurgulayan araştırma, İsviçre içinde bazı kantonlarda saat ücretlerinin 23 Frank’a kadar çıktığını belirtiyor.

Hayat kalitesi ve yaşam standartları açısından ciddi bir dengenin yaşandığı İsviçre’de kreş fiyatlarında böylesi bir farkın oluşması dikkat çekiyor. Özellikle göçmenlerle nüfusu artan şehirler arasında olan Zürih, Winterthur ve Cenevre gibi büyük şehirlerdeki kreş eksikliği fiyatların yükselmesindeki en önemli etken olarak görülüyor.

Ayrıca gelir seviyesi ve kadınların çalışma oranlarının yüksekliği gibi parametreler kreş fiyatlarına etki ediyor.

İsviçre hükümetinin geçen 5 yıl süresince kreş açığını kapatma adına oluşturduğu fonlar ve teşvikler ise fiyatları düşürmeye yardımcı olmuyor. Pek çok Avrupa ülkesinde annelerin tekrar iş hayatına dönmesini teşvik etmek için çalışan annelerin çocuklarının kreş masraflarının büyük bir kısmı devlet tarafından karşılanırken, İsviçre’de böylesi bir uygulama tercih edilmiyor.

FARKLI FİYAT UYGULAMASI

İsviçre’de kreşlere ödenen en yüksek saat ücreti St. Gallen kantonunda 23,6 Frank, Zürih’te 23,5 Frank, Zug kantonunda 22 Frank olurken, ülke ortalaması 16 Frank hesaplanmış.

Bu konuda en teşvikçi kantonlar ise Fransızca konuşanlar. Örneğin Cenevre gibi kreş açığı çok fazla olan bir şehirde saat ücreti 16 Frank iken, Neuchatel’de 15 ve Vaud kantonunda 14,9 Frank.

Avrupa’daki ülkelerin kreş fiyat ortalamaları göz önüne alınınca İsviçre’yi bu açıdan İngiltere takip ediyor. Adada saat başı ortalama ücret 14,5 Frank. Daha sonra ise 9,3 Frank ile Fransa geliyor. Avrupa’daki kreşlerin ortalama saat ücretleri de 8,7 Frank seviyelerinde.

Bütün Anne-Babalar KESİNLİKLE okumalı…

doktorlarkres1

Bütün Anne-Babalar KESİNLİKLE okumalı…

Akatlar’da yürüyordum; kadın beni tanıdı ve selamlaştıktan sonra, sorusunu sordu: “Oğlum dersleri tamamen bıraktı; ne söylesem hiç fayda etmiyor. Ya arkadaşlarıyla buluşuyor, ya telefonda mesajlaşıyor ya da bilgisayarın başında oyun oynuyor. Ne yapacağımı şaşırdım, Hocam ne yapalım?”

“Sohbet ediyor musunuz?”

“Valla, konuşuyorum, ama hiçbir faydası yok.”

“Kaç yaşında?”

“On yedi yaşında.”

“Mesela ne diyorsunuz?”

“Sınavların yaklaştığını söylüyorum; derslerine çalışması gerektiğini söylüyorum; böyle giderse sınıfta kalacağını, arkadaşlarından geri kalacağını, ilerde çok pişman olacağını, ama o zamanda duyulan pişmanlığın işe yaramayacağını anlatıyorum.”

“Siz konuşup, nasihat ediyorsunuz.”

“Evet.”

“Ama, onunla sohbet etmiyorsunuz.”

“Valla bilmem; biz bildiğimiz kadarıyla elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz, konuşuyoruz, anlatıyoruz.”

“Doğru, bildiğiniz kadarıyla elinizden gelenin en iyisini yapıyorsunuz. Ama konuşmak, nasihat etmek, sohbet etmek değildir. Siz sohbet etmesini bilmiyorsunuz.”

Kadın haklı olarak “neden bahsediyorsunuz,” diyen bir yüz ifadesiyle bana baktı.

İçim burkuldu. Anne acı çekiyordu ve çocuğuna yardım etmek istiyordu, ama kendini çaresiz hissediyordu.

Öğrencileri ve anababaları birlikte çağırdım. Danışmalığını yaptığım okulun küçük tiyatro salonunda buluştuk, öğrencilerle birlikte anababalar da oturdu.

Ufacık sahneye çıktım, bir sandalye attım oturdum, yanı başıma bir boş sandalye koydum.

“Buradaki öğrencilerden kim benimle sohbet etmek istiyor?” diye sordum. Kalkan ellerden birini gelişigüzel seçtim. Selim adıyla anacağım bir öğrenci yanımdaki sandalyeye geldi oturdu.

“Adın ne?”

“Selim.”

“Kaç yaşındasın?”

“On iki.”

“Bugün ayın kaçı?”

“24 Aralık 2008.” (Gerçek tarihtir; bu uygulamayı o gün yaptım.)

“Selim, gözünü kapa, beni iyi dinle. Gözünü açtığın zaman aradan yirmi yıl geçmiş olacak. 24 Aralık 2028 tarihinde gözünü açmış olacaksın. Tamam mı?”

