Başkent Doktorlar Kreş ve Gündüz Bakımevi

Okulumuz Doktor ve Psikolog gözetiminde bir kreştir... 10 Kişilik VİP sınıflarda hizmet verilen tek kreştir. Batıkent'in en iyi kreşi ile iletişim için: 0312 979 85 73 - 0505 831 00 00 - 0553 137 89 89

Kategori: Doktorlar Kreş Genel Kategori

BDK Ailesi, 2019 Geleneksel kahvaltı programı
BDK Ailesi, 2019 Geleneksel kahvaltı programı

BDK Ailesi, Geleneksel kahvaltı programımızda bir araya geldi. 
Keyifli sohbetleri ve teşrifleri için değerli velilerimize ve çocuklarımıza teşekkür ediyoruz. 

Geleceğin Tesla’larının Elektrik Devresi Deneyi
Geleceğin Tesla’larının Elektrik Devresi Deneyi

KidsBox etkinliği kapsamında kendi elektrik devrelerimizi oluşturduk, elektrik tasarrufu hakkında konuştuk ve ünlü mucit Nikola Tesla’yı tanıdık ☺

Şimdi anne babalar için eğlence vakti :) (Babalar günü etkinliklerimiz)
Şimdi anne babalar için eğlence vakti :) (Babalar günü etkinliklerimiz)

Hep çocuklar mı eğlenecek? Birazda aileleri eğlensin 🙂 (Babalar günü etkinliklerimizden görüntüler)

Cumhuriyet’in minik muhafızlarından bayram etkinlikleri
Cumhuriyet’in minik muhafızlarından bayram etkinlikleri

#Cumhuriyet‘in muhafızları
#CumhuriyetBayrami kutlu olsun ??

 

BDK e-Katalog için tıklayınız
BDK e-Katalog için tıklayınız

Batıkent Kreşlerini tararken BDK’yı ziyaret etmeden geçerseniz sonradan üzülürsünüz.

Sağlı, Mutlu ve Verimli bir dönem dileği ile…

BDK Aile Katılımlı etkinlik, Çocuk kitap fuarı eğlenceli şekilde sonuçlandı.
BDK Aile Katılımlı etkinlik, Çocuk kitap fuarı eğlenceli şekilde sonuçlandı.

BDK Aile Katılımlı etkinlik, Çocuk kitap fuarı eğlenceli şekilde sonuçlandı.
Katılım gösteren tüm velilerimize teşekkür ederiz..

#bdk #doktorlarkres #AileBuluşması

Çocuklar kreşte öğlen uykusu uyumalı mı?
Çocuklar kreşte öğlen uykusu uyumalı mı?

Çocuklar için öğle uykusunun önemi bilimsel olarak kanıtlandı!

Sevgili Anne Babalar,

Çocuğunuzun sağlıklı büyümesi için temel ihtiyaçlarından biri olan uyku ihtiyacını karşılamanız çok önemli. Bebeklik döneminde uykuya önem verirken iki yaşından sonra çocukların öğle uykusu ihmal edilebiliyor. Özellikle Anaokullarında çocukların uyku saatinin olmaması olumlu bir durum gibi algılanıyor. Anaokulların çoğu ailelerin çocuğum uyumasın taleplerinden ve ayrı bir uyku odası ayırmamak için uyu saatini programa dahil etmiyorlar.  Oysa çocukların öğle uykusu ihtiyacı, öğle uykusunun beyin gelişimi ve öğrenme süreçlerine olan etkisi yapılan araştırmalarla kanıtlanmıştır.

