Başkent Doktorlar Kreş ve Gündüz Bakımevi

Okulumuz Doktor ve Psikolog gözetiminde bir kreştir... 10 Kişilik VİP sınıflarda hizmet verilen tek kreştir. Batıkent'in en iyi kreşi ile iletişim için: 0312 979 85 73 - 0505 831 00 00 - 0553 137 89 89

Etiket: ankara batıkent kreş

Anne-Baba-Çocuk Üçgeninde Sorun Çözme ve İletişim
Anne-Baba-Çocuk Üçgeninde Sorun Çözme ve İletişim

Anne-babaların kendilerini en fazla çaresiz hissettikleri konulardan biri, büyümekte olan çocuklarına sağlayacakları “disiplin” in en doğrusun ve sağlıklısının nasıl olacağıdır. Aile içinde disiplin, salt problem çözme ile tanımlanamaz. Anne-babanın herhangi bir sorun olmadığında da çocuk tarafından dinlenir olmaları önemlidir ve bunun yolu iyi ilişkiden geçer.

Ebeveynler çocukları ile ilişki kurmaya başlarken bazı ana noktaları sağlamış olmalıdırlar. Bu ana noktalar sonucunda, aile içi iletişimin sağlıklı olması ve çıkacak problemlerin önlenmesi beklenir.

Öncelikle çocuğunuz için her zaman güvenli bir liman olduğunuzu onlara hissettirmelisiniz. Siz onun için, yaşayacağı fırtınalara rağmen dönüp dolaşıp gelebileceği fiziksel ve duygusal bir kuvvet olmalısınız. Böylelikle size güvenli bir şekilde bağlı kalırken, aynı zamanda da çevreyi keşfetmek için duyduğu heyecanı doyurabilir.

Peki Bu Güvenli Bağlanmayı Nasıl Sağlayabilirim?

  • Çocuğunuz ile elinizden geldiğince fazla vakit geçirin. Çocuğunuzun ilk yıllarında size olabilecek en fazla şekilde ihtiyaç duyar.
  • Çocuğunuz bir gerginlik yaşadığında bu konu hakkında ne düşündüğünüz ona karşı davranışınızı da etkiler. Örneğin çocuğunun mızmızlığını kendisini rahatsız etmek için yaptığını düşünen anne, sabırsız davranır ve yaşanan gerginliğe yardımcı olmayı başaramaz.
  • Hayat şartlarınızı değiştirmek veya eğer mümkünse başkalarından destek almanız size yardımcı olabilir. Eğer kişisel hayatınız çocuğunuza yeterli bağlanmayı sunmanızı engelliyorsa; bazı şeyleri gözden geçirmelisiniz.
  • Aile içindeki değişken ve reddedici ebeveyn tutumları güvenli bağlanmayı tetikleyerek çatışmaya katkıda bulunur.

Çatışmayı önlemek için ebeveynler açısından önemli bir diğer tutum ise iyi bir kapsayıcı olmaktır. Çocuğunuz bazen birinin kontrolü ele almasına ihtiyaç duyar. Bu kişi kızgınlığın, onaylanmamanın ve başkaldırıların üstesinden gelebilecek kadar güçlü olmalıdır. Ebeveynler çocuklarının sağlıklı gelişimi için net kurallar ve sorumluluklar belirlemelidirler.

Çatışmaları önleme konusunda diğer bir önemli ebeveyn tutumu da onu gerçek dünyaya hazırlamaktır. Burada amaç salt çocuğunuzu mutlu etmek değil onu hayattaki hayal kırıklıklarına, yenilgilere, adil olmayan durumlara hazırlamak ve birey olmasını sağlamaktır. Çocuklar gerçek hayatta onları üzebilecek durumların da olabileceğini ve bu durumlarda duygularını ifade edebilmeyi öğrenmelidir. Öte yandan ailenin her durumda istediğini yaparak mutlu ettiği çocuklar genellikle öz-disiplin konusunda başarısız olurlar, çünkü kendi hatalarının sonuçlarını görmekten yoksun bırakılmışlardır.

Çocuğunuz sizden koşulsuz sevgi almalı ancak hayatın adil olmadığını da görmeli ve bununla başa çıkmayı öğrenmelidir. Buna hazırlanmak için isteklerini erteleyebilmeyi, yaptığı hareketlerin sorumluluğunu almayı, öz-değerlendirme yapmayı, hayatındaki işleri dengeleyebilmeyi (hedefler, çakışan istekler, sorumluluklar) öğrenmelidir.

Sorunlar ortaya çıktığında nasıl sınır konmalıdır?

Şehrin caddelerinden birinde ilerlerken bir trafik ışığına yaklaştığınızda ışık sarıya dönerse, kavşaktan geçebilecek zamanınız varsa bile; sarı ışıkta durur musunuz? Yetişkinlerin çoğu durmaz, çocukların çoğu da anne-babaları bu işaretleri gösterdiklerinde yanlış davranışlarını durdurmazlar. Bunun nedeni çocuğunuza karışık mesaj vermenizdir. Sözel mesaj ile davranışsal mesaj birbirine uymadığı veya birbirini desteklemediği zamanlarda problemlere yol açar. Tekrarlı uyarılar aslında tahmin edilen yardımı sağlamıyor olabilir. Davranışla desteklemeyen sözel mesajların tekrarı, çocuğa davranış gelene kadar istediğini yapabilme -itaat etmeme- olanağı sağlar. Yetişkinler bazen kendi kavramlarının çocuklarla aynı olduğunu düşünürler. Bu da etkili mesaj vermeyi engeller.

Aile içinde etkili disiplin sıcak ve yakın ebeveyn-çocuk ilişkisiyle başlar. Bunun üzerine tesis edilmiş disiplinin sağlıklı ve etkin olacağı unutulmamalıdır. Ebeveynlere düşen görev, sınır koyarak neyin başarılmaya çalışıldığını netleştirme, bu sınırların çocuğun yaşına uygun olup olmadığına dikkat etmek ve sonrasında çocuğa sınır koyarken ona özgürlük alanı bırakmaktır.

