Başkent Doktorlar Kreş ve Gündüz Bakımevi

Okulumuz Doktor ve Psikolog gözetiminde bir kreştir... 10 Kişilik VİP sınıflarda hizmet verilen tek kreştir. Batıkent'in en iyi kreşi ile iletişim için: 0312 979 85 73 - 0505 831 00 00 - 0553 137 89 89

Kategori: Kreş Haberleri

Çocuk istismarı artık son bulsun! – BDK
Çocuk istismarı artık son bulsun! – BDK

Bu video ÇOCUK İSTİSMARI konusunda farkındalık uyandırmak için ve bu vakaların son bulmasına katkı sağlamak amaçlı olarak bdk (Başkent Doktorlar Kreş) öğrencileri ve çalışanları tarafından hazırlanmıştır.

Siz de çocuk istismarına DUR demek için bu videoyu sosyal medyada ve whatsapp gruplarınızda paylaşarak destek olabilirsiniz!

 

Bugün BDK’nın çocukları kendi evlerini yaptılar
Bugün BDK’nın çocukları kendi evlerini yaptılar

Bugün BDK’nın çocukları kendi yaptıkları evlerle hem yaratıcılıklarını konuşturdular, hem de temiz hava ile beraber çok güzel vakit geçirdiler ?

Drama derslerimiz keyifle devam ediyor
Drama derslerimiz keyifle devam ediyor
BDK öğrencileri (Minik bekçiler) 10 Kasım’ı anmak için Anıtkabir’e Atamızın huzuruna çıktı..
BDK öğrencileri (Minik bekçiler) 10 Kasım’ı anmak için Anıtkabir’e Atamızın huzuruna çıktı..

BDK öğrencileri (Minik bekçiler) 10 Kasım’ı anmak için Anıtkabir’e Atamızın huzuruna çıktı..

Bdk & Kızılay İşbirliği ile 29 Ekim – 4 Kasım Kızılay Haftası Etkinlikleri
Bdk & Kızılay İşbirliği ile 29 Ekim – 4 Kasım Kızılay Haftası Etkinlikleri

Bdk & Kızılay İşbirliği İle 29 Ekim – 4 Kasım Kızılay Haftası Etkinlikleri Kapsamında Çocuklarımıza Kızılay’ı Tanıttık Ve Türk Kızılay’ı Batıkent Şube başkanını okulumuzda misafir ettik. Çocuklarımıza Kızılay Kumbaraları hediye ettiği için Başkan ve ekibine teşekkür ederiz.

T.C. Sağlık Bakanlığı & BDK işbirliği ile “Yaşama yol ver” kampanyası
T.C. Sağlık Bakanlığı & BDK işbirliği ile “Yaşama yol ver” kampanyası

T.C. Sağlık Bakanlığı & BDK işbirliği ile 112 Acil Çağrı hattının gereksiz aranmasının önlenmek ve trafikte ambulansın geçiş önceliğine özen gösterilmesini sağlamak amacıyla başlattığı “Yaşama Yol Ver” kampanyası bilgilendirme çalışmaları kapsamında BDK öğrencileri ile bir araya geldi.

bdkBDK öğrencilerine “Yaşama Yol Ver” Projesi kapsamında eğitim verildi. 112 Acil Çağrı Merkezi’nin ne olduğu, nasıl ve hangi durumlarda aranması gerektiği, acil müdahalede yapılması gerekenler ve ambulans hizmetleri hakkında öğrencilere bilgi verilirdi.

Sağlık Bakanlığı’na bağlı bir ambulans Doktorlar kreşe geldi. Öğretmen ve öğrencilere ambulansın içi gezdirilerek detaylı olarak tanıtıldı. Öğrenciler ambulansı ilgiyle ve merakla inceledi.

BDK Kurucusu Yusuf TEMREL, Başkent Doktorlar Kreş olarak “Öğrencilerimizin sağlık hizmetlerini daha yakından tanıması bizi daha mutlu ediyor. ‘Ağaç yaşken eğilir’ atasözümüzle bu hizmetlerin birbiriyle ne kadar örtüştüğü ortadadır” dedi. Sağlık bakanlığına, “Yaşama Yol Ver” projesine destek veren tüm sağlık ekibine ve en önemlisi meraklı minik 112’lere teşekkürlerini iletti.

Doktorlar Kres : 05058310000
www.doktorlarkres.com

Başkent Doktorlar Kreş’i tanıyalım?
Başkent Doktorlar Kreş’i tanıyalım?
KIZILAY HAFTASINDA KIZILAYDAN BDK’YA ZİYARET
KIZILAY HAFTASINDA KIZILAYDAN BDK’YA ZİYARET

Kızılay haftası etkinlikleri kapsamında okulumuzu ziyarette bulunan#TürkKızılayı Batıkent Şube Başkanı Ejder Toptaş, Kızılay eğitim koordinatörü Sibel Coşkun, Aynı zamanda Kızılay eğitmeni olan Kurucumuz Yusuf Temrel ve diger Kızılay görevlilerine Kızılay’ı çocuklarımıza tanıttıkları için ve birbirinden güzel hediyeler için teşekkür ederiz…

#KızılayHaftası #KIZILAY #BDK #BaskentDoktorlarKres

 

İNATÇI ÇOCUKLARLA BAŞ ETMENİN YOLLARI?
İNATÇI ÇOCUKLARLA BAŞ ETMENİN YOLLARI?