Rebecca Spencer tarafından yapılan araştırma öğle uykusunun okul öncesi çocuklar üzerindeki etkileri bilimsel olarak ortaya çıkarmıştır. Massachusetts Amherst Üniversitesi’nde yapılan araştırmada öğle uykusunun faydasının aynı gün ve ertesi gün hissedildiğini ve uykunun hafızanın güçlenmesi ve erken yaştaki öğrenim açısından büyük önem taşıdığı vurgulandı. Araştırma sonucunda Çocuklara öğle yemeği sonrası bir saat uyuma fırsatı verildiğinde;
– Uyumadıkları günlere kıyasla görsel-uzamsal beceri bakımından daha iyi performans sergiledikleri,
– Uyku sonrasında çocukların %10 daha fazla bilgi hatırladığı,
– Uyku sırasında çocukların, beynin öğrenme ve yeni bilgi edinmeye ilişkin bölgelerinde faaliyet artışı gözlendiğini ortaya çıkardılar.

Ayrıca araştırmacı Rebecca Spencer, okul öncesi çocuklarda öğle uykusunun önemini ilk kez kendilerinin ortaya koyduğunu ve çocukların uykuya teşvik edilmesi gerektiğini vurguluyor. İngiltere’deki Royal College Pediatri ve Çocuk Sağlığı bölümünden Dr Robert Scott-Jupp, daha önce yetişkinler üzerinde yapılan araştırmalarda kanıtlanan bu olgunun çocuklar üzerinde de kanıtlanması sayesinde, öğle uykusu konusunda farklı düşüncelere sahip okul öncesi kreşlerin bu konuya artık daha bilimsel yaklaşabileceğini belirtti. Dr Scott-Jupp, küçük çocukların beyinlerine dinlenme ve bir sonraki güne hazırlanmasına olanak tanıma açısından günde 11-13 saat uykuya ihtiyaçları olduğunu ve gün içindeki uykunun da gece uykusu kadar önemli olduğunu söyledi.
Kaynak:http://www.umass.edu/newsoffice/article/sleep-research-study-finds-daytime-naps,  http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2013/09/130924_cocuklara_ogle_uykusu.shtml

Araştırma sonuçlarının da gösterdiği gibi çocuklarınızın anaokulunda en az bir saat uyumasını talep etmelisiniz. Özellikle tam gün anaokulunda olan çocukların öğle uykusuna daha fazla ihtiyacı var. Öğle uykusu olan anaokullarını tercih edin ve eğer çocuğunuz anaokuluna yarım gün gidiyorsa uyku saatinden sonra alabilir veya eve gelir gelmez öğle uykusuna yatırabilirsiniz.

Çocuğunuzu uyku saati olan bir anaokuluna göndermeniz dileğiyle,

Pedagog Sevil Yavuz
BDK öğrencileri BDK’nın yavru kedilerine “Kedi Evi” yaptılar

BDK öğrencileri Batıkent’in en büyük bahçesine sahip olan okulumuzun bahçesinde bulunan BDK’nın yavru kedilerine “Kedi Evi” yaptılar

Başkent Doktorlar Kreş’i tanıyalım?
Başkent Doktorlar Kreş’i tanıyalım?

T.C. Sağlık Bakanlığı & BDK işbirliği ile “Yaşama Yol Ver”
T.C. Sağlık Bakanlığı & BDK işbirliği ile “Yaşama Yol Ver”

T.C. Sağlık Bakanlığı & BDK işbirliği ile 112 Acil Çağrı hattının gereksiz aranmasının önlenmek ve trafikte ambulansın geçiş önceliğine özen gösterilmesini sağlamak amacıyla başlattığı “Yaşama Yol Ver” kampanyası bilgilendirme çalışmaları kapsamında BDK öğrencileri ile bir araya geldi.

 

ÇOCUKLAR OKULA BAŞLARKEN NEDEN AĞLARLAR?
ÇOCUKLAR OKULA BAŞLARKEN NEDEN AĞLARLAR?

 

ÇOCUKLAR OKULA BAŞLARKEN NEDEN AĞLARLAR?

Okul hayatına yeni başlayan çocuğumuzu kreşe götürdüğümüz zaman kimi çocuklar ağlar, bazıları sessizce okuluna başlar, kimisinde de ağlamalar birkaç gün sürüp adapte olur..