Referanslar
MacKenzie, R. J. (1998). Çocuğunuza Sınır Koyma. HYB Yayıncılık: Ankara.
Pearson, L. & Stamford, L. A. (2006) The Discipline Miracle. Amacom: New York.
Kircaali‐Iftar, G. (2005). How do Turkish mothers discipline children? An analysis from a behavioural perspective. Child: care, health and development, 31(2), 193-201
Kağıtçıbaşı, Çigdem. (2009) Family, Self and Human Development Across Cultures. Psychology Press: New Jersey.

Feriha Şenkaya Dildar
Uzman Psikolojik Danışman

Şimdi anne babalar için eğlence vakti :) (Babalar günü etkinliklerimiz)
Şimdi anne babalar için eğlence vakti :) (Babalar günü etkinliklerimiz)

Hep çocuklar mı eğlenecek? Birazda aileleri eğlensin 🙂 (Babalar günü etkinliklerimizden görüntüler)

Babalar günü özel – BDK
Babalar günü özel – BDK

En sevdiğimiz en değerlimiz babalarımızla çocuklarımızın özel buluşması bdk aile etkinlikleri çerçevesinde gerçekleşmiştir.

Karne heyecanı

Minikler bugün ilk karnelerini aldılar. Ne kadar büyüdüklerini, olgunlaştıklarını fark ettiler.

Dileriz ki bu karneler başarılı bir eğitim ve öğretim hayatının başlangıcı olur ve öğrencilerimizin her birine tüm hayatları boyunca uğur getirir.

Biz Doğa Dostuyuz! – Enerji Tasarrufu Haftası
Biz Doğa Dostuyuz! – Enerji Tasarrufu Haftası

 

 

Elektrikle çalışan eşyaların nasıl çalıştığını öğrenerek başladık..

“Elektriği kullanmayı bilmeyen çocuk” isimli kukla gösterimizi izledik

..ve “elektirik etiketleri” hazırladık. Okulumuzda ki herkesi bu konuda bilgilendirdik ve odalarına elektirik etiketleri taktık.

ÇÜNKÜ BİZ DOĞA DOSTUYUZ!

#DoğaDostuÇocuklar
#BDK
#EnerjiTasarrufuHaftası
#Elektrik
#MutluÇocuklar
#ÖğrenenÇocuklar
#KaliteliEğitim
#DoktorlarKreş
#BaşkentDoktorlarKreş
#Doğa
#DoğayıSev

 

 

Bilim amca ile “Sihir ve Deney” isimli gösterimiz…
Bilim amca ile “Sihir ve Deney” isimli gösterimiz…

 

Bilim amca ile “Sihir ve Deney” isimli gösterimizde ;

  • Havanın gücünü gördük
  • Sihirbazlık gösterisi yaptık
  • Sihir nedir ne değildir anladık
  • Asitli içeçeklerin zararı konusunu deney ile bir kez daha öğrendik.

 

3

#8KişilikVİPsınıflarsadeceBDKda
#KaliteliEğitim
#BatıkentKreş
#BDK
#bilimamca
#kimya
#sihir
#NeşeliÇocuklar
#EnVerimliKreş
#AradığınızKreş

 

Minikler kendi kar kürelerini kendi tasarladılar ?

1033_957749557632817_4888683545917628062_n

Siz de Evdeki bir kaç malzeme ile kendi kar kürenizi tasarlamaya ne dersiniz? Biraz pamuk, kullanmadığınız kavanoz ve simlerle neler yapılmaz ki? ?

‪#‎BDK‬ ‪#‎BaşkentDoktorlarKres‬ ‪#‎cocukgelisimi‬ ‪#‎psikologgozetimi‬‪#‎doktorgozetimi‬ ‪#‎okuloncesi‬ ‪#‎kar‬ ‪#‎karküresi‬

 

Nezaket Atölyemiz Kapsamında Eğitimlerimiz Yeni Yıl’da da devam ediyor

Toplumda, okulumuzda ve evimizde Dikkat Edilecek Görgü Kurallarını Nezaket Atölyesi kapsamında sınıf sınıf öğreniyoruz. 

Bu programımızda resimleri boyayarak ve bunları drama haline getirerek nezaket kurallarına yer verdik. Çok hanımefendi ve beyefendi çocuklarımız var bizim. Bizim yerimizde olsanız hepsini ayrı ayrı öpmek isterdiniz şu an 🙂

 

34357b03-349f-41a3-a6f9-90763d7d4ce5

Daha neler mi var bu kapsamda işte bir kaç tane örnek:

  • Başkasının eşyasını kullanırken izin istemek.
  • Büyüklerine saygılı davranmak.
  • Yardımcı olmak.
  • Güzel sözler söylemek.
  • Büyüklerini ziyarete gitmek.
  • Hasta olan tanıdıklarını ziyaret etmek.
  • Başarılı olan kişileri tebrik etmek.
  • Tutumlu davranmak.
  • Konuşmaya başlamadan önce başkalarının konuşmasının sonlanmasını beklemek.
  • Kurallara uygun davranmak.
  • Temiz ve tertipli olmak.
  • Hoşgörülü ve iyimser davranmak
  • Olgun bir karaktere sahip olmak
  • Eleştiriyi yerinde ve uygun zamanda yapmak
  • Kıyafetlerin yer ve zamana göre doğru olmasına özen göstermek
  • Başkalsını rahatsız edici davranışlarda bulunmamak
  • Verilen sözde durmak.
  • Ziyaretin yerine, zamanına ve süresine önem vermek
  • Oturuş ve kalkışlara dikkatli olma
  • Gerektiğinde af dilemek
  • Özel konuşmaları dinlememek
  • Uygun olmayan el ve söz şakasından kaçınmak
  • İletişim araçlarını kurallarına uygun şekilde kullanmak
  • Trafik kurallarına uygun hareket etmek

 

 

Mikroskop ile tanıştık!

e587961b-d103-4ab1-8388-3d2b8b449525

Mikroskop ile tanıştık!
 