İNATÇI ÇOCUKLARLA BAŞ ETMENİN YOLLARI?

Genelde inatlaşma her yaş döneminde beklenilebilen bir davranıştır ancak çocuklarda inatlaşma davranışı genellikle 2-4 yaş arasında daha sık görülür. Çünkü 2-4 yaş aralığında çocuk bir birey olduğunun farkına varmaya başlar. Bunu da her konuda fikir ayrılığı yaparak ve söylenenlere uymamakla gösterir. Bağımsızlıklarını ortaya koymak için inatlaşma sürecine girerler. Çocuklar kendini yeniden keşfettiği için bu durum normaldir. Sürekli ailesiyle ve çevresindeki kişilerle fikir çatışması yaşayabilir.

Neler yapılmalı?

Tutarlı olunmalı: Öncelikle anne ve babalar çocuklarının gelişim dönemlerini iyi bilmeli ve bu dönemin özelliklerini öğrenip ona göre bir tutum sergilemelidir. En önemlisi tutarlı davranmalıdırlar. Biz çocuklarımıza karşı ve öğrencilerimize karşı tutarlı olursak eğer bir adım daha önde gidebiliriz. Bu nedenle tutarlı olmak çok önemlidir. Ama maalesef ki anne ve babaların tutarsız davranış şekilleri bu durumu daha da zor bir durum haline getirebilmektedir.

Örneğin; çocuk kırmızı sandalyeye oturmak için çılgınlar gibi ağlıyor bu durumda ne yapılabilir?

Çoğu anne baba çocuğum ağlamasın diye hemen pes ediyor. Ama aslında bu durumda çocuğa farklı alternatifler sunulabilir;

Mesela 1 ‘den 10 ‘a kadar sayıyorum sonrasında ben oturacağım diyebilirsiniz bu durumda siz tutarlı davranmış olursunuz hem de çocuğun isteği sizin istediniz şekilde belirlenmiş olur. Bu yöntemle aslında dikkatini başka yöne çekmiş olursunuz. Sunduğunuz alternatifi çocuk kabul etmezse eğer, bir süre ağlamasına izin vermek gerekebilir. Ebeveyn çocuğun ağlamasının bir anlam ifade etmediğini ona hissettirmek için “ağlaman geçince istersen yanıma gelebilirsin” diyerek göstermelidir (ne kadar ağlamalarına dayanamasak ta bunu yapmamız gerekir). Böylelikle çocuk kendi ağlamalarının hiç bir işe yaramadığını ebeveynlerin bu soğukkanlı kararlı tutumuyla görmüş olur ve birkaç kez denedikten sonra bu yola bir daha başvurmaz.

İnatçı çocuklarla uğraşmak çok sabırlı olmayı gerektirir. Sabır bu işin öncelikli anahtar kelimesidir.

Birinci yolu yani sabrı seçerseniz, elbette daha zahmetli olacak, ama olumlu sonuç alacaksınız. Öğretmen arkadaşlarımızın da çok zorlandığı bir durumdur bu konu, onlarda dikkatli şekilde uygulamayı deneyebilirler.

İnat ve inatçı çocuklar ile baş etmede elbette sihirli ve kolay bir yolu yok. Ancak şunu unutmamak gerekir ki inatçı çocukla başa çıkmak için önce sakinlik ve sabır gerekir. Ağlayarak her şeyi yaptırmaya çalışan çocuklarda da inatçılık görürsünüz genellikle.

Tabi ki her çocuk aynı değildir, aynı işlemler her çocuğa geçerli olmayabilir. Farklı stratejiler deneyin. Ne yapması gerektiğini değil, nasıl yapması gerektiğini söyleyin!.

Bir çocuğa “bağırma” dediğinizde ilk şey bağırması olacaktır. Olumsuz ekler “YAPma, BAĞIRma” gibi ekleri olumluya çevirebiliriz. Çocuğa “bağırma” demek yerine ne yapması gerektiğini söylememiz gerekir “alçak sesle söylersen seni daha iyi anlayabilirim” gibi…

-Çocuğa ne söylediğiniz kadar nasıl söylediğiniz de önemlidir.

AİLELERE BELLİ BAŞLI ÖNERİLER;

  • Çocuğun inadına karşılık ilk olarak anne ve babanın da inatçı bir tutum göstermemesi gerekir. Çocuğa inadı yüzünden ceza verilmemeli ve baskı yapılmamalıdır bu çok önemlidir.
  • Soğukkanlılığınızı ve sakinliğinizi korumaya çalışın. Öfkeli bir tavır takınmayın, yumuşak bir ses tonuyla konuşmaya çalışın. Çok daha etkili olduğunu göreceksiniz.
  • Onun çocuk olduğunu ve bu durumun geçici olduğunu asla unutmayın
  • Çocuğa kararlı ve tutarlı samimi bir tavırla yaklaşın. İlk önce istediği bir şeye hayır deyip sonra evet demeyin. Kararlarınızda net olun.
  • Çocuğunuz bir konuda inatlaşmaya başladığında üstüne gitmeyin, baskı yapmayın. Sakinleşmesini bekleyin. Daha sonra çocuğun ilgisini başka yöne çekmeye çalışın, başka işlerle uğraşmasını sağlayın.
  • Çocuğa istediği şeyi neden yapamayacağınızı açıklayın. Çocukla konuşmak hem onu hem de sizi rahatlatacaktır.
  • Sevgili aileler lütfen ağladığı zaman susması için çocuklarımızın her istediği yapmayın! Bu size anlık çözüm sağlar ama uzun vadede çok üzüleceğiniz sonuçlar doğurur.