Peki bu farklılık neyle ilgilidir?

Kültürümüzde çocuk çok değerli bir varlıktır ve mutluluk kaynağıdır. Çocukları çok sevmek, onlara kıyamamak, ağlatmamak, istediklerini yapmak, çocukları sevindirmek kuşaklar boyu kabul gören bir davranış şekli olmuştur, pek doğru yöntemler olmasa da..

Onları tabi ki çok seviyoruz lakin bu ‘sevmek’ her istediğini yapmak anlamına gelmemelidir. Sınırları olan demokratik yetiştirmeyi toplumca yanlış anlıyoruz. Her istediklerini yapıyoruz. Ağladıkları an müdahale ediyoruz.. ağzına emzik, süt verip, altına bakıyoruz. Dürtülerini kendisinin hissetmesine izin vermiyoruz bile. Sonra da yeni bir ortama girdiklerinde bir birey gibi davranmalarını bekliyoruz.

Her istediği yapılan çocuk okulda sınırla karşılaşınca, böyle patlamalara yaşanmak zorunda kalınıyor. Kreş döneminde öfke patlamaları, ağlamalar sürünce çocukta bir problem var şüphesiyle kendimizi telaşlandırıyoruz.

Ailede annenin iş hayatına girmesi son 10 yılda büyük bir ivme kazandı ve günümüzde çalışma saatleri çocuğa ayrılan süreden maalesef daha fazla. Aile bu noktada çocukla geçiremedikleri zamanı her istediklerini yaparak ‘ağlatmayarak’ telafi etmeye çalışıyorlar. En önemli diğer bir nokta bakıcıya bırakılan çocuğun “istediklerini yap yeter ki çocuk ağlamasın” durumundan öteye gidememiş olmasıdır. Çocuğun ağlamasının bitmesini beklemek makul olmayan istediğini yerine getirmemek öfke kontrolünü sağlamasını öğretir.

Çocuğumuzu 3 yaşına kadar bebek sayıp birey olarak görmezsek ve sınırları öğretmezsek nasıl sorumluluk almalarını bekleyebiliriz ki? Gelişmesi ve olgunlaşması için yetişkin ve çocuk arasındaki farkları, sosyal sınırları ve isteklerini ertelemeyi, öğrenmesi gerekir.

  1. Kreşe bırakırken çocuğun ailesi ayrılık sahnesini kısa tutmalıdır, onu sevdiğini söyleyip okulda mutlu ve güvende olduğunu belirtmeli ve gün sonunda onu gelip alacağını özellikle belirtmelidir.
  2. Evde kalmak isteyen çocuğun televizyon izleme, oyun oynama gibi etkinlikleri kısıtlanarak, okula gitmenin evde kalmaktan daha eğlenceli olduğu gösterilmelidir.
  3. Öfke krizleriyle gelişen ağlamalarla ilgilenmemek, bu davranışın giderek sönmesine ve çocuğun bu şekilde isteklerine ulaşamayacağının anlamasına yardımcı olur.
  4. Ağlama süresince konuşmamalı, pazarlık yapmaya çalışmamalı. Ağlamanın kabul görmeyeceğini, susarsa onu dinleyebileceğinizi, onu anlayabilmeniz için öncelikle sessizliğe ihtiyacınız olduğunu söylemelisiniz.

Bu konuda sabırlı ve tutarlı olunmalı.