Araştırmacı ve Meraklı Çocuklarımızla ilk keşiflerini birlikte yaptık.
 
Gözle görülemeyen canlıları inceleyerek başladığımız serüvene daha çok heyecan katarak devam edeceğiz. Bizi izlemeye devam edin.
 
Büyüklerimiz için de küçük bir hatırlatma:
“Mikroskop, çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük cisimlerin birkaç mercek yardımıyla büyütülerek görüntüsünün incelenmesini sağlayan bir alettir.
17. asırda Hollandalı Antoni Van Leeuwenhoek ve İngiliz Robert Hooke bulmuşlardır.”
 
#DoktorlarKreş #BaşkentDoktorlarKreş #BatıkentKreş #Mikroskop #OkulÖncesiFenDersleri #EnKaliteliEğitim #BenzersizKreş #EnİyiKreş #MutluÇocuklar #BilimAdamıÇocuklar #AraştırmacıÇocuklar
Çocuklarımıza yapabileceğimiz en büyük kötülük; Korkutmak!

korkutmak doktorlar kres
Çocuklarımıza yapabileceğimiz en büyük kötülük; Korkutmak!

“Yaramazlık yaparsan öcü gelecek”, “Oraya git de dilenciler seni kaçırsın”, “Yemeğini yemezsen karanlıkta kalacaksın”, “Uslu durmazsan doktor amca sana iğne yapacak” “Böyle yapmaya devam edersen seni bir daha sevmeyeceğim.”

Toplumumuz da ne yazık ki yanlış bir algıyla yetiştirilen milyonlarca çocuk var. Çocuk üzerinde otorite kurmak amacıyla giriştiğimiz bu eylem maalesef ki bizi daha iyi bir anne – baba yapmıyor. Tam tersine kendine güvenmeyen, girişken olmayan, korkak bir nesil yetişiyor.

Peki ama ne yapacağız? Bu çocukları nasıl yetiştireceğiz dediğinizi duyar gibiyim. 

İlk kuralla başlayalım.  Otorite kurmak amacıyla korkutmak yok. Bu ister ‘öcü’ olsun, isterse ‘seni artık sevmeyeceğim’. Bir çocuğa yapabileceğiniz en büyük kötülüğü yapmayın. Çünkü çocukların hayal güçlerinin ne kadar geniş ve çarpıcı olduğunu bilmeyen bilinçsiz insanlarca yapılan bu hata, onların hayal dünyasının içinde büyüyüp kişiliğini ve ruh sağlığını etkileyebilir. Çocukların görünen ve görünmeyen tehlikeler karşısında verdikleri doğal bir tepki olan korkunun bir disiplin aracı olarak kullanılması çocukluk korkularının ergenlik ve hatta yetişkinlik dönemlerine kadar uzamasına da neden olabilir.

İkinci önemli kural; çocuğunuza yaklaşırken birinci kuralımızın aksine çok hassas davrandığınızı düşünüyor olabilirsiniz. Hatta çocuğunuzu korkuttuğunuzun bile farkında olmayabilirsiniz. Örneğin; “Bak şimdi düşeceksin!” , “ Sen artık tek başına uyuyabilirsin, kocaman oldun” gibi etrafında pervane olan anne – babalık ya da özgüvenini (zorlayarak) kazandırma çabası çocukta gelişen korkuların sebebi olabilir. Çocuklar tıpkı oyun hamurlarına parmağınızla basmak gibi her bir söz ve davranışımızdan etkilenirler. Sizin iyi niyetle fiziksel bir zarar gelmesin ya da artık özerk olmalı diye yaptığınız bir çok davranış onun iç dünyasında korku ve sonrasında fobiye yol açabilir.

Çocuklar için yaşamın temeli 0–7 yaşları arasında atılıyor. Bu dönemde çocuklarda zaman içerisinde gelişimsel özelliklerden kaynaklanan korkuların oluşması normal sayılabilir fakat bu yaşlar arasında çocuğa “Sen bilmezsin, büyükler bilir”, “Korkulacak ne var? Sen bebek misin?” mesajları verildiğinde var olan korkuların daha pekiştiği ve yeni korkuların temellerinin atıldığı gibi çocukların özgüvenleri de olumsuz yönde etkilenebilmektedir.
Çocuklarda Korku Nedenleri

  • Korkutulmak
  • Ceza almak ya da şiddete uğramak
  • Bilgi ve deneyim azlığı
  • Başka çocukların başından geçen kötü olayları öğrenme/bilme.
  • Dinlediği olaylardan etkilenme
  • Dünyanın tamamiyle tehlikeli bir yer olduğuna dair inanç geliştirme
  • Olaylar karşısında fikir yürütme.
  • Olayların bilinçaltına yansıması sonucu kötü rüyalar görme ve etkisinin daha da artması
  • Etraftaki her şeyin kendinden büyük olması hissi.
  • Çocuklara güven duygusunun kazandırılmamış olması
  • Çocuğun sevgi ve şefkatten yoksun olarak büyütülmesi
  • Çocuk yetiştirmede baskıcı ve otoriter tutumun izlenmesi
  • Çocuğun tehdit edilmesi. Örneğin; “Yemeğini yemezsen iğne yaptırmaya gideceğiz.” gibi…
  • Çocukları soyut ve ya somut şeylerle korkutmak
  • Aile içinde şiddet olaylarının yaşanması.
  • Şiddet ve korku öğeleri içeren filmlerin izlenilmesi.

Hangi yaşlarda hangi korkular görülebilir?

Bir korkunun mantık dışı olup olmadığı çocuğun yaşı ve gelişim düzeyine göre değerlendirilir. Örneğin 2 yaşında bir çocuğun tuvalete oturmaktan korkması normaldir ancak 8 yaşında bir çocuğun tuvalete oturmaktan korkması normal değildir.