Yeni yazılarda buluşmak dileğiyle…

Seda YALÇIN
Çocuk gelişim uzmanı

Yararlanılan Kaynaklar:
  • Pedogog Güneş A. Nesil kitapevi 2016
  • Doç. Dr. Aydın O. YAPA YAYINLARI
  • Yapa Yayınları Doç. Dr. Şahin F.

BDK Karne HatıRası – 17 Haziran 2016
BDK Karne HatıRası – 17 Haziran 2016

Öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz ve velilerimiz için yorucu, yoğun ve son derece başarılı geçen bir senenin ardından heyecanla beklenen karne gününü de heyecanla geçirdik”

BDK Ailesi olarak değerli öğretmenlerimize; öğrencilerimizin en iyi şekilde yetişmeleri için gösterdiğiniz çabadan dolayı teşekkür ediyoruz ve kaldığımız yerden devam ediyoruz…

Şimdi YAZ OKULU vakti… Eğlence vakti… 🙂

 

Ankara İtfaiyesi & BDK işbirliği ile Yangın tatbikatı
Ankara İtfaiyesi & BDK işbirliği ile Yangın tatbikatı

Ankara İtfaiyesi & BDK işbirliği ile Yangın tatbikatı

Başkent Doktorlar Kreş ile Ankara Büyükşehir belediyesi Ankara İtfaiyesi işbirliği ile okulumuzda, öğrenciler başta olmak üzere öğretmenlerimize de sivil savunma, afet durumu ve yangın eğitimi veriyoruz.

Bu projeyle çocuklarda sivil savunma bilincini arttırmayı hedeflediğini belirten kurucu Yusuf TEMREL uygulamalı yangın eğitimi ve tatbikatının çocukların kendi yaşam alanı olan okulumuzda olması çok faydalı olmaktadır dedi.
Benzer sosyal sorumluluk projelerinin devam edeceğini ileten Temrel, çocuklarımıza eğitim anlamında okul öncesi eğitimde bir adım öndeyiz dedi.

 

 

DOKTORLAR KREŞ MİNİKLERİ, DOKTORLARIN ‘TIP BAYRAMI’NI KUTLADI
DOKTORLAR KREŞ MİNİKLERİ, DOKTORLARIN ‘TIP BAYRAMI’NI KUTLADI

Başkent Doktorlar Kreş öğrencileri 14 Mart Tıp Bayramı nedeniyle doktorların ve sağlık çalışanlarının Tıp Bayramı’nı kutladı.

Sosyal medyada paylaşımları ve videoları gören hekimler güzel tebrik için teşekkürlerini ilettiler ve “Kreş öğrencileri ve öğretmenlerine bu özel günde sağlıkçıları unutmadıkları için teşekkür ederiz” dediler.

Son günlerde ülkemizde yaşanan üzücü olaylardan dolayı keyifsiz bir Tıp Bayramı geçirdiklerini belirten Başkent Doktorlar Kreş ve Gündüz Bakımevi Kurucusu Yusuf Temrel “Miniklerimizin içinden de doktor, hemşire ve sağlık çalışanları çıkacaktır. Geleceğin sağlıkçılarının bu özel günü unutmamaları güzel oldu. Bu vesileyle hastaların sağlığına kavuşması için meşakkatli görevleri üstlenen başta hekimlerimiz olmak üzere tüm sağlık camiasının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlarım” dedi.

14 Mart Tıp Bayramı kapsamında öğrenciler ile birlikte doktor kimdir? Neler yapar? Biz neden doktora gideriz ? Sorularının cevaplarını öğretmenleri ile birlikte drama yöntemi ile öğrendiler.

“Benim için sağlığına dikkat et” etiketleri ile akşam evlerine giden öğrenciler ailelerine de sağlığımıza dikkat etmemiz hususunda farkındalık yarattılar.

Kaynak: http://www.doktorlarhaber.com/9085/doktorlar-kreste-ki-minikler-doktorlarin-tip-bayramini-kutladi

20160315063114

Bakanlık, sömestr tatilini 1 aya çıkarıyor – (DipNot: Kreşimiz 12 ay boyunca açıktır)

12360393_10153909275174248_2542170134070067287_n

Milli Eğitim Bakanlığı, sömestr tatilini 15 günden 30 güne çıkarmaya hazırlanıyor. ’15 tatil’ olarak bilinen sömestr 30 gün oluyor…

31 Aralık’tan 1 Şubat’a kadar olması planlanan uygulama ile enerji tasarrufu ve turizm hareketliliği hedefleniyor. Yaz tatili ise 3 aydan 2,5 aya düşecek.

KIŞ TURİZMİNE KATKI
Posta gazetesi eğitim uzmanı Yaşar Özay’ın haberine göre; Öğretimde reform ve yapılandırma çalışması kapsamında sömestr tatilinin uzatılıp yaz tatilinin kısaltılması planlanıyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB), yürüttüğü çalışmaya göre sömestr tatili 15 günden 30 güne çıkarılacak. Buna göre sömestr tatili 31 Aralık-1 Şubat tarihleri arasında yapılacak. Uygulama ile yerli turistin ülke içerisinde daha çok yer değiştirmesinden kaynaklanan ekonomide canlılık ve okullar kapalı kalacağı için yakıt başta olmak üzere milyonlarca TL’lik enerji tasarrufu hedefleniyor.