  1. Çocuğun ağlamasına karşın kendinizi sorumlu tutmayın. Siz ağlatmıyorsunuz, o ağlıyor.Ağlamak kötü bir şey değildir. Ağlamanın psikolojik ve fizyolojik faydaları unutulmamalıdır.
  2. Çocuğu duymak, yüzüne bakmak, saçını okşamak, sarılmak, konuşması için susmak, ‘efendim’ demek, sakince, ilgili ama aktif olmadan beklemek gerekir.
  3. Endişelenip gerildiğinizi göstermek genelde ağlama şiddetinin artmasına yol açar.
  • Çocuklar önce aileye bağımlıdır ve ailelerin ilk düşünceleri bağımlılıktan korkmamaktır. Çocuklar bir gün uyanıp ben artık büyüdüm bağımsızım demeleriyle olmuyor. Onlar bize birçok sinyaller veriyorlar ve bizimde En iyi yapacağımız şey bu bağımsızlığa geçişin sinyallerini doğru zamanda doğru yönlendirmeyle harekete geçirmek. Çocuğun verdiği tepkileri doğru anlamayı bağımlılıklarından korkmamayı algıladığımız zaman çocukların bizden bizimde başkalarından yardım isteme ihtiyacımız olduğundan korkmayacağız.
  • Bu sabah başarılı olalım. Çocuk ağlıyor siz kalıyorsunuz siz kaldıkça çocuk ağlıyor. Sarılmalı ve ayrılığın acısı gittikçe büyüyor. Bugüne kararlı başlayalım. Anne olarak çocuğunuzun nerde olmasını istiyorsunuz? bir birey olmasını mı? Size bağımlı yaşamasını mı? Duygularınızın sizi esir etmesine izin vermeyin bırakın özgür çocuklarımız olsun…

Psk. İrem LİSAN

BDK bahçesinde yaz partimizi coşku ile kutladık. Pamuk şekerlerini de afiyetle yedik..
BDK bahçesinde yaz partimizi coşku ile kutladık. Pamuk şekerlerini de afiyetle yedik..

Çocuklarımız yaz’ın keyfini doyasıya yaşıyor
BDK bahçesinde yaz partimizi coşku ile kutladık. Pamuk şekerlerini de afiyetle yedik..
www.doktorlarkres.com

Şimdi BDK bahçesinde hasat zamanı…
Şimdi BDK bahçesinde hasat zamanı…

Biz bugün Atom Karıncalar ile hasata çıktık.
Ektiğimiz sebzeleri topladık. Doğal yiyecekler ve organik beslenmenin faydası hakında konuştuk en önemlisi de sabır’ı bununla öğrendik.
Bekledik sabrettik ve organik besinlerimizi eğlenceli bir şekilde topladık..
?

Nefesin en kadar güçlü?
Nefesin en kadar güçlü?

Nefesin en kadar güçlü? Hadi bardağı pipetle üfleyerek ipin sonuna kadar götürmeyi dene smile ifade simgesi

Hem yönlendirilmiş dikkati geliştiren hem de dil ve ağız kaslarını güçlendiren bu oyunumuzu biz çok sevdik.

‪#‎Başkentdoktorlarkres‬ ‪#‎batıkentkresler‬ ‪#‎anaokulutavsiyesi‬ ‪#‎BDK‬‪#‎Okulöncesi‬ ‪#‎kaliteliegitim‬ ‪#‎psikologdestegi‬ ‪#‎doktordestegi‬ ‪#‎oyun

 

“Pinokyo” gösterimiz ile “Yalan söylemek, bir çocuğun sahip olabileceği en kötü huydur” ifadesini işledik.
“Pinokyo” gösterimiz ile “Yalan söylemek, bir çocuğun sahip olabileceği en kötü huydur” ifadesini işledik.

Dünya çocuk edebiyatının başyapıtlarından “Pinokyo” gösterimiz ile “Yalan söylemek, bir çocuğun sahip olabileceği en kötü huydur” ifadesini işledik. Sonrasında mini bir parti ile çok eğlendik…

Bu gun iletişim araçlarından radyo’yu tanıyoruz.
Bu gun iletişim araçlarından radyo’yu tanıyoruz.