0-6 Ay: Yüksek sesler ( Elektrik süpürgesinden çıkan ani ve yüksek sesler )

6-12 Ay: Yabancılardan, anneden ayrılma

2-4 Yaş: Hayali Yaratıklar, Karanlık

5-7 Yaş: Doğal Felaketler, Deprem, Yangın, Fiziksel Acı, yaralanma, hayvanlar

8-11 Yaş: Başarısızlık

12- 18 Yaş: Yaşıtları tarafından dışlanma, kabul görmeme temel korku kaynaklarıdır.
Anne ve Babalara Öneriler

  • Çocukta korkunun uzamasını ve olumsuz etkilerini önlemek için korkunun nedenleri araştırılmalı ve bu nedenler ortadan kaldırılmalıdır
  • Anne-babalar çocukların korkularını yok saymamalı, asla küçümsememeli ve alay etmemelidirler.
  • Korkuları olan çocuğa sabırlı davranmalı, korkularını yenmesi için zaman tanınmalıdır.
  • Aşırı koruyucu bir tutum ile çocuğu her şeyden korkar hale getirmemelidir
  • Çocuğa “Aman düşersin!”, “Sen tek başına karşıya geçemezsin” vb. sözlerle çevrenin tehlikelerle dolu bir yer olduğu duygusu aşılanmamalıdır.
  • Fiziksel temasın çocuğun korkusunu kontrol altına almasında yardımcı olacağı unutulmamalıdır.
  • Çocuğun arkadaş grubuna girmesine ve öz güven duygusunu geliştirmesine yardımcı olunmalıdır.
  • Çocuk korkuları konusunda, konuşmaya hazır olduğu zaman onunla açıkça konuşulmalıdır.
  • Çocuk korktuğu şeye yavaş yavaş alıştırılmalıdır. Örneğin denizden korkan bir çocuğun önce uzaktan denizi ve deniz kenarında oynayan çocukları izlemesine imkân verilmelidir. Daha sonra çocuğun önce deniz kenarında oynaması, sonra ayaklarını ıslatması ve yavaş yavaş denize girmesi sağlanmalıdır. Çocuğunuz köpekten korkuyorsa, önce çocuğunuza köpeklerle ilgili hikayeler okuyun, köpeklerle ilgili bir televizyon programı izlettirin, daha sonraki aşamada köpekle oynayan yaşıtlarını ona gösterin, sonraki aşamada da onu küçük,sevimli bir köpekle bir araya getirin.
  • Çocuklara korkulu masallar anlatılmamalı, korkulu filmler izletilmemelidir.
  • Korkuyu hafifletmek amacıyla “Erkek adam hiç korkar mı?”, “Sen artık kocaman oldun” gibi sözlerden kaçınılmalıdır.
    Çocuklara bazı korkularımızın kendimizi tehlikelerden korumak ve güvenliğimiz için normal olduğu da anlatılmalıdır. Mesela sıcak bir sobaya dokunulmaz, karşıdan gelen bir otobüsün önüne koşulmaz gibi.
  • Anne -babaların bazı durumlar karşısında gösterdiği tepkiler de önemlidir. Çünkü çocuklar anne-babalarını örnek alarak etkilenebilirler. Bu şekilde bazı korkular çocuklar tarafından öğrenilir. Örneğin annenin; yanlarına kedi köpek yaklaşınca ürküp sıçraması, evde böcek görünce çığlığı basması, kocası evde yokken çocuklarını yanına almadan yatamaması gibi davranışlar içinde olması, çocukta korku duygusunun oluşmasına neden olabilir.
  • Unutmayın belirli bir dozda korku olması çocuğu uyarır ve tehlikelerden uzaklaşmasını sağlar. Böylece çocuk birçok tehlikeden kendisini korur. Ancak korkunun çok olması ve yoğun yaşanması çocuğun ergenlik ve yetişkinlik zamanındaki kişiliğini ciddi anlamda olumsuz etkileyebilir. Çocuklara yaklaşırken hangi yaş grubunda olduğunu ve açıklamanızın/tehlike durumunun onun açısından ne kadar anlaşılabilir olduğunu göz önünde bulundurun. Bunun en önemli yolu bu konuda edindiğiniz bilgilerdir.

Bu noktada yazının bu noktasına kadar okuyan her bir anne – babaya/öğretmene (ve adayına) teşekkürler. Maça 1 – 0 önde başlıyorsunuz…

Psikolog Ece Ergür

 

 

 

Küçük bir çocuğa Koşma!, Zıplama!, Tırmanma! demek..

Küçük bir çocuğa Koşma!, Zıplama!, Tırmanma! demek “Nefes alma!” demek gibidir!

 

demek

BDK Ailelere tavsiyeler

Bir çocuk kendi kendine hırçın olmaz. O hırçınlık, anne baba tutumlarına dair verilen sinyaldir.

bdk tavsiyeler

Teknoloji Bağımlısı Çocuk Yetiştirmekten Neden Korkmalıyız?

Çocuk psikoloğu Yekaterina Murashova, gerçekleştirdiği sıra dışı bir deneyde bir grup çocuğun ve ergenin, bir günlüğüne internete ve modern teknolojiye erişimden mahrum bırakıldığında neler olduğunu gözlemledi.

Yaşları 12 ile 18 arasında değişen çocuklar ve ergenler, gönüllü olarak sekiz saati herhangi bir iletişim aracına (cep telefonları, internet vs.) erişimleri olmadan tek başına geçirdi. Aynı zamanda bilgisayarlarını ya da herhangi bir elektronik cihazı, radyoyu ve televizyonu açmalarına da izin yoktu. Ancak çok sayıda “klasik” aktiviteyi tek başlarına yapmaları serbestti: Yazı yazmak, okumak, müzik enstrümanı çalmak, resim yapmak, dikiş dikmek, şarkı söylemek, yürüyüş yapmak vs…

Deneyi gerçekleştiren aile psikoloğu, ortaya koyduğu şu hipotezi kanıtlamak istiyordu: Günümüzün genç ve çocuk jenerasyonu kendi yapmadıkları şeylerle aşırı fazla zaman geçiriyor, kendilerini meşgul edecek yollar bulma konusunda yetersizler ve kendi hayal güçlerinin dünyası fikrine tamamen yabancılar.