YAZ TATİLİ KISALACAK
Değişiklik ile yaz tatilinin ise 15 Haziran ile 1 Eylül arasında olması öngörülüyor. Buna göre yaz tatili 3 aydan 2,5 aya düşecek. MEB 2015 iş takviminin yayımlanmış olması nedeniyle değişiklik 2016 – 2017 eğitim öğretim yılından itibaren uygulanacak. 2015 eğitim takvimine göre eğitim yılının ilk dönemi 22 Ocak 2016 Cuma günü sona erecek ve sömestr tatili başlayacak. 8 Şubat 2016 Pazartesi günü 2. dönem için ders başı yapılacak. Okullar 10 Haziran 2016 tarihinde yaz tatiline girecek.

Kaynak : Posta

ÇOCUĞUM YAPAMIYOR, BAŞARAMIYOR DEMEDEN ÖNCE MUTLAKA OKUYUN! Biyolojik ritme saygı !

11752092_10153634403887348_1145170917741310257_n

Biyolojik ritme saygı !

Çocuğu birinci sınıfa başlamış bir anne-baba çaresizlik içinde yanıma gelmişti.
Çaresizliklerinin sebebi; 19 kişilik sınıfta 18 kişi okuma yazmayı öğrenmiş, bir tek kendi kızları kalmış okumaya geçemeyen. Çalmadıkları kapı kalmamış, kimi “Disleksi var galiba çocuğunuzda” demiş. Kimi “Beyindeki kimyasal denge bozukluğundan” bahsetmiş.
Bütün bunlarla yetinmeyen anne, gittiği yerlerden birinde “Kızınıza kötü cinler musallat olmuş” diye duyunca film kopmuş…
Kocaman değil, henüz 6 yaşında bir kız çocuğunun okul hayatında başına gelenlerden bahsediyorum… Göz ucu ile şöyle bir baktım; utangaçtı… Bilirim ki kız çocukları bu yaşta böylesi utangaç olurlardı, sorun yoktu benim için. Adını sormak istedim, annesinin arkasına saklandı. Babası kolundan tutup saklandığı yerden çıkartırken “Amca adını soruyor, söylesene adını hadi…” demesi çocuğun içinde bulunduğu durumu özetlemeye yetti.
“Üzgünüm çocuklar sizler adına” demek geldi içimden, söyleyemedim…
“Siz dışarıda bekleyin isterseniz?” diye anne-babayı dışarıya davet ettim.
Çocuk öylece kalakaldı oturduğu koltukta… Kaygılı idi. Başına ne geleceğini bilememenin, ama kendinden büyük birisine de itaat etmesi gerektiğinin çelişkisi okunuyordu vücut dilinden.
Kendimi tanıttım. Güzel resim yapabildiğimden bahsettim. İsterse birlikte resim yapabileceğimizi söyledim. “Hı hı” diye başını salladı ürkekçe… Diz çökerek oturduk yere, sehpanın üzerine koyduğum kâğıda boya kalemleri ile ev yapmaya başladık…
Ben, yazı da yazabildiğimi söyledim. Çocuk, “Ben de yazıyorum ama biraz yavaş” dedi. “Olsun” dedim, “Ben de önceden yavaş yazıyordum. Hem yavaş yazınca bazen daha güzel oluyor” deyince gözlerime baktı, rahatladı. Sonra kaşlarını çatıp “Ama öğretmenim dedi ki hızlı yazmalıymışım. Hem ödevimi yavaş yapınca annem kızıyor.” derken, ülkemiz çocuklarının eğitim dramını anlatıyordu aslında…
İkimiz de önümüze yeni bir kâğıt aldık… Oturduğumuz yerde, benim söylediğim harfleri birlikte yazmaya başladık. Küçücük parmakları ile nasıl da samimi çabalıyordu, içim burkuldu…
Üç-beş harfi yazdıktan sonra “Ben yazı da okuyabiliyorum” dedim.
Çocuk beni duymazdan geldi. Kalemle çizgi çizmeye devam etti. İncinmişliği vardı belli ki…
“Hatta ben, bu harfin hangi harf olduğunu bilebilirim” deyince başını kaldırdı, “Ben de bilirim, o A” dedi. Cesaret kazanmıştı. Çünkü kendini zorlamayan, ona uyum sağlayan bir yetişkin vardı yanında.
“Peki, bu hangi harf?” diye sordum, onu da bildi, diğerini de… “Hadi bu harfleri yan yana okuyalım dedim”, yavaş yavaş da olsa okudu.
“Ne güzel okuyorsun” dedim. Çocuk: “Ama annem sıkılıyor ben okurken. Babama diyor ki gel şu çocuğu sen okut, yoksa ben çıldıracağım.”
Dakikalarca gözlemledim, ne “disleksi” idi problemin adı, ne de “cin çarpması”. Aklı başında, narin bir kız çocuğu ve ona hitap edemeyen yetişkinlerin çatışması vardı ortada; “beklenti çatışması”… Çocuk, kendi biyolojik ritmi ile “edinerek öğrenmeye” çabalarken, anne-babanın bu hızı yavaş bulup hızlandırma gayreti, çocuğu sersemleştirmişti.
Çocuğu dışarı alıp anne-babayı yeniden davet ettim. Dikkat ettim ki anne babanın da biyolojik ritmi oldukça bozuk. Baba beni dinler iken ayaklarını sallayıp duruyor, anne konuşurken hızlı hızlı ve yutarak konuşuyordu…
Hâlbuki edinerek öğrenmenin en temel ilkesi; eğiticinin “sekine” halinde bir biyolojik ritme sahip olmasıdır.
“Aktif bir pasiflik”, eğiticinin en üstün özelliğidir.
Konuşurken, inci tanesi gibi kelimeleri tek tek çıkarmak… Yürürken, yavaş ve sükunet içinde yürümek… Göz göze gelindiğinde, gözlerle çocuğun gözlerine dokunacak kadar sakin bakmak, edinerek öğrenmenin olmazsa olmaz prensipleridir.
Kalıcı öğrenmenin önündeki en büyük engel; çocuğu hızlandırmaktır; “Hadi, hadi… Çabuk, çabuk… Herkes yaptı bir sen kaldın” gibi baskılar çocuğu psikolojik olarak gerdiği gibi, bilginin içselleşmesinin önünü de kapatır.
Çocuğa iyilik yapmak isteyen eğiticiler, onun biyolojik ritmine saygı duymalı. Belki kendilerinin bozulmuş olan biyolojik ritimlerini de “sekine” haline çevirerek çocuğun karşısına çıkmalıdır. Bu bir lüks değil, çocuk hakkıdır.