Bu gun iletişim araçlarından radyo’yu tanıyoruz.
Cok guzel bir de radyo yaptık sizler için ?
‪#‎RadyoBdk‬
‪#‎Nostalji‬
‪#‎Radyo‬
‪#‎BaşkentDoktorlarKres‬

 

Çalışkan arılar sınıfı markete alışverişe çıktı.
Çalışkan arılar sınıfı markete alışverişe çıktı.

Çalışkan arılar sınıfı markete alışverişe çıktı.  ilk başta arabaya binen minikler soluğu marketçi ablanın yanında aldı

Sağlıklı yiyecekler aldılar  bu yiyecekleri bdk parasıyla ödeyip sınıfın yolunu tutular.

Annelere ve babalarına sevimli meyve tabakları hazırladılar

Şimdiden afiyet olsun 🙂

 

Kreşimizde Ağız ve Diş muayenemiz yapıldı.

Kreşimizde Ağız ve Diş muayenemiz yapıldı.


Çocuklarımızın belirli periyotlarla
-Sağlık muayeneleri,
-Görme ve işitme testleri,
-Ağız ve Diş muayeneleri yapılmaktadır.
Ayrıca kreşimizde sürekli olarak psikolog bulunmaktadır.
Sadece ‪#‎DoktorlarKreş‬ ‘te..

www.doktorlarkres.com

 

 


‪#‎doktor‬ ‪#‎kreş‬ ‪#‎bdk‬ ‪#‎BaşkentDoktorlarKreş‬ ‪#‎BatıkentKreş‬‪#‎SağlıkDestekliTekKreş‬

Profesyonel tiyatro sanatçıları Doktorlar Kreş’te çocuklarımızla buluşuyor…

11202447_940788569328916_312039693415097915_n

Çocuk tiyatrosu, yarın’ın sanatsever, yetişkin bireyler olarak  toplumda yer alabilmeleri için gerekli ve önemli bir öğedir. Tiyatro’nun temelinde oyun yer alır. Çocuklar henüz yaratıcılıklarını, hayallerini, doğallığını kaybetmediği için, belirli bir metne, kostüme sahne’ye ihtiyaç duymadığı gibi, anında bir sahne oluşturup oynayabilirler. En çokta oyun  çocuğu dediğimiz okul öncesi çocukları (3-6 yaş) dünyayı oyunla algılamakta ve kendilerini oyunla ifade etmektedirler. Buradan hareket ederek,  çocuğun oyun aracılığıyla eğitimine katkı sağlamak, istenilen davranışları kazandırmak için kolay bir yol olduğunu söylemek mümkündür. Sadece izleyici olarak bile yer alsalar oyun, çocuğun ilgisini çekmeyi amaçlamaktadır.   Her yaştan herkes için oyun önemlidir ama kuşkusuz çocuğun yaşamında ruhsal, zihinsel ve fiziksel gelişimi için, oyun çok daha önemli bir yere sahiptir. Çocuklar taklit yoluyla öğrendiklerini uygulamaya başlarlar, bedenlerini kullanmayı,  dış dünyayı, canlıların birbirleriyle olan ilişkilerini, iletişim kurmayı, ekiple çalışmayı ve destek olmayı bu yolla öğrenirler. Psikoloji de tiyatro artık bir tedavi yöntemi olarak ta kullanılmaktadır. Örneğin, çocuk psikodraması ile çocuklar çatışma yaşadığı kişilerin rollerine geçerek karşısındakini anlama becerisini kazanmayı, kendilerine ve olaylara dışarıdan bakmayı, o an çözüm yolları üretebilmeyi keşfederler. İyileşme ‘şimdi ve burada’ gerçekleşmektedir.