Deneyin kurallarına göre katılımcılar, bu şartlar altında yalnız kalmakla nasıl baş ettiklerini açıklamak zorundaydılar. Deney boyunca nasıl hissettiklerini tarif etmelerine de izin vardı. Eylemlerinden ve düşüncelerinden oluşan bir kayıt tuttular. Aşırı kaygı, rahatsızlık ya da stres durumunda, proje liderleri deneyin hemen bırakılmasını tavsiye edecek ve sonlandırma zamanını ve nedenini kaydedecekti.

İlk bakışta bu fikir oldukça zararsız görünüyordu. Bu yüzden deneyi organize eden psikolog, deneyin tamamen güvenilir olacağına inandı. Ama yanılıyordu. Kimse bu kadar şok edici sonuçlar beklemiyordu. 68 katılımcının sadece üç tanesi deneyi sonuna kadar tamamlamayı başarabildi. Bir kız ve iki erkek. Katılımcılardan üçünün intihara yönelik düşünceleri oldu. Beş katılımcı yoğun panik ataklar yaşadı. Yirmi yedi katılımcı mide bulantısı, terleme, baş dönmesi, sıcak basmaları ve karın ağrısı yaşadı. Deneye katılan neredeyse herkes korku ve endişe duyguları yaşadı.

Durumun yeniliği ve değişikliği, kendi başlarına yalnız kalmalarına duydukları ilgi ve bundan aldıkları keyif, ikinci ya da üçüncü saatin başlamasıyla nerdeyse bütün katılımcılarda kayboldu. Ama sadece deneyden çekilen on kişi, yalnızlıklarının daha üçüncü saatinde (ya da biraz daha fazla) kaygı hissetmeye başladılar.

Proje yöneticilerinden biri şöyle anlatıyor: “Deneyi sonuna kadar sürdürmeyi başaran cesur bir kız, sekiz saat boyunca neler hissettiğini detaylı bir şekilde anlattığı günlüğüne bana getirdi.” Onu okuduktan sonra psikolog, çoğu katılımcı tarafından hissedilen kaygının fiziksel semptomlarından bazılarını yaşamaya başladığını söylüyor. Ancak etik sebeplerden dolayı, katılımcıların deneyimlerinden oluşan bu kayıtlar hiç yayınlanmadı.

Çocuklar deney boyunca neler yaptılar?

  • Yemek pişirip yediler;
  • Kitap okudular ya da okumaya çalıştılar;
  • Okul ödevi yaptılar (deney tatilde yapıldı, ancak katılımcıların bir çoğu çaresizlik yüzünden ders kitaplarına sarıldılar);
  • Pencereden dışarı baktılar ya da dairenin içinde dolandılar;
  • Dükkana ya da kafeye gitmek için dışarı çıktılar (deneyin kurallarına göre başkalarıyla iletişime geçmek yasaktı, ancak satıcıların ya da kasiyerlerin sayılmadığına karar verdiler);
  • Yap-boz yaptılar ya da Lego modelleri inşa ettiler;
  • Sanat çalışmaları yaptılar ya da resim çizmeye çalıştılar;
  • Duş yaptılar;
  • Odada ya da dairede temizlik yaptılar;
  • Bir köpek ya da kediyle oynadılar;
  • Spor salonunda çalıştılar ya da jimnastik yaptılar;
  • Duygularını ya da düşüncelerini kaydettiler;
  • Elle mektuplar yazdılar;
  • Gitar, piyano gibi müzik aletleri çaldılar;
  • Üç tanesi şiir ya da düzyazı yazdı;
  • Bir oğlan beş saat boyunca şehirde otobüslerle dolaştı;
  • Bir kız nakış işi yaptı;
  • Bir oğlan bir eğlence parkına gitti;
  • Genç bir erkek şehrin bir ucundan diğer ucuna seyahat etti (toplamda yaklaşık 25 km.);
  • Bir kız bir müzeye gitti; bir oğlan çocuğu ise hayvanat bahçesine gitti;
  • Bir kız dua etti.

Neredeyse katılımcıların tamamı bir noktadan sonra uyumaya çalıştı, ancak hiçbiri kafalarında dönüp dolaşan sıra dışı düşünceler nedeniyle bunu başaramadı.

Deneyin sonlandırılmasından sonra katılımcıların 14 tanesi hemen sosyal ağlara bağlandı, 20 tanesi cep telefonlarından arkadaşlarını aradı, üç katılımcı ebeveynlerini aradı ve beş tanesi arkadaşlarını şahsen ziyarete gitti. Diğerleri televizyonu açtılar ya da bilgisayar oyunlarını oynamaya başladılar. Buna ek olarak, neredeyse hepsi kısa bir süre sonra kulaklıklarına saldırdılar.

Deney sonlandıktan hemen sonra katılımcıların strese yönelik tüm semptomları ortadan kayboldu.

63 katılımcı, kendileri hakkında daha fazla şey öğrenmeleri anlamında deneyin çok faydalı olduğunu dile getirdi. Altı katılımcı deneyi kendi başlarına tekrarladı ve ikinci, üçüncü ya da beşinci seferde tüm günü hiçbir ciddi problem yaşamadan tamamlamayı başardıklarını ifade ettiler.

Deney sırasında neler olduğunu tarif ederken 51 katılımcı, “bağımlılık”, “…. olmadan yaşayamayacağım ortaya çıktı”, “doz”, “bırakma”, “ihtiyacım var” ve benzeri terimler kullandı. Tüm katılımcılar – hiçbir istisna olmadan – deney boyunca zihinlerinden geçen düşüncelere aşırı derecede şaşırdıklarını ama psikolojik durumlarındaki genel bozulma nedeniyle bu düşünceleri mantıklı bir şekilde değerlendiremediklerini söyledi.