Batıkent Kreşler – Çakırlar Kreşler – Ankara Kreşler – www.doktorlarkres.com

 bdk reklam.fw

Başkent Doktorlar Kreş ve Gündüz Bakımevi
(Doktor ve Psikolog gözetiminde bir kreş…)

Başkent Doktorlar Kreş ve Gündüz Bakımevi’nde çocuklarımızın belirli periyotlarda sağlık muayeneleri yapılarak aileler bilgilendirilmektedir. Ayrıca her gün uzman psikologlar tarafından gelişimleri gözlemlenerek ailelere rapor edilmektedir.

Bir çiçek düşünün..

Bu çiçeğin hep açması ve güzel olması için verimli bir toprağa dikilmesi, sürekli sulanması, güneş ve sevgi alması gerekir. Bunların yanı sıra onun hep açması ve güzel olması için Sağlıklı olması da gerekir. İşte bizim için çocuklarımız da çiçekler gibidir. Sosyal, kültürel, ahlaki, matematiksel, sanatsal, içsel, duygusal ve dil gelişimleri için de dengeli ve doğru bir yaklaşıma ihtiyaç duymaktadırlar. 

Sadece eğitim değil hemde sağlıklı bir birey olabilmeleri için okullarımızda ihtiyaç duyulan her türlü uygun ortam ve planlamalar oluşturarak hizmet vermekteyiz..

BDK

Eğitim Felsefemiz:

  • Yaşayarak öğrenen
  • Aktif düşünen
  • Fikir ve bilgi alışverişinde bulunabilen
  • Bağımsız, cesaretli
  • Tutarlı, duyarlı, saygılı
  • Sorumluluk taşıyan
  • Hoş görülü, kendisiyle barışık
  • Özgüveni gelişmiş
  • Mutlu
  • Sağlıklı
    bireyler yetiştirmektir

Misyonumuz Vizyonumuz

VİZYONUMUZ :

Geleceğin hem akıllı hem sağlıklı çocuklarının yetişmesinde pay sahibi olmak adına çıktığımız yolda;  tüm okul öncesi alanında çalışanlarla aileler ile karşılıklı etkileşim içinde, şeffaf, geri bildirimlere dayalı istekler doğrultusunda gelişmeye açık, çalışanlarının  ve velilerinin bu okulda olmaktan mutluluk ve gurur duyduğu, beklentilerin hep önünde, kalitesiyle örnek gösterilen, çocuklarımıza onların daha sonraki eğitimlerine temel oluşturacak kaliteli eğitim veren, personelinin, velilerinin ve öğrencilerinin parçası olmaktan mutluluk ve gurur duyduğu, araştırmacı kimliğini yeni projelerle destekleyen, bilime katkıda bulunan ve  sürekli gelişim gösteren önder bir kurum olmak.

MİSYONUMUZ:

  • Sağlıklı,
  • Mutlu,
  • Kendine güvenen,
  • Kendisi ve çevresiyle barışık,
  • Duygu ve düşüncelerini özgürce ifade edebilen,
  • İç disiplin ve sorumluluk duygusu gelişmiş,
  • Sosyal ilişkileri güçlü,
  • İşbirliği ve takım çalışmasına istekli,
  • Biz bilincine sahip, paylaşımcı
  • Değişik görüş ve düşüncelere saygılı,
  • Yeteneklerini ve üretkenliğini kullanabilen,
  • Çevreye duyarlı,
  • Öz bakım becerilerini kazanmış,
  • Sürekli gelişime açık
  • Anne, Baba ve büyüklerine saygılı,
  • Milli ve Manevi değerlerine bağlı,
  • Türkçe’yi doğru ve düzgün kullanabilen,
  • En az iki tane dil bilen,
    çocuklar yetiştirmek…

DEĞERLERİMİZ:

  • Koşulsuz Sevgi
  • Tüm insanlara dolayısıyla da kendine karşı saygı
  • Güven
  • Adalet
  • Sabır
  • Dürüstlük
  • Özdenetim

Başkent Doktorlar Kreş ve Gündüz Bakımevi
Çocuğunuz sağlıklı ellerde, Güvende…

İletişim : 0505 831 00 00

Yüzen ve yüzmeyen nesneler deneyimiz…

12342384_948237288584044_8584215596890374461_n

Hangi nesneler batar? Hangi nesneler batmaz? ve acaba neden ?