11223645_940787655995674_2084646637688069083_n

Bir tiyatro oyunu’nun çocuğun ruh dünyasına hitap etmesi gerekir. 0-6 yaş grubundaki çocuklar seyretmek yerine oyuna dahil olmak isterler. Dolayısıyla bazen çocuklarında katılabileceği bir düzenleme yapılabilir. Çocukların kendilerini içinde hissedecekleri, sade bir sahne, dekor ve kostüm kullanılmalıdır.Konu ve kullanılan dil de basit ve sade olmalıdır. İlköğretimin  başındaki çocuklar ise  (7-12 yaş) hem gözlemci hem de katılımcıdır, daha çok soru sorarlar, öğrenmeye açıktırlar. Kurgu yaşlarına uygun olmalı,  çok çocuksu oyunlardan kaçınılmalıdır. 12- 15 yaş grubu artık ergenlik dönemine girmektedir, dolayısıyla değişken bir ruh haline sahiptir. Gençlik tiyatroları, gençler için  hem kendilerini ifade etmeleri için bir fırsat hem de enerjilerini yoğunlaştırabilecekleri uygun bir aktivitedir.

12308370_940788415995598_4427256447744939446_n

Tiyatro’nun yararları:

1.    Sadece izleyerek, taklit ederek yaşamı öğrenmeye keşfetmeye başlarlar.
2.    Bir tiyatro grubu içindeyse rol repertuarını genişletebilir. Böylece kendilerini daha iyi ifade edebilirler.
3.    Yine bir tiyatro ya da drama grubundaysa dayanışmayı, destek olmayı öğrenirler.
4.    Yaşamı daha iyi anlamlandırabilirler.
5.    Kendine güvenleri ve problem çözme yetenekleri artar.
6.    İletişim kurmayı öğrenirler.
7.     Sevgi, barış,  birlik olma gibi evrensel değerleri öğrenirler.
8.    Mutlu, inisiyatif sahibi, yaratıcı bireyler olarak yetişirler.

M. Çelik
Psikolojik Danışman

12341123_940788019328971_2540554821870160000_n

DİSLEKSİ NEDİR?

12208602_1486181061687260_6755755035087422539_n

DİSLEKSİ NEDİR?

Herhangi bir zihinsel sorunu, duyma ve görme engeli olmayan bir öğrenci okuma yazmada zorluk çekiyorsa ilk akla gelmesi gereken sorun Disleksi olmalıdır. İlk kez 1881 yılında tanımlanan bu bozukluk, Dünya Nöroloji Federasyonu tarafından “ geleneksel eğitim ortamında, yeterli zekaya ve sosyokültürel fırsata sahip olmasına rağmen, okumayı öğrenme güçlüğü ile kendini gösteren bir bozukluk” olarak tanımlamıştır. En geniş anlamıyla disleksi, akıcı okuma ve okuduğunu anlama sorunuyla kendisini gösteren nörolojik temelli bir öğrenme güçlüğüdür. Disleksinin temelinde sesleri farketme, çözümleme, harfe dönüştürme, işitsel kısa süreli bellek ve hızlı isimlendirme sorunları vardır. Disleksi, görme işitme problemlerinden kaynaklanan ve nörolojik olmayan okuma güçlüğünden ya da yetersiz öğretim ortamından kaynaklanan okuma güçlüğünden farklıdır.

Disleksi, zihinsel bir yetersizlik değildir ve zeka ile ilişkisi yoktur. Hatta zeka düzeyi çok yüksek çocuklarda da görülmektedir. Disleksiklerin zeka düzeyleri  düşük olmadığı gibi özel yeteneklere de sahip olabilirler. İzafiyet teorisini ortaya koyan Albert Einstein,  Rönesans döneminin büyük mimar, heykeltraş ve ressam Leonardo da Vinci’nin disleksi olduğu söylenmektedir. Ayrıca, sinema oyuncusu Tom Cruise, şarkıcı ve sinema oyuncusu Cher ve ünlü aşçı ve televizyon yapımcısı Jamie Oliver disleksi sorunu olan ünlüler arasındadır.