Deneyi başarılı bir şekilde tamamlayanlardan biri, sekiz saatini bir yelkenli gemi modelini yapıştırarak, arada bir yemek molası ve köpekle yürüyüş molası vererek geçirdi. Diğeri ise bütün zamanını eşyalarını organize ederek geçirdi. Bu iki katılımcı (her ikisi de erkek) tüm deney boyunca hiçbir negatif duygu hissetmeyen tek katılımcı oldular.

Okul öncesi eğitim çocuğu geliştiriyor!

doktorlarkres1

Okul öncesi dönemde iyi bakım ve eğitim alan çocuklar ergenlik ve sonrasında özgüveni yüksek, yaratıcı ve üretken bireylere dönüşüyor. Aileler, ‘evde büyükannemiz var’, ‘bakıcı tutarım’ diye düşünebiliyor, bazen de maddi imkânsızlıklarla çocuklarını okul öncesi eğitime göndermeme kararını verebiliyor. Uzmanlarsa, 0-6 yaş arasında verilen eğitimin çocuğun sosyal, duygusal, dil, fiziksel ve bilişsel alanlarda gelişimini desteklediğine dikkat çekerek, “Okul öncesi eğitim şart” diyor.

Okul öncesi dönemde iyi bakım ve eğitim alan çocuklar ergenlik ve sonrasında özgüveni yüksek, yaratıcı ve üretken bireylere dönüşüyor. Aileler, ‘evde büyükannemiz var’, ‘bakıcı tutarım’ diye düşünebiliyor, bazen de maddi imkânsızlıklarla çocuklarını okul öncesi eğitime göndermeme kararını verebiliyor. Uzmanlarsa, 0-6 yaş arasında verilen eğitimin çocuğun sosyal, duygusal, dil, fiziksel ve bilişsel alanlarda gelişimini desteklediğine dikkat çekerek, “Okul öncesi eğitim şart” diyor.

Oral, “Yaşamlarının ilk yıllarında, beynin en hızlı geliştiği dönemde yeterli uyarıcı alamayan çocuklar, kendi potansiyellerini hiçbir zaman eksiksiz bir şekilde gerçekleştiremeyebilir. Ev ortamında sağlanan uyaranlar çocuğun gelişimi için yeterli değildir. 3 yaşından sonra çocuklar okul öncesi eğitim almaya başlamalıdır. Okul öncesi eğitim, çocuğa akranlarıyla bir arada olma fırsatı sağlar. Böylece çocuk akranlarıyla etkileşime geçerek ve oynayarak öğrenme fırsatı bulacaktır. Çocuğun gelişimi için sağlıklı olan öğrenme de bu şekilde gerçekleşmiş olacaktır” dedi.

‘Öğretmenini Mutlaka Tanıyın’ Okul öncesi eğitimin çocuğun ilkokula hazırlanmasına katkı sağladığını aktaran Oral, böylece çocuğun okul ortamına alıştığını, akranlarıyla iletişimini arttırdığını, okul korkusunu yendiğini, özbakım ihtiyaçlarını kendi başına karşılamayı öğrendiğini vurguladı.

 

Ailelerin okul tercihinde dikkatli olmaları gerektiğini de kaydeden Oral, “Okulun eve veya ailenin işine olan uzaklığı, maddiyat, beslenme, binanın özellikleri ve bahçesinin bulunması gibi faktörler önem kazanıyor. Binanın ve binanın içindeki eşyaların cazibesine kapılmak çocuk için doğru kararın verilmesini engelleyecektir. Bunun yerine okulun verdiği eğitimi iyi araştırmak ve mutlaka öğretmenini tanımak gerekir” diye konuştu.

 

İzmir Ekonomi Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Çocuk Gelişimi Programı Öğretim Görevlisi Ezgi Oral, 0- 6 yaş arasında verilen eğitimin çocuğun sosyal, duygusal, dil, fiziksel ve bilişsel alanlarda gelişimini desteklediğini belirtti.

 

 

 

 

Batıkent Kreş – Doktorlar Kreş tanıtım filmi

İsviçre’de kreş fiyatları cep yakıyor

Çalışan ailelerin tercih ettiği okul öncesi kreş ve yuvaların fiyatları İsviçre’de cep yakıyor. Kreşlere ödenen saat başı fiyatlar Avrupa ortalamasının iki katı. Ülke içinde kantonlar arasında da ciddi fiyat farkları yaşanıyor.

Avrupa genelinde çocuk bakıcılığı, kreş ve yuva gibi hizmetler veren Yoopies.com online platformunda yayınlanan rapora göre İsviçre’deki kreş fiyatlarının ortalama saat ücreti 16 Frank. Avrupa kıtasında ortalama fiyatın 8,7 Frank olduğunu vurgulayan araştırma, İsviçre içinde bazı kantonlarda saat ücretlerinin 23 Frank’a kadar çıktığını belirtiyor.

Hayat kalitesi ve yaşam standartları açısından ciddi bir dengenin yaşandığı İsviçre’de kreş fiyatlarında böylesi bir farkın oluşması dikkat çekiyor. Özellikle göçmenlerle nüfusu artan şehirler arasında olan Zürih, Winterthur ve Cenevre gibi büyük şehirlerdeki kreş eksikliği fiyatların yükselmesindeki en önemli etken olarak görülüyor.

Ayrıca gelir seviyesi ve kadınların çalışma oranlarının yüksekliği gibi parametreler kreş fiyatlarına etki ediyor.

İsviçre hükümetinin geçen 5 yıl süresince kreş açığını kapatma adına oluşturduğu fonlar ve teşvikler ise fiyatları düşürmeye yardımcı olmuyor. Pek çok Avrupa ülkesinde annelerin tekrar iş hayatına dönmesini teşvik etmek için çalışan annelerin çocuklarının kreş masraflarının büyük bir kısmı devlet tarafından karşılanırken, İsviçre’de böylesi bir uygulama tercih edilmiyor.