Minikler hangi nesnelerin batacağı/batmayacağı üzerine tahminde bulundurlar ve çok şaşırdılar. Kalem batmıyormuş meğer… Lego ise suda yüzer sanmıştık ama suyun dibine çöktü… Nedir bunun hilesi? smile ifade simgesi

Unutmayın çocuklarda ağırlık, kütle, hacim gibi kavramların kazanımını erken yaşlarda kazandırmak boyutlandırma, şekilleri kavrama, matematik kavramlarını kazanmada çok önemli bir yer tutmaktadır.

‪#‎BDK‬‪#‎BaşkentDoktorlarKreş‬‪#‎psikologdestegi‬‪#‎doktorkontrolü ‬‪#‎kaliteliegitim‬

 

Çocukları kış hastalıklarından koruma!

Çocukları KIŞ HASTALIKLARINDAN KORUMA

Çocukları kış hastalıklarından koruma

Henüz savunma mekanizmalarının tam gelişmemiş olması nedeniyle kış aylarında hastalıklara karşı en dirençsiz grubun başında çocuklar geliyor. Özellikle okul, kreş gibi toplu ortamlar bulaşıcı hastalıkların yayılması için en uygun ortamı hazırlıyor.

Kış aylarında, çocuklarda en fazla virüsler ve bakteriler yoluyla bulaşan hastalıklar görülüyor. Çünkü virüsler, enfekte damlacıkların havada asılı kalması ve bunların solunum yolu ile alınması sonucu, bir çocuktan diğerine ya da bir erişkinden çocuğa kolayca bulaşabiliyor. Bazen aksırık, hapşırıkla çevreye yayılan, içinde virüs bulunduran bu damlacıklar, çevredeki cisimlere tutunuyorlar. Diğer çocuklar da bu cisimleri alıp ağzına götürdüklerinde virüsü kapabiliyorlar.

Kış aylarında daha çok damlacık enfeksiyonu ile çocuktan çocuğa bulaşan hastalıklar görülmektedir.

Kışın en sık görülen hastalıklar şunlardır: 

Nezle: Kış aylarında en sık rastlanan çocuk hastalıklarından biridir. Hafif bir burun akıntısı ile başlar. Bazen de hafif öksürük olur. Kimi zaman öksürük biraz daha şiddetli olabilir. Bu tabloya nadiren ateş de eklenir. Grip: Genellikle yüksek ateşle başlar. Baş ağrısı, kas ağrıları, 39-40 dereceye varan ateş, burun akıntısı, burunda doluluk, öksürük olur.

 

Boğaz enfeksiyonu: Bademcikleri şişen çocuk, yutkunmakta, bazen uyurken nefes almakta zorluk çeker.

 

Zatürre: Daha çok kış mevsiminde görülen zatürre, akciğerin bir veya birkaç lobunun iltihaplanması şeklinde ortaya çıkan ateşli bir hastalıktır. Bu hastalıkta akciğerlerde bulunan hava kesecikleri iltihabi bir sıvıyla dolar. Sıklıkla burun, boğaz enfeksiyonu sonrasında başlar.

 

Bronşit: Bronşit, büyük bronşların, yani soluk borusundan dallanarak akciğerlere yayılan hava borularını örten mukoza dokusunun akut ya da kronik iltihabıdır. Belirtileri inatçı kuru öksürük, balgam, ateş ve göğüste ağrıdır.

 

Orta kulak iltihabı: Soğuk algınlığından sonra orta kulak iltihabı çocuklarda en sık görülen hastalıktır. Östaki borusunun bebeklerde ve çocuklarda erişkinlere oranla daha kısa ve yatay olmasından dolayı bakteriler burun ve boğazdan orta kulağa daha çabuk geçebilirler.

 

Kışın bulaşan döküntülü hastalıklar

  • Kızamıkçık
  • Kızamık
  • Su Çiçeği
  • Altıncı Hastalık
  • El-Ayak- Ağız Hastalığı

 

Hangi çocuklar daha çok risk altında?

Hem viral, hem de bakteriyel hastalıklar açısından kalabalık ortamlara giren çocukların daha çok risk altındadır. Ancak solunum yolu hastalıkları açısından astımı ve alerjisi olan çocuklar, kalabalık ailelerdeki çocuklar, küçük bebekler, okula giden çocukları olan ve bir de küçük bebeği olan ailelerdeki bebek risk grubundadır,  çünkü o bebeğin okuldan ağabey veya ablasının getireceği enfeksiyonları kapma riski taşımaktadır.

Diyabetli çocukların grip hastalığını daha ağır geçirirler, doğuştan bağışıklık sistemi bozuk olan ya da kanser tedavisi gören çocukların da risk altındadır.