Anladığını belirtmek için başını salladı.

“Lütfen gözünü aç.”

Selim, gözünü açtı.

“Bugünün tarihini söyler misin?”

“24 Aralık 2028.”

“Kaç yaşındasın?”

“Otuz iki.”

“Ne iş yapıyorsun?”

“İç mimarlık.”

Göz ucuyla anneye babaya bakıyorum; yüzlerinde hayret belirten hafif bir tebessümü var. Belli ki, onlar da Selim’in söylediklerini benimle birlikte ilk defa duyuyorlar.

“Nerede çalışıyorsun?”

“New York, Manhattan’da.”

Anne, babanın yüzünde saklayamadıkları büyük bir şaşkınlık ifadesi.

“Evli misin?”

“Hayır.”

“Arkadaşlarından evlenenler oldu mu?”

“Kızların hepsi evlendi.”

Gülüşmeler..

“Çalıştığın yere beni götürür müsün?”

“Ofisim, Manhattan’da 86 katlı bir binanın 42. Katında.”

Gülüşmeler devam ederken hayalen o binaya yürüdük, asansöre bindik, 42. Katta indik.

“Burası ‘home office,’” dedi.

İçeri girdikten sonra açıkladı:

“Dubleks daire: aşağıda salon ve mutfak var. Yukarda yatak odası ve ofis odam.”

“Selim, salonda neler var?”

“Salonda masa var, koltuklar var, sandalyeler var; komodin var, sehpalar var.”

“Duvarlarda ne var?”

“Resimler var, fotoğraflar. Ailemin fotoğrafı da var.”

“Ailenin fotoğrafına bakınca neler görüyorsun? Beraber bakabilir miyiz?”

“Annem var, babam var. Ailece çektirdiğimiz bir fotoğraf. Abim var, ablam var, ben varım.”

“En küçük sen misin?”

“Evet.”

“Selim, bu fotğrafa baktığında, içinde ‘keşke!” duygusu beliriyor mu? İçindeki herhangi bir ‘keşke’nin sesini duyuyor musun?”

Hiç beklemeden “Evet,” dedi.

“Haydi, anlat bize,” dedim.

“Ben, babamla birlikte futbol maçına gitmeyi çok istedim. Bir de hafta sonları onunla top oynamak, kırlara gitmek istedim. Güreşmek istedim. Ama babam çok yoğundu; çalışmak zorundaydı, olmadı, zaman bulamadı. Ne yapalım, böyle oldu.”

Baba’ya baktım; gözlerinin yaşını tutmaya çalışıyor, ağlamamak için dudaklarını ısırıyordu.

Selim’e teşekkür ettim. Ve sordum:

“Selim, bu konuşmamızda, sana büyüklük tasladığımı, sana nasihat etmeye çalıştığımı hissettin mi?”

“Hayır!”

“Olanla ilgili olarak mı konuştuk, olması gereken üzerine mi?”

“Olanla ilgili olarak konuştuk.”

“Selim, seninle yeniden böyle sohbet etmek istesem, benimle konuşmak ister misin? Konuşmamızdan zevk aldın mı?”

“Yeniden konuşmak isterim; sohbetimizden zevk aldım.”

***

Sohbet özel türden bir konuşma, kendine özgü özellikleri olan bir söyleşidir.

Sohbet içinde olan iki insan o an için güç, onur ve değer yönünden eşittir ve olanı paylaşırlar; olması gereken üzerinde konuşmazlar.

Korku kültürünün olduğu yerde sohbete izin verilmez.

Türkiye’nin aydınlık geleceğinde anababaların çocuklarıyla sohbet içinde olmasını diliyorum.

Doğan Cüceloğlu (26.06.2011)

Batıkent kreş tavsiyesi – Doktorlar Kreş

doktorlarkres1

Başkent Doktorlar Kreş ve Gündüz Bakımevi
Doktorlar kontrolünde bir kreştir…

Yavrularımıza sadece eğitim değil, hemde sağlıklı bir birey olabilmeleri için okullarımızda ihtiyaç duyulan her türlü uygun ortam ve planlamalar oluşturarak hizmet vermekteyiz..

Başkent Doktorlar Kreş ve Gündüz Bakımevi’nde çocuklarımızın belirli periyotlarda sağlık muayeneleri yapılarak aileler bilgilendirilmektedir. Ayrıca her gün psikolog tarafından gelişimleri gözlemlenerek ailelere rapor edilmektedir.

İletişim için: 0505 831 00 00

Geniş oyun alanları Doktorlar Kreş’te..
Geniş oyun alanları Doktorlar Kreş’te..

Geniş oyun alanları Doktorlar Kreş’te..

 

Çocuklarımız birbirinden farklı oyun ünitelerinin yer aldığı geniş oyun alanların tadını çıkartıyor.

Sıradışı bir kreş mekanı Başkent Doktorlar Kreş’te..