FARKLI FİYAT UYGULAMASI

İsviçre’de kreşlere ödenen en yüksek saat ücreti St. Gallen kantonunda 23,6 Frank, Zürih’te 23,5 Frank, Zug kantonunda 22 Frank olurken, ülke ortalaması 16 Frank hesaplanmış.

Bu konuda en teşvikçi kantonlar ise Fransızca konuşanlar. Örneğin Cenevre gibi kreş açığı çok fazla olan bir şehirde saat ücreti 16 Frank iken, Neuchatel’de 15 ve Vaud kantonunda 14,9 Frank.

Avrupa’daki ülkelerin kreş fiyat ortalamaları göz önüne alınınca İsviçre’yi bu açıdan İngiltere takip ediyor. Adada saat başı ortalama ücret 14,5 Frank. Daha sonra ise 9,3 Frank ile Fransa geliyor. Avrupa’daki kreşlerin ortalama saat ücretleri de 8,7 Frank seviyelerinde.

Bütün Anne-Babalar KESİNLİKLE okumalı…

doktorlarkres1

Bütün Anne-Babalar KESİNLİKLE okumalı…

Akatlar’da yürüyordum; kadın beni tanıdı ve selamlaştıktan sonra, sorusunu sordu: “Oğlum dersleri tamamen bıraktı; ne söylesem hiç fayda etmiyor. Ya arkadaşlarıyla buluşuyor, ya telefonda mesajlaşıyor ya da bilgisayarın başında oyun oynuyor. Ne yapacağımı şaşırdım, Hocam ne yapalım?”

“Sohbet ediyor musunuz?”

“Valla, konuşuyorum, ama hiçbir faydası yok.”

“Kaç yaşında?”

“On yedi yaşında.”

“Mesela ne diyorsunuz?”

“Sınavların yaklaştığını söylüyorum; derslerine çalışması gerektiğini söylüyorum; böyle giderse sınıfta kalacağını, arkadaşlarından geri kalacağını, ilerde çok pişman olacağını, ama o zamanda duyulan pişmanlığın işe yaramayacağını anlatıyorum.”

“Siz konuşup, nasihat ediyorsunuz.”

“Evet.”

“Ama, onunla sohbet etmiyorsunuz.”

“Valla bilmem; biz bildiğimiz kadarıyla elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz, konuşuyoruz, anlatıyoruz.”

“Doğru, bildiğiniz kadarıyla elinizden gelenin en iyisini yapıyorsunuz. Ama konuşmak, nasihat etmek, sohbet etmek değildir. Siz sohbet etmesini bilmiyorsunuz.”

Kadın haklı olarak “neden bahsediyorsunuz,” diyen bir yüz ifadesiyle bana baktı.

İçim burkuldu. Anne acı çekiyordu ve çocuğuna yardım etmek istiyordu, ama kendini çaresiz hissediyordu.

Öğrencileri ve anababaları birlikte çağırdım. Danışmalığını yaptığım okulun küçük tiyatro salonunda buluştuk, öğrencilerle birlikte anababalar da oturdu.

Ufacık sahneye çıktım, bir sandalye attım oturdum, yanı başıma bir boş sandalye koydum.

“Buradaki öğrencilerden kim benimle sohbet etmek istiyor?” diye sordum. Kalkan ellerden birini gelişigüzel seçtim. Selim adıyla anacağım bir öğrenci yanımdaki sandalyeye geldi oturdu.

“Adın ne?”

“Selim.”

“Kaç yaşındasın?”

“On iki.”

“Bugün ayın kaçı?”

“24 Aralık 2008.” (Gerçek tarihtir; bu uygulamayı o gün yaptım.)

“Selim, gözünü kapa, beni iyi dinle. Gözünü açtığın zaman aradan yirmi yıl geçmiş olacak. 24 Aralık 2028 tarihinde gözünü açmış olacaksın. Tamam mı?”

Anladığını belirtmek için başını salladı.

“Lütfen gözünü aç.”

Selim, gözünü açtı.

“Bugünün tarihini söyler misin?”

“24 Aralık 2028.”

“Kaç yaşındasın?”

“Otuz iki.”

“Ne iş yapıyorsun?”

“İç mimarlık.”

Göz ucuyla anneye babaya bakıyorum; yüzlerinde hayret belirten hafif bir tebessümü var. Belli ki, onlar da Selim’in söylediklerini benimle birlikte ilk defa duyuyorlar.

“Nerede çalışıyorsun?”

“New York, Manhattan’da.”

Anne, babanın yüzünde saklayamadıkları büyük bir şaşkınlık ifadesi.

“Evli misin?”

“Hayır.”

“Arkadaşlarından evlenenler oldu mu?”

“Kızların hepsi evlendi.”

Gülüşmeler..

“Çalıştığın yere beni götürür müsün?”

“Ofisim, Manhattan’da 86 katlı bir binanın 42. Katında.”

Gülüşmeler devam ederken hayalen o binaya yürüdük, asansöre bindik, 42. Katta indik.

“Burası ‘home office,’” dedi.

İçeri girdikten sonra açıkladı:

“Dubleks daire: aşağıda salon ve mutfak var. Yukarda yatak odası ve ofis odam.”

“Selim, salonda neler var?”

“Salonda masa var, koltuklar var, sandalyeler var; komodin var, sehpalar var.”

“Duvarlarda ne var?”

“Resimler var, fotoğraflar. Ailemin fotoğrafı da var.”

“Ailenin fotoğrafına bakınca neler görüyorsun? Beraber bakabilir miyiz?”

“Annem var, babam var. Ailece çektirdiğimiz bir fotoğraf. Abim var, ablam var, ben varım.”

“En küçük sen misin?”

“Evet.”