 

Risk grubundaki çocukları bu hastalıklardan nasıl korunmalı?

Risk grubundaki bütün çocukların grip ve diğer solunum yolu hastalıklarına karşı aşılanması gerekmektedir. Grip aşısı ile bütün gribal enfeksiyonların ve grip sonrasında çocukların karşılaşacakları ortakulak enfeksiyonlarının, hatta zatürre gibi daha ciddi sağlık sorunlarının önlenebilmektedir. Çocuklarda ilk üç yaşına kadar bir ay arayla 2 doz yapılıyor. Daha sonra her yıl bir doz yapılıyor” diyor.

 

Çocuklara el yıkma alışkanlığı kazandırın

Hijyen kurallarına  uyulması bulaşıcı hastalıklardan korunma açısından olmazsa olmazdır. Kreşlerde, okullarda gerekli temizlik önlemlerinin alınması, oyuncakların, yüzeylerin uygun şekilde temizlenmesi ve her şeyden önce çocukların küçükten itibaren hijyen kuralları konusunda eğitilmesi çok önemli. El temizliğine özellikle dikkat edilmeli. Çocuklara ellerini uygun sürede su ve sabun kullanarak yıkamaları gerektiği öğretilmelidir.

Dr. O. Gülsever
Pediatri Uzmanı
Ankara Kreşleri ve Anaokulları

Ankara da Kreş ve Anaokulu arayanlar!

Sizin için bir tavsiyemiz var;

Başkent Doktorlar Kreş ve Gündüz Bakımevi

0505 831 00 00

batıkent doktorlar kreş

Batıkentin en iyi Kreşi 2015-2016 Eğitim Yılına Hazır – DOKTORLAR KREŞ

doktorlarkres8ogrenci

 

Özel Başkent DOKTORLAR KREŞ ve Anaokulu, 2015-2016 eğitim yılına uzman kadrosuyla hazır.

Bu yıl eğitim hayatına başlayan Ankara’nın (Batıkent’in) kreşlerinden Özel Başkent DOKTORLAR KREŞ, yeni eğitim yılında da farkını ortaya koyacak.

batıkentineniyikreşidoktorlarkreş

Sağlıklı ve Mutlu bireyler yetiştirmek hedefiyle yola çıkan Özel Başkent Doktorlar Kreş ve Gündüz Bakımevi, 3-6 yaş arasındaki okul öncesi eğitimi çocuklarının, okul öncesi programlarının yanı sıra sosyal etkinlik programları ile desteklenerek özgüvenli ve kendilerini doğru ifade edebilen bireyler yetiştirmeyi hedefliyor. Tecrübeli eğitim kadrosu ile sevgi ve hoşgörüye dayalı olarak 2015-2016 eğitim yılına merhaba diyen Özel Başkent Doktorlar Kreş ve Gündüz Bakımevi, yeni girmiş olduğu eğitim yılı için de adından söz ettirecek.

psikolog denetiminde bir kreş.fw

Okul öncesi eğitimin insan hayatının en önemli dönemi olduğu için öğretmenleri ve anne babalar, çocuklara, doğru olanı vermek gerektiğini söyleyen Kurucu Yusuf Temrel, “Temelinde sevgi olan hiçbir eğitim başarısızlığa uğramaz ilkesinden hareket ederek çocuklarımıza sevgi dolu ortamlar sunduk. Çocukların yaş grubunu, özelliklerini ve ilgi alanlarını göz önünde bulundurarak, sosyal etkinlik çalışmaları yapılıyor. Haftada 8-10 saat arası İngilizce eğitimi (yabancı uyruklu eğitmenler tarafından), tenis, ritm, klasik ve modern dans, drama, jimnastik ve daha bir çok eğitim veriliyor.

Eğitim atölyelerimizde oluşturduğumuz teknolojik imkanlar ile çocukların zeka gelişimlerini destekleyen programlarla eğitimimizi zengin tuttuk.

Ayrıca belirli periyotlarla çocuklarımızın sağlık muayeneleri yapılarak 3-6 yaş grubunda sıkça rastlanan görme, işitme ve ağız diş sağlığı ihmallerinin de önüne geçmeyi hefedliyoruz” dedi.

 

seçkin eğitim kadrosu.fw

Temrel, kasım ayının ikinci haftasına kadar da kayıtların devam edeceği bilgisini de vererek, “2015-2016 eğitim yılı, kurumumuza, velilerimize ve bütün ülkemize hayırlı olsun” diye konuştu.

 

www.doktorlarhaber.com

 

Anaokuluna hazır mısınız?

batıkent doktorlar kreş

Anaokulu başlamadan önce oğlumla nasıl hazırlık yaptık, okula alıştırma aşamasında neler yaşadık? Siz de pratik önerilerimize kulak verebilirsiniz..

  • Bu sonbahar ben de “çocuğu anaokuluna giden anneler kulübü” üyesi oluyorum.
    İlk defa neredeyse tam gün ayrı kalacağız oğlumla. Anaokulu başlamadan nasıl hazırlık yaptık, okula alıştırma aşamasında neler yaşadık, yeni başlayacaklara tavsiyelerimiz neler?

    Öğretmenleriyle tanıştık, okuyacağı sınıfı gördük

    –  Yaz başında oğluma tatil sonrası okula başlayacağını anlattık ve ara ara konusu geldikçe ona anaokulundan, orada neler yapacağından söz ettik.