Disleksinin nedenleri

Disleksi doğuştan gelen gelişimsel ve travmaya bağlı disleksi olarak ikiye ayrılır. Doğuştan gelen disleksi kalıtsal olabileceği gibi, doğum öncesi, doğum sırasında ve doğum sonrası komplikasyonlara bağlı olarak da gelişebilir.

Günümüzde, çeşitli kuramlar ve varsayımlar olmasına rağmen, disleksinin nedeni ve  tedavi yolu bilinmemektedir. Bu nedenle, çocuğumuz disleksi ise, neden disleksi olduğuna takılmayıp, bundan sonra ne yapmalıyız sorusu üzerine odaklanılmalıdır.

Disleksinin Belirtileri

Dislekside erken tanı, hem çocuğun okuma becerisinin geliştirilmesi hem de gelecekte alacakları eğitimin nasıl olması gerektiğini belirlemek açısından çok önemlidir. Son yıllarda yapılan araştırmalar, erken eğitim desteğinin, özellikle okumanın akıcılığının arttırılmasında önemli rol oynadığını göstermektedir. Bu nedenle ailelerin, çocuğun okuma performansını izlemelerinde büyük yarar vardır. Aşağıda okul kademelerine göre başlıca disleksi belirtileri yer almaktadır.

Okul Öncesi Dönemde Gözlenen  Belirtiler

Bir çocukta disleksi tanısının konması okul öncesinde gözlemek biraz güçtür. Ancak aşağıdaki yetersizlikler disleksinin işaretleri olabilir.

  • Konuşmada gecikme
  • Yeni sözcükleri yavaş öğrenme.
  • Konuşurken anlama en uygun kelimeyi seçmede zorluk.
  • Kafiyeli sözcükleri öğrenmede güçlük
  • Harfleri tanımada güçlük
  • Yön (yukarı, aşağı gibi) ve zaman (önce, sonra, dün, yarın gibi) kavramları konusunda sorunlar.

İlköğretimin Başında Gözlenen Belirtiler

  • Alfabedeki harf dizinini öğrenmede güçlük
  • Seslerin karşılığı olan harfleri bulmada güçlük.
  • Kafiyeli sözcük üretmede ve sözcüğü oluşturan harfleri söylemede güçlük.
  • Hecelemede güçlük.
  • Sözcükleri, nesne ve kavram isimlerini hatırlamada güçlük.
  • Yazılı sözcükleri seslendirmede güçlük
  • Bir sözcükteki benzer sesleri ayırtetmede güçlük ve seslerin yerini değiştirme (Ör: Ekşi/eşki) .
  • Yazılı kelimeleri öğrenme ve hatırlamada zorluk.
  • Okurken kelime, satır atlama ve/ya da sözcüklerin sonuna ek ekleme ve ekleri okumama.
  • Yazı yazmada zorluk. Yazarken harf atlama ya da yanlış harf kullanma.

İlköğretim İkinci kademedeki belirtiler

Bazen okuma yazmayı çözen çocuklarda disleksi farkedilmez. Oysa etkisi devam etmektedir. Bu çocuklarda, 5. 6. sınıfa geldiklerinde ise;

  • Yavaş ya da yanlış okuma
  • Yazıda çok sayıda imla hatası (Cümle sonlarına nokta koymama, cümle başında büyük harf kullanmama, vb.
  • Sesli okumada güçlük, sözcükleri yanlış sırayla okuma, kelime atlama yada sözcüye takı ekleme
  • Sözcüklerin doğru anlamını bílmeme.
  • Çok kullanılmayan sözcükleri okuma ya da telafuz etmede güçlük gibi sorunlar ortaya çıkmaktadır.

Disleksiye eşlik eden diğer öğrenme güçlükleri

Disleksi tek başına var olduğu zaman, tanısı  ve   çocuğun sorunları ile baş etmesi daha kolaydır.

Ancak,  çoğu zaman disleksiye birçok öğrenme güçlüğü eşlik edebilmektedir. Bu nedenle bazı kaynaklar  bu farklı güçlüklerin belirtilerini de Disleksi belirtisi olarak göstermektedir. Disleksi diğer öğrenme güçlükleri ile birleştiğinde çok ciddi bir sorun haline gelmektedir. Bazen de diğer öğrenme güçlükleri ile karıştırılmaktadır.  Bunların başlıcaları aşağıda açıklanmaktadır.

Yazma Bozukluğu  (Disgraphia) : Bu öğrenme güçlüğü el göz koordinasyonundaki bozukluk nedeniyle ortaya çıkan yazma güçlüğüdür. Yazma bozukluğu olan çocuklar  hem yazma sürecinde çok yorulup güçlük çeker hem de yazıları okunaksızdır.

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB):  Disleksiklerin yaklaşık %12-%24’ünde aynı zamanda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu(DEHB) da görülür. Bu durumda tanısı daha kolay olduğu için çocuğa DEHB tanısı konur ve disleksi fark edilmeyebilir. Bu çocuğa DEHB tedavisi uygulanması okuma sorununu çözmez. Ayrıca iki güçlük birlikte olduğu zaman okuma öğretimi  güçleşir.

Disleksliklerin Eğitim Sürecinde Karşılaştıkları Sorunlar

Ülkemizde sadece disleksik olan çocuklar, Türkçe’nin yapısından ötürü (ses sayısının az olması ve her sesin bir karakterle temsil edilmesi) geç de olsa okuma-yazmayı çözebilirler. Ancak yaşıtlarından daha yavaş ve bazı sözükleri yanlış okumaları gözden kaçar. Bu yetersizlikleri; hız, uzun okuma ve yazma gerektiren sınavlarda başarısız olmalarına neden olur. Bazen de yaptıkları imla hataları, kötü yazıları nedeniyle öğretmenleri tarafından cezalandırılırlar. Çoktan seçmeli sınavlarda göreli olarak daha başarılı olmalarına karşın, soru kökünü yanlış okuma, sözcük atlama gibi nedenlerle yanlış seçeneklere yönelebilirler.

 

Bu çocuklar, sembollerle ilgili problemler  yaşadıkları için, matematik dersindeki sembolik göstergeler ve kavramları algılamakta da güçlük çekerler. Ayrıca ezberleme güçlüğü yaşadıkları için sayıları sırasıyla düz ve ters sayma, basit toplama işlemlerin sonucunu hızlı söyleme, çarpım tablosunu hatırlama gibi becerilerde de zorluk çekerek  matematik dersinde de başarısız olurlar.

Disleksiklerin ezberleme güçlüğü, dil bilgisi kurallarını öğrenmede sorun yaşamalarına neden olur. Bu durum yabancı dil öğrenmelerini de güçleştirir.

Disleksiyle Başetmede  Çevre ve Eğitimin Rolü

Yapılan araştırmalar, eğitim düzeyi yüksek anne-baba ve nitelikli öğretmen gibi çevresel etmenlerin erken tanıyı ve  çocukların  sorunlarıyla başa çıkmalarını kolaylaştırdığını göstermektedir.

Aileler, öğrenme güçlüğü çeken çocuklarına karşı zorlayıcı davranmamalı, yardım ederken sinirlenmemeli, çocuğun anlayamadığı  konuları gerekirse defalarca tekrar etmelidirler. Bu çocukların istemedikleri için okumadıklarına inanmak en büyük yanlıştır. Onlar okuyamadıkları için okumak istememektedirler. Böyle bir davranış, sorunu daha da büyütür. Çocuk aile ile iletişimi keser ve kaygı düzeyi yükselir. Bu nedenle anne babalar yeterli sabıra ve öğretme becerisine sahip değilse mutlaka uzman yardımı almalıdır. Unutulmamalı ki disleksik çocukların akıcı ve doğru okumaları uzun süreli okuma eğitimi ile mümkündür.