“Selim, bu fotğrafa baktığında, içinde ‘keşke!” duygusu beliriyor mu? İçindeki herhangi bir ‘keşke’nin sesini duyuyor musun?”

Hiç beklemeden “Evet,” dedi.

“Haydi, anlat bize,” dedim.

“Ben, babamla birlikte futbol maçına gitmeyi çok istedim. Bir de hafta sonları onunla top oynamak, kırlara gitmek istedim. Güreşmek istedim. Ama babam çok yoğundu; çalışmak zorundaydı, olmadı, zaman bulamadı. Ne yapalım, böyle oldu.”

Baba’ya baktım; gözlerinin yaşını tutmaya çalışıyor, ağlamamak için dudaklarını ısırıyordu.

Selim’e teşekkür ettim. Ve sordum:

“Selim, bu konuşmamızda, sana büyüklük tasladığımı, sana nasihat etmeye çalıştığımı hissettin mi?”

“Hayır!”

“Olanla ilgili olarak mı konuştuk, olması gereken üzerine mi?”

“Olanla ilgili olarak konuştuk.”

“Selim, seninle yeniden böyle sohbet etmek istesem, benimle konuşmak ister misin? Konuşmamızdan zevk aldın mı?”

“Yeniden konuşmak isterim; sohbetimizden zevk aldım.”

***

Sohbet özel türden bir konuşma, kendine özgü özellikleri olan bir söyleşidir.

Sohbet içinde olan iki insan o an için güç, onur ve değer yönünden eşittir ve olanı paylaşırlar; olması gereken üzerinde konuşmazlar.

Korku kültürünün olduğu yerde sohbete izin verilmez.

Türkiye’nin aydınlık geleceğinde anababaların çocuklarıyla sohbet içinde olmasını diliyorum.

Doğan Cüceloğlu (26.06.2011)

Batıkent kreş tavsiyesi – Doktorlar Kreş

doktorlarkres1

Başkent Doktorlar Kreş ve Gündüz Bakımevi
Doktorlar kontrolünde bir kreştir…

Yavrularımıza sadece eğitim değil, hemde sağlıklı bir birey olabilmeleri için okullarımızda ihtiyaç duyulan her türlü uygun ortam ve planlamalar oluşturarak hizmet vermekteyiz..

Başkent Doktorlar Kreş ve Gündüz Bakımevi’nde çocuklarımızın belirli periyotlarda sağlık muayeneleri yapılarak aileler bilgilendirilmektedir. Ayrıca her gün psikolog tarafından gelişimleri gözlemlenerek ailelere rapor edilmektedir.

İletişim için: 0505 831 00 00

Ağlayan çocuk nasıl sakinleştirilmelidir? Ne yapılmamalıdır?

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Sosyal Pediatri Bilim Dalı, aileler için özel bir broşür hazırladı. Broşür, çocukları ağlayan ailelerin neler yapacağı ve çocukların nasıl sakinleştirilmesi gerektiği hakkında bilgiler içeriyor.

Broşürde, “Çocuğunuz ağlamasıyla nasıl başa çıkabilirsiniz?”, “Hem kendiniz hem de çocuğunuz için yapılması gerekenler neler?” sorularının yanıtları yer aldı.“Çocuğunuzu kesinlikle sarsmayın, savurmayın” uyarısı ile başlayan broşürde, söz konusu bilgilerin aileler tarafından tanıdıkları herkese anlatılması da istendi.

Sarsmak bebeği öldürebilir

‘Bütün ebeveynlerin ve bakıcıların bilmesi gerekenler’ başlığı ile hazırlanan bölümde, sarsılma ya da savrulma sonucunda her yıl binlerce bebek ve çocuk ölümlerinin yaşandığına dikkat çekildi. Aynı bölümde sarsılmanın, çocuğun beynindeki kan damarlarının yırtılmasına, zekâ geriliğine ve körlüğe yol açabileceğine işaret edildi.

Ağlamasını durdurmak için ne yapmalı

Sosyal Pediatri Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Sevgi Başkan, çocuğun ağlamasıyla başa çıkmanın yolları konusunda ailelerin yapması gereken başlıkları sıraladı:

– Çocuk acıkmış, yorgun, altı kirli ya da hasta olabilir. Sadece kucağa alınmak istiyor olabilir.

– Çocuğunuzu yumuşak bir battaniyeyle gevşekçe sarın.

– Çocuğunuzu kucağınıza alıp hafifçe sallanarak gezinin veya pusetine oturtup pusetle dolaşın.

– Yürüyüşe çıkın.

– Emzik kullanıyorsa sakinleştirmek için emziğini vermeyi deneyin.

– Güven vermek için onunla yumuşak ve yatıştırıcı bir ses tonuyla konuşun, ninni söyleyin ya da şarkı mırıldanın.

Ağlaması durmadıysa ne yapmalı

Bebeğinizin sakinleşmesi için her şeyi yapmanıza rağmen hâlâ ağlaması devam ediyor ise önce kendi kontrolünüzü kaybetmemeye çalışın. Derin bir nefes alın, çocuğun öfkesine karşı direnmeyin. Çocuğunuzu güvenli bir yere, güvenli bir şekilde bırakın ve odadan çıkın. Kendinize sakinleşmek için 5-10 dakika zaman ayırın. Yardım için bir yakınınızı, arkadaşınızı ya da doktorunuzu arayın.

Kaynak: kadinvekadin.net

 

Çocuk eğitiminde 8 hata

Çocuk eğitiminde 8 hata

  • Bir dediğini iki etmemek
  • Başka çocuklarla kıyaslamak
  • Başkalarının yanında eleştirmek
  • Söyleneni ebeveynin yapmaması
  • Söz verip tutmamak
  • Sorularına kulak asmamak
  • Eğitimini baştan sona başkalarına yüklemek
  • Ona özel zaman ayırmamak

 

Başkent Doktorlar Kreş

Batıkent Kreş

İletişim 0505 831 00 00

doktorlaranaokulu