    –  İlk gün hiç bilmediği bir yere gitmesini istemedik, bu yüzden okula başlamadan önce oğlumla birlikte seçtiğimiz okula birkaç kere gittik. Sınıfını gördü, öğretmenleriyle tanıştı, bahçede ve sınıflarda Oyun oynadı.

    –  Anaokulu alışverişimizi birlikte yaptık. Çantasını, ayakkabısını, matarasını, yağmurluğunu kendi seçti. Alışveriş sırasında bunları okul için aldığımızı anlattım.

    –  Okulun başlama tarihi yaklaşırken akşamları yatmadan önce anaokullarını anlatan kitaplar okuduk. En sevdiğimiz kitapların başında Mikado Çocuk tarafından yayımlanmış olan “Benim Anaokulum” kitabı geliyor. Bu kitapta çocukların anaokulunda bir günü nasıl geçirdikleri farklı resimlerle ve açılıp kapanan pencerelerin içindeki yazılarla anlatılıyor.

    –  Anaokulu başlamadan önce birlikte kahvaltı listesi yaptık. Sabahları hangi gün ne yiyeceğimize karar verdik. Biraz motivasyon için araba şeklinde pankek, futbol topu şeklinde yumurtalı ekmek yapmayı denedim.

    Kendimden örnek verdim

    –  Yine okul başlamadan bu sene oğlum gibi anaokuluna gidecek arkadaşlarıyla buluştuk. Tüm arkadaşlarının anaokuluna gideceğini bilmesi bu sürecin normal olduğunu anlamasına yardımcı oldu.

    –  Çocukluk albümlerimi ortaya çıkardım. Oğluma kendi küçüklük fotoğraflarımı ve yuva fotoğraflarımı gösterdim. Okulda neler yaptığımızı çok ayrıntılı biçimde anlattım. Kendimden birtakım örnekler vermem onu epey rahatlattı.

    Okulda bir süre bekledim

    Okula güven duyması için oğlumu şimdilik ben götürüp alıyorum. Alışma sürecinde okulda onu bekledim, zaman içinde bekleme süremi azaltarak onu okulda bırakmaya başladım. Geç kalmamaya özen gösteriyorum, başka çocukların anneleri gelmişken ağlamaya meyilli bir suratla beni beklesin istemiyorum.

    İlk defa okula başlayan miniklerin ilk günlerde anneden ayrılmakta zorlanmaları oldukça normal.Davranış Bilimleri Enstitüsü, Çocuk ve Genç Psikolojik Danışmanlık Merkezi’nde klinik psikologolarak görev yapan Gülşah Ergin, ayrılma kaygısını çok yoğun yaşayan çocukların annelerine okulun ilk günü okulda beklemelerini öneriyor. Ergin bu durumun sadece birkaç gün için geçerli olması ve kademeli olarak uzaklaşma yönteminin kullanılması gerektiğini belirtiyor: “Önceleri çocuk dersteyken onu görebilecek bir yerde duran annelerin, daha sonra koridorda ve ardından okulun bahçe kapısında bekleme şeklinde kademeli olarak uzaklaşmaları ve bu durumu çocuklarına önceden açıklayarak onları da buna alıştırmaları gerekiyor.”

    “Çabuk vedalaşılmalı”

    Ergin ayrılma kaygısı yaşayan çocukların bu durumla sağlıklı bir şekilde başa çıkabilmeleri için vedalaşmaların önemli olduğunu vurguluyor: “Vedalaşmalar oldukça kısa ve duygusallıktan uzak olmalı. Çocuğunuzu güvenli bir şekilde sınıfa bıraktıktan sonra öpüp sarılmalı, onu nerede bekleyeceğinizi ya da nerede ve ne zaman onunla buluşacağınızı söylemeli ve size ‘güle güle’ demesini sağlayarak sınıftan ayrılmalısınız.”

    Çocuğun okulda yalnız bırakılmaya hazır olmasındaki en büyük kriterin “güven” duygusu olduğu söyleyen Ergin, çocuğun okul ve öğretmenine güven duygusu geliştirdiği noktada artık okulda yalnız kalmaya hazır olduğununun, aksi durumda ayrılma kaygısını ve olumsuz etkilerini daha yoğun ve sarsıcı biçimde yaşama ihtimalinin yüksek olduğunun altını çiziyor.

    “Kısa süreli ayrılıklar işe yarar”

    Liv Hospital Çocuk Gelişimi Uzmanı İlknur Güvençocukların anne-babalarından ve güven duydukları evlerinden uzakta kalmaktan korkabileceklerini, ilk defa ailesinden ayrı kalacak çocuğun okula gitmeyi reddetmesinin, ağlama krizlerine girmesinin, öfke patlamaları gibi davranış sorunları olmasının çok doğal tepkiler olduğunu söylüyor. Güven anne-babasından hiç ayrı kalmamış çocukların fazla endişelenmemesi için okula başlamadan önce gün içinde kısa süreli ayrılıklarla okula hazırlanmasını öneriyor.

    Özge Altınok LOKMANHEKİM – Anne Çocuk – ozge.altinok@milliyet.com.tr www.sehrincocukhali.com

http://www.milliyet.com.tr/anaokuluna-hazir-misiniz-/cumartesi/haberdetay/26.09.2015/2122649/default